Ağrı Milletvekilimiz Dilan Dirayet Taşdemir’in Aile Bütünlüğünün Korunması Komisyonu raporuna ilişkin basın açıklaması


Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'na Ağrı Milletvekilimizin yaptığı Basın Açıklamasının Metni ve muhalefet şerhi.

Aile bütünlüğünün sağlanması ve boşanma sebeplerinin araştırılması komisyonunda ben ve Aycan İrmez arkadaşımız HDP adına yer aldık.

Parti olarak kadınların evlilik içerisinde yaşadığı sorunlar ile ilgili ve ailenin demokratik bir yapıya büründürülmesi için iki araştırma önergesi verdik. Bu önergeler diğer partilerin önergeleri ile birleştirildi ve Aile Bütünlüğünün Korunması Komisyonu kuruldu.

Ancak her ne kadar Meclisteki bütün partilerin önerileri ile kurulmuş olsa da çalışma yöntemi, komisyon gündemi ve raporun içeriğinde bir ortaklaşma sağlanamadı. Bizim ziyaret edilecek iller, kurumlar ve komisyona davet edilecek uzmanlarla ilgili önerilerimiz dikkate alınmadı.

Hükümete yakın kurumlar komisyona davet edilirken bu alanda 1987den beri çalışmalar yürüten Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı davet edilmedi.

Konuları farklı yönleriyle ele alabilecek uzmanlar çağrılmadı. Örneğin boşanmış babaların yaşadığı sorunlarla ilgili 4 kurum temsilcisi 1 uzman dinlenildiği halde, boşanmış kadınların yaşadıkları sorunlarla ilgili ne bir kişi davet edildi ne de bir kişi dinlenildi. Benzer şekilde erken evliliğe yönelik hukuki yaptırımlar nedeniyle mağduriyetini ifade eden kişiler dinlenildi ancak erken evlilik mağduru kişilere kulak verilmedi.

Komisyonda muhalif görüşler sunan uzmanlar baskı altına alındı. Komisyonun AKP’li üyesi iki ay arayla iki farklı uzmana psikolojik şiddet uyguladı. Bu konuda güvence talep ettik ancak açıklama yapılmadı.

Komisyondaki usule yönelik itirazlarımız dışında, raporda getirilen önerilere ve yaklaşıma yönelik itirazlarımız da var.

Önerilerde özellikle iki sorun öne çıkıyor. Birincisi hukuken yetkisiz makamlar yetkilendiriliyor. Örneğin çocuk tesliminde ASPB’NIN çocuk teslimi ile ilgili takdir yetkisini görev yetkisi olmayan bir kuruma bırakması başlı başına bir sorundur.(Ör. Ensar Vakfı)

Mademki hukuki olmayan yollar ve yetkisi olmayan kurumlar aracılığı ile hukuki süreçlerin kısaltılması isteniyor o zaman aile mahkemeleri çoğaltılsın, mahkemeler de zaman ve alt yapı bakımından güçlendirilsin.

Sorunlardan ikincisi; kadınların Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve 6284 sayılı yasa ile edinmiş olduğu haklara el koyan önerilerin getiriliyor olması.

Muhalefet şerhinde öneri ve eleştirilerimize ayrıntılı olarak yer verdik ama burada kritik önemde gördüğümüz 5 konuya değinmek istiyorum.

1.Nafaka İle İlgili Düzenlemeler

Nafaka ile ilgili süre kısıtlamasına yönelik düzenleme yapılması önerisi kadınların içinde bulunduğu yoksulluk koşullarını görmezden geliyor. Komisyona katılan uzmanlar da ifade etti. Türkiye’de kadınların çoğu yoksul, işsiz ve sosyal güvenlikten faydalanamıyor. Malların tamamına yakını erkeklerin üzerine zimmetli. Zaten, mevcut düzenlemede kadının yoksulluktan kurtulduğunun tespit edilmesi ile birlikte nafaka kesiliyor. Sonuç olarak bu düzenleme kadınları yoksulluk koşullarına mahkum ediyor.

2. Çocuk İstismarının Cezasız Bırakılması İle İlgili Düzenleme

Uluslararası kurumlar ve kadın örgütleri Türkiye’den evlilik yaşının 18 yaşa yükseltilmesi ile ilgili düzenleme beklerken tam tersine erken evliliklere cezasızlık getiriliyor. 

