Bir daha darbelerin yaşanmamasının yolu, erkek egemen, militarist, iktidarı için her yolu kullanan aklı mağlup etmekten geçiyor


15 Temmuz’da, siyasal değişimi yaratacak gücü, halkın mücadelesi yerine askeri iktidarda ve darbede arayanların yarattığı şiddet ortamında yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaştığımızı ifade etmek istiyoruz.

Halkların Demokratik Partisi Meclis Kadın Grubu adına bir açıklama yapma gereği hissediyoruz. Çünkü biliyoruz ki pek çok kadın, 15 Temmuz akşamı başlayan ve sorularla, endişelerle devam eden bu günlerde benzer duyguları paylaşıyor…

Bir kısmımız, özellikle 12 Eylül darbesini görenlerimiz, bir askeri cunta rejiminin kadınların hayatlarında nasıl iyileşmez yaralar açtığına bizzat tanık olduk. Askeri cezaevi deneyimi yaşamış olanlar, diğerlerimizin duymadığı “hoş geldin işkencesi”, ‘kafes’, ‘tabutluk” gibi kelimeleri ve cinsel şiddeti bilir, kimsenin bilmediği acı anılarla yaşarlar.

Darbe, bizler için halen kadınların yaşadıklarıyla yüzleşemediğimiz bu karanlık günlerdir…

1 milyondan fazla kişinin fişlendiği, onlarca kişinin idam edildiği, yüzlerce insanın işkencede öldürüldüğü, kadınların en ağır işkencelere maruz kaldığı, yakınlarının büyük acılar yaşadığı; dışarıda yakınlarını bekleyen kadınların, annelerin ise insan hakları mücadelesini Türkiye’ye öğrettiği günler…

Darbelerle dolu tarihimizde biz kadınlar, savaş karşıtı ve demokrasiden yana duruşumuzla Gayrettepe işkencehanesinden Mamak, Diyarbakır zindanlarına, işkenceler bir daha yaşanmasın diye mücadele ettik. Askeri vesayetin kalkıştığı hiçbir darbenin, halkın iradesini temsil etmeyen hiçbir yönetimin, kadınların geleceğini aydınlatmayacağını biliyoruz.

Özellikle vurgulamak isteriz ki; bizlerin aylardır bu ülkede ‘sivil darbe var’ diyerek ifade ettiğimiz otoriter ve tekçi yönetim krizi ve çoğulcu demokrasi sorunu, Kürt illerindeki uygulamalar ve yürütülen savaş; bugün yaşadığımız darbe girişiminin koşullarını yaratmıştır.

Bir ülkede savaş olduğu sürece darbe tehlikesi her zaman vardır! Bunun panzehiri ise daha fazla otoriterleşmek değil, aksine herkes için demokrasi ve özgürlüklerin yolunu açmaktır.

Ancak 15 Temmuz sonrası sokaklarda tanık olduğumuz bazı olaylar, özellikle biz kadınlar için demokrasi umudu doğurmaktan uzaktı. 15 Temmuz’dan itibaren erkekler sokaklarda, erkekler üniformalar içinde, erkekler siyasetteydi. Yöntemleri erkekti. Demokrasi mücadelesi değil; bir iktidar mücadelesi yaşandı. Tahrik edilmiş ve suç işleyen, çoğunluğu erkeklerden oluşan gruplar, yarattıkları şiddetle ülkenin katliam tarihinden geçmiş Alevileri, Türkiye’de yaşayan Suriyelileri, kadınları ve tüm halkları tedirgin ettiler.

Darbe şüphelisi askerleri “gavur”, eşlerini "savaş ganimeti" olarak adlandıranları, darbe suçlamasıyla yakalanan askerleri kız çocuklarına cinsel saldırıda bulunmakla tehdit eden polisleri gördük! Kullandıkları dil ve yöntemler, 12 Eylül darbesinde kadınlara cinsel işkenceler yapan askerlerin, Kürt illerinde öldürdükleri kadınların çıplak bedenlerinin fotoğraflarını paylaşan, yatak odalarında kadın kıyafetlerini, iç çamaşırlarını parçalayan, duvarlara cinsiyetçi yazılar yazan, IŞİD’in Türkiye kolu gibi çalışan ‘‘Esedullah Tim’’lerinin, özel harekâtın, asker ve polislerin yöntemleri ile aynıydı.

Bir daha darbelerin yaşanmamasının yolu, işte bu erkek egemen, militarist, iktidarı için her yolu kullanan aklı mağlup etmekten geçiyor.

Bilinmelidir ki; akıllarınca savaşları, darbeleri kadınlar üzerinden kurdukları cinsiyetçi söylemlerle yürütenlerin sözlü ya da fiziki şiddetine hiçbir kadın boyun eğmemiştir, eğmeyecektir!

Darbelerden kurtulduk demek için henüz erken. Toplumsal galeyanın, darbenin yaratacağı hasarların önüne geçmek için önlemler almak gerekiyor. Darbe teşebbüsünden sonra, binlerce hakim, savcı ve devlet memurunun bir anda gözaltına alınmasıyla sarsılan güvenleri onarmak, şüpheliler için hukuka uygun ve adil bir yargılamanın yapılacağı inancını yaratmak, basın üzerindeki baskıya son vermek, kadınlara, tüm halklara ve kesimlere bu ülkenin onların da ülkesi olduğu güvenini vermek gerekiyor.

Bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirmiş yargının gerçek rolüne kavuşması, uluslararası kurumlarca da defalarca tespit edilen insan hakları ihlallerini sona erdirmek, yaşananlarla yüzleşmek, barış için yeniden adım atmak, darbeleri önleyecek tek yoldur.

Darbe teşebbüsü ertesinde toplu olarak gözaltına alınan üst rütbeli personeller arasında Kürt halkına yönelik kitlesel hak ihlallerini gerçekleştiren kişiler var. Bu kişilerin işledikleri savaş suçları için de yargılanmaları toplumsal barışı kurmak için vazgeçilmezdir. İnsanlığa karşı suçların ise bildiğiniz gibi zamanaşımı olmaz! Özellikle yargılanan darbe şüphelisi komutanların ve onların emrindeki özel birimlerin kadınlara karşı işledikleri suçlar ortaya çıkarılmalı ve sorgulanmalıdır.

Biz darbenin panzehiri demokrasidir derken idam ve bireysel silahlanmanın gündeme getirilmesi ise; demokrasiyle asla bağdaşmayan, darbeci anlayışın devamıdır. Siyaset intikamla yapılmaz! Bireysel silahlar ise en çok kadınları vurmaktadır.

Sokaklar, o sokaklarda düşünceleriyle, duruşlarıyla, farklılıklarıyla rengarenk binlerce kadın varsa anlamlıdır.

Biz kadınlar, sokaklarda, darbelere ve tüm yasaklamalara, insan hakları ihlallerine, erkek egemenliğine ve militarizme karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. İnsan hakları, demokrasi ve eşitlik için yürütülen her mücadelenin birbirine denk olduğu ve demokrasinin gereği kabul edildiği günlere uyanmayı diliyoruz.

Kimse cesaretini yitirmesin, darbelere ve tüm baskılara karşı kadınlar olarak kolektif bir mücadeleyi örgütleyeceğiz. Sesimizi birlikte yükselteceğiz.



Halkların Demokratik Partisi 
Parlamento Kadın Grubu

20 Temmuz 2016