Kadınları kravatlı “adalet” değil özsavunma kurtarıyor

Kadın Meclisimizin özsavunmasını gerçekleştirdikleri için yargılanan kadınlara ilişkin açıklaması:

Geçtiğimiz iki gün boyunca HDP Kadın Meclisleri olarak özsavunmasını gerçekleştirdikleri için yargılanan kadınların ve katledilen kadınların duruşmalarını takip ettik. İki gün boyunca gördüğümüz şey kadınların meşru müdafaa hakkının gaspı, katil erkeklerin korunması ile buna karşı kadınların güçlü dayanışması ve adaleti koparıp alma kararlılığı oldu.

14 Mayıs’ta İstanbul’da görülen Aylin Işık davasında Aylin’e 15 yıl hapis cezası verildi. Aylin, yıllarca kendisine şiddet uygulayan kocasını öldürmek zorunda kalan bir kadındı. Aylin’in 5 yıl boyunca yaşadığı sistemli işkence mahkeme tarafından göz önüne alınmadı.

Peki Aylin öldüren değil de katledilen olsaydı ne olacaktı? Kravat taktı diye katilin cezası hafifletilecekti yahut katile ağır tahrik indirimi uygulanacaktı. Ne yazık ki bunun pek çok örneği ile karşılaştık ve karşılaşmaya devam ediyoruz. Ancak bizler, kadınların mücadelesi ile yarattıkları adaleti de biliyoruz. Kadın dayanışması sonucu serbest bırakılan Çilem Doğan ve Name Öztürk gibi…

Name, kendisini öldürmek üzere olan eski kocasına karşı durup özsavunmasını gerçekleştirdiği için 12,5 yıl ceza almıştı. 15 Mayıs’ta istinaf mahkemesinde görülen davada Name tahliye edildi. Kadın dayanışması Name’yi erkek yargının elinden koparıp aldı.

15 Mayıs’ta görülen bir diğer dava ise Şule Çet davası idi. Şule, tecavüze uğrayan ve bir plazanın 20’nci katından aşağı atılarak katledilen bir kadındı. Şule’nin katilleri 3 ay boyunca ellerini kollarını sallayarak Ankara sokaklarında dolaştılar. Kadınların mücadelesi ile oluşan kamuoyu sonucu katiller tutuklandı, ancak iki mahkeme boyunca da yargılanan Şule oldu… Son mahkemede de sanıklar takım elbiseleri ve temiz traşları ile duruşmaya katıldılar. Sanık Çağatay Aksu cezaevlerindeki davranışlarından dolayı iki kez ödül aldığını söyledi. Salonda bulunan Çet ailesi ve kadınlar sanıkların hedefindeydi, mahkeme salonu “kadın programı” değildi, Şule’nin babası “kızına sahip çıkmalı” idi. Mahkeme Şule’nin psikolojik durumunun incelenmesi yönünde karar verdi.

Eğer Şule, Aylin ve Name gibi özsavunma hakkını kullanabilmiş olsaydı bugün aramızda olacaktı. O yüzden altını çizerek ifade ediyoruz ki özsavunma bir yaşama ve nefes alma mücadelesidir. Özsavunma yaparak TCK’nin 25’inci maddesinde geçen meşru müdafaa hakkını kullanan kadınlar cezalandırılıyor, kadınları katleden erkekler ceza indirimleri ile ödüllendiriliyorsa, bu yargının ve devletin kimin tarafında durduğunun ilanıdır. Yargı kadınları katleden erkeklerin yanındadır, AKP iktidarı çıkardığı bütün yasalarla kadına yönelik şiddeti, çocuk istismarını meşrulaştırmaktadır, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve tüm iktidar temsilcileri açıklamaları ile erkekleri kadına yönelik şiddete teşvik etmektedir.

Erkