10 Ekim Ankara Katliamı sonrasında etkin yargılama yapılmamasına ilişkin önergemiz

Grup Başkanvekillerimiz Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, Ankara Katliamı ardından geçen 5 yılın sonunda ortaya çıkan yeni bulguların, IŞİD sanıklarının korunduğuna dair endişeleri artırdığına dikkat çekerek, katliama ilişkin etkin yargılama yapılmamasının nedenlerinin ortaya çıkarılması amacıyla TBMM'ye araştırma önergesi verdi:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

10 Ekim 2015 günü Ankara Tren Garı kavşağında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Barış Mitingi’ne giden grubun bulunduğu bölgede saat 10.04’de meydana gelen bombalı saldırılarda 103 kişinin ölümü ile neticelenen katliamın sanıklarının büyük çoğunluğunun firari olması, sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanmaması, daha önceden sanık konumunda bulunanların sonradan tanık olarak dinlenerek tahliye edilmeleri ile birlikte 5 yılın sonunda ortaya çıkan yeni bulgular, IŞİD sanıklarının korunduğuna dair endişeleri artırmakta olup katliam sanıklarının neden etkin şekilde yargılanmadıkları hususunun aydınlatılması amacı ile Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırılması açılmasını arz ve talep ederiz.

GEREKÇE

10 Ekim 2015 günü Ankara Tren Garı kavşağında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Barış Mitingi’ne giden grubun bulunduğu bölgede saat 10.04’de meydana gelen canlı bomba saldırılarında 103 kişi ölmüş ve 500’e aşkın kişi yaralanmıştır. 10 Ekim Ankara Katliamı Türkiye tarihinde gerçekleşen en büyük canlı bomba katliamı olarak anılmaktadır. Kamuoyuna yeni yansıyan verilere göre katliam anına ilişkin yeni görüntüler ortaya çıkmış olup bu görüntülere göre saldırganların büyük bir rahatlık içerisinde şehirde dolaştığı ve polis aramasından geçmeden miting alanına girdikleri yer almaktadır.

Ancak tüm bunlara rağmen etkin yargılama yapılmamış, tüm sanıklar davaya dahil edilmemiş, önceden davanın sanığı konumunda olanlar etkin pişmanlık müessesinin uygulamaya konulmasıyla tanık konumuna getirilmiş, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ise yargılamadan tamamen azade tutulmuştur. 5 yılın sonunda katliamla ilgili yargılan 35 kişiden 19’u tutuklu, 16’sı firari durumdadır. Bu firari sanıkların hiç biri yakalanmıştır. 35 sanıklı dava neticesinde 3 Ağustos 2018 yılında verilen kararla 9 sanık için 'anayasal düzeni ihlal' suçundan birer kez, 'kasten öldürme suçundan' da 100'er kez olmak üzere toplam 101'er kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmiş; 9 sanık da örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezası alırken, firari sanıkların dosyaları tefrik edilmiştir. Ayrıca tutuklu sanıklardan ve Gaziantep’ten bombacıları getirdiği bilinen Erman Ekici hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye hukuk tarihinde ilk kez olmak üzere Ceza Kanunu’na son değişiklikle giren “İnsanlığa Karşı Suç”tan dolayı dava açmıştır. Ekici hakkında açılan bu davanın firari olan ve olmayan diğer sanıklar hakkında da verilmesi gerekirken mahkeme bu talebi reddetmiştir. Avukatların itirazı sonucu süreç İstinaf mahkemesinde devam etmektedir.

Firari sanıkların yargılandığı son duruşmada, firari 16 sanıktan 4’ü katliamdan dolayı Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek, Kasten Öldürme, Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçlarından, geri kalan 12 sanık ise sadece Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yargılanmaya devam etmektedir.

Ancak bilindiği üzere, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek, Kasten Öldürme, Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçlarından ağırlaştırılmış müebbet cezası dahi verilse zamanaşımı süresi 30 yıldır. Ayrıca 16 firari sanıktan 12’si, sadece silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanıyorlar ve onun zamanaşımı süresi ise 15 yıldır. Yani bu sanıklar için 10 yıl sonra süre dolmaktadır. Oysa Ceza Kanuna göre İnsanlığı karşı suçta zamanaşımı yoktur.

Üstelik bu firari sanıklar sadece 10 Ekim katliamından dolayı değil başka suçlardan da aranan şahılardır. Örneğin, Savaş Yıldız, 7 Haziran seçimleri öncesi Adana ve Mersin HDP binalarını bombalayan şahıstır. Yine, Firari sanıklardan Nusret Yılmaz kırmızı bültenle aranmasına ve lider konumunda hiç yakalanmamıştır. Bu şahıs, 2017 yılında hakkında kırmızı bülten varken Türkiye’nin Sarp Sınır Kapısı'ndan Gürcistan’a geçmiş Gürcistan ise bu şahıs kırmız bültenle aranıyor diyerek Türkiye’ye iade etmiştir. Bu iade sürecine rağmen şahsın tekrar Gürcistan’a geçmesi üzerine Gürcistan makamları şahsı tekrar iade etmiştir. Tutuklu yargılanması gereken şahsın nerde olduğu bilinmemektedir.
Dava boyunca tanık anlatımlarından da açıkça anlaşılacağı üzere adı geçen firari sanıkların sınırdan rahatlıkla geçtikleri, Türkiye’deki hastanelerde defalarca kez tedavi oldukları, IŞİD’in önemli isimlerinden oldukları anlaşılmakta ise de Türkiye’de hiçbir şekilde yakalanmayıp yargılanmamaları anlaşılır olmaktan uzaktır.

Öte yandan 5 yıldır yakınlarını ve dostlarını anmak için Gar alanına girmek isteyen insanlara zorluk çıkarılmakta, gözaltılar yaşanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde yapılmak istenen anmalarda da çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır ve oldukça sert görüntüler ortaya çıkmıştır. Canlı bombalara karşı gösterilmeyen güvenlik tedbirlerinin yasını tutmak ve anma yapmak isteyen insanlara karşı gösterilmesi anlaşılır gibi değildir.

5 yılın sonunda anlaşılmaktadır ki; Mahkemeler ellerindeki tüm dokümanlara rağmen katliamın boyutlarını ortaya çıkarmamış ve katliamın tüm sorumlularını yargılamamıştır. Bu bahisle parlamentonun görev alması ve katliam sanıklarının neden yakalanmadıkları ve yargı karşısına çıkarılmadıklarını ortaya çıkarması elzemdir.

13 Ekim 2020