Şehir Üniversitesinin kapatılması muhalefeti hizaya sokma çabasıdır

Cumhurbaşkanı imzasıyla Resmi Gazetede yayınlanan kararla İstanbul Şehir Üniversitesi’nin “mevcut mal varlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği” gerekçesiyle faaliyet izni kaldırıldı. Arazi ihtilafı ve banka borçları gerekçe gösterilen bu kapatma işleminin ekonomik nedenlerden kaynaklandığına inanmak mümkün değildir. Kendilerine yakın sermaye gruplarının 3 milyarın üzerinde vergi borcunu bir gecede silen hükümetin bu gerekçesi inandırıcı değildir. 

Bu karar siyasi muarızlarının burnunu sürtme, muhalefeti hizaya sokma çabasının eğitim alanında bir tezahürüdür. Bu uygulamayı KHK’larla, eğitim emekçilerinin ve akademisyenlerin bir gecede hukuksuzca işinden ekmeğinden edilmesinde, tarihi-köklü üniversitelerin bölünüp “yeni” üniversite üretilmesinde olduğu gibi eğitim alanının bir bütün olarak siyasi iktidarın ideolojik üretim merkezlerine dönüştürülmesi süreçlerinden tanıyoruz. Bizler, milyonlarca gencin, ailelerinin ve eğitim emekçilerinin hayatlarını, geleceklerini belirleyen eğitim süreçlerini politik ihtiyaçlarınız için dizayn etmenize de siyasi hesaplaşmalarınızın payandası yapmanıza da sessiz kalmayacağız. 

Halkların Demokratik Partisi, okul öncesi eğitimden yükseköğrenime kadar eğitimin her aşamasında eşit, parasız, anadilinde, nitelikli, demokratik eğitimi hayata geçirme mücadelesi vermektedir. Eğitimin herkes için ulaşılabilir kamusal bir hak olarak devlet tarafından karşılanmasını, vakıf üniversiteleri adı altındaki özel üniversitelerin parasız nitelikli kamu üniversitelerine dönüştürülmesini savunmaktadır.  Söz konusu KHK ile yapılanların bununla uzaktan yakından ilintisi yoktur.

Siyasi iktidar üniversitelerin sorunları ile ilgileniyorsa, gençleri iki saat içinde bütün hayatlarına yön verecek strese boğan merkezi sınavların kaldırılmasından, rahatsızlanarak çıktığı sınava giremediği için canına kıyan Ömer’leri hayata bağlayacak çözümler bulmaktan, yüzde 25’leri geçen genç işsizliğine ve diplomalı işsizliğe önlem almaktan, bir gecede işten attığı akademisyenlerin üniversitelere dönüşünü sağlamaktan başlamasını öneriyoruz. Eğitimin bilimsel temellerde bütünsel dönüşümünü tartışabilecek koşulları yaratmalıdır.

Eğitimin gerçek sorunlarına gerçek çözümler bulmak ancak velisinden öğrencisine, eğitmeninden sendikalarına kadar eğitimin tüm bileşenleri ile yan yana gelerek, birlikte tartışıp, ihtiyaçları birlikte belirleyip, birlikte eyleyerek mümkün olabilir. Siyasi iktidardan böyle bir beklentimiz yoktur. Mücadelemiz bunun içindir.

Sevtap Akdağ Karahalı
Eğitim Politikaları, Spor, Kültür Sanat Komisyonu Sözcüsü
1 Temmuz 2020