Öneride “evliliğin 5 yıl boyunca sorunsuz ve başarılı devam etmesi halinde” diye bir ibare var. Evliliklerde sorunsuzluk durumu hangi kıstasa göre, kim tarafından nasıl saptanacak?  Ensar Vakfı olayında çocuk tacizcilerine arka çıkan, aile içi eşitsizliği kendi eğitim anlayışlarında meşrulaştıran bir Kurum mu saptayacak? Bütün bu saptamalar sonucunda sadece Ensar Vakfı anlayışına göre mi ‘makul aile tanımı’ yapılacak.

3. İstanbul Sözleşmesi İle Yasaklanan Arabuluculuğun Getirilmesi Önerisi 

2012’deki arabuluculuk düzenlemesini yapan uzman bile katıldığı bir konferansta arabuluculuğun boşanma davalarında uygulanamayacağını açıkça ifade ediyor Geçenlerde Adalet Bakanı Sn. Bekir Bozdağ basına yaptığı açıklamada, boşanma davalarında devletin kadınla erkeğin arasına girmesini doğru bulmadığını söyledi. Bir yandan bu açıklamalar yapılıyor bir yandan da arabuluculuk savunuluyor. Yani devlet boşanma söz konusu olduğunda araya girmesin fakat boşanmaların önlenmesi için aracı olsun!

Türkiye’nin bu konudaki asıl sorunu arabuluculuğun fiilen uygulanmasıdır. Boşanmak isteyen kadınlar evde aile büyükleri; karakolda polis, hastanede doktor tarafından ikna edilmeye çalışılıyor ve şiddet döngüsünden kurtulamıyor. Yapılması gereken bu fiili arabuluculuğun engellenmesi ve gerekli hukuki zeminin hazırlanmasıdır.

4.İstihdam

Raporda istihdamla ilgili öneriler dikkati çekiyor. Türkiye’de kadının istihdamının önündeki en önemli engelin çocuk bakımı olduğu Komisyon Raporu da dahil, çok defa ifade ediliyor. Buna karşın istihdamla ilgili önerilerde buna dair tek cümle yok. 

5. Ailenin Tekçi Bir İslam Anlayışının Ve “Türk kültür yapısının’’ aktarıldığı bir kurum Olarak Muhafaza Edilmeye Çalışılması

Son olarak getirilen önerilerde ailenin tekçi bir İslam anlayışının ve “Türk kültür yapısnın’’ aktarıldığı bir kurum olarak muhafaza edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’de Sünni İslam dışındaki dini değerler, Türk gelenek görenekleri dışındaki kültürel değerlere tek bir atıf bile yok. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için önerilen anadil hizmeti Türkiye’deki farklı kültürler için göz ardı edilmiş. Aile danışmanlığı alanında çalışacak uzmanların dahi‘ milli kültürümüze’ duyarlı olacak şekilde yetiştirilmesi şeklinde önerilerde bulunuluyor.

Politik Yaklaşım

Komisyondan aile içi ilişkilerin demokratikleştirilmesine, ailenin tercihe bağlı bir yapıya dönüştürülmesine odaklanması beklenirken, tam tersine AKP’nin politikası boşanmaların önlenmesi yönünde güçlenmeye başladı. Bu politikalardan dolayı bu Komisyonun adı  aslında Boşanmaların Önlenmesi komisyonudur.

Anlaşılıyor ki bu Komisyon toplumda bir boşanma sorunu varmış gibi bir intiba yaratmak için kurulmuş. Ama bize sunulan bilgiler aksini iddia ediyor. Türkiye’de boşanma hızı binde 2 bile değil ve nüfusun yüzde 4’ü boşanmış. Üstelik boşananların yüzde 80’i yeniden evleniyor. Avrupa’da Türkiye boşanma hızının en düşük olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

Üstelik boşanmaların çoğu uzun evliliklerde gerçekleşiyor. Yani Türkiye’de boşanma çabuk alınan bir karar değil.

Bu veriler Türkiye’de boşanmanın değil, boşanma konusundaki tabunun ve boşanmaların çatışmalı bir şekilde sonlandırılmasının sorun olduğunu gösteriyor.


Not: Boşanma komisyonu raporuna ilişkin muhalefet şerhimizi buradan indirebilirsiniz.