Mülteciler pazarlık ve tehdit konusu yapılamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Almanya Şansölyesi Merkel ile yakın geçmişte yaptığı kirli pazarlık henüz hafızalarda tazeliğini korurken, şimdi de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Hollanda ile yaşanan gerilimi bahane ederek, ‘gerekirse Mülteci Anlaşmasını iptal edebiliriz’ ifadesini kullanmıştır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise ‘Çok arzu ediyorsanız bir Geri Gönderme Anlaşmamız var, isterseniz size göndermediğimiz her ay 15 bin mültecinin önünü açalım da aklınız bir şaşırsın’ diyebilmiştir. Bu açıklamalar akla ve vicdana sığmamaktadır.

AKP Hükümeti, Avrupa ile yaşadığı en ufak bir sorunda mültecileri tehdit ve pazarlık konusu etmektedir. Bu tür açıklamalar, toplumda yaygınlaşan mültecilere yönelik nefret söylemini, suçlarını ve duygularını da körüklemektedir. 

Suriye'de yaşanan iç savaş 5. yılını doldurmuştur. Bu süreçte yaklaşık 7 milyon insan ülkelerini terk ederek komşu ülkeler Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır'a göç etmek zorunda kalmıştır. Şu anda resmi rakamlarla 2 milyon 700 bin, resmi olmayan rakamlara göre ise yaklaşık 3 milyon 500 bin Suriyeli mülteci Türkiye'de yaşamaktadır.

Suriyeli mülteciler adeta bir günah keçisi konumundadır. Metruk binalarda, parklarda, naylon çadırlarda, barınma, güvenlik haklarından mahrum olarak yaşamanın yanı sıra cinsel istismara uğramakta, çocuk yaşta fuhuşa zorlanmakta, psikolojik ve fiziksel şiddetle karşılaşmaktadırlar. 

Çalışma hayatı da mültecilerin en büyük hak ihlali yaşadıkları alanlardan birisidir. Suriyeli mültecilerin yaşadığı hukuki statü yokluğu yüz binlerce mültecinin kölelik koşullarında çalışmalarına neden olmaktadır. Türkiye'de 400 bin civarında Suriyeli emekçi çalışmaktadır, bu emekçilerin yalnızca 4 bini sigortalıdır. Bu durum temel insan haklarına ve mevcut çalışma hukukuna aykırıdır. 

Ülkemizde güvencesiz, kayıtdışı, sefalet ücretleriyle çalışmaya zorlanan emekçilerle, Suriyeli emekçileri karşı karşıya getirme çabaları, Suriyeli emekçilerin ötekileştirilmelerine ve onlara yönelik nefret söylemlerine neden olmaktadır. 

Hükümeti bir kez daha Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya, 6458 sayılı ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na koyduğu coğrafi sınırlamayı kaldırmaya çağırıyoruz. Bir kez daha Suriye ya da diğer ülkelerden gelen mülteciler için şu an uygulamada olan ‘Geçici Koruma Statüsü’nü kaldırıp en temel insan hakkı olan ‘Mültecilik Statü’sünü tanımaya çağırıyoruz. 

Gülsüm Ağaoğlu
Halkların Demokratik Partisi
Merkez Yürütme Kurulu Üyesi
(Göçmen ve Mülteci Komisyonu)
18 Mart 2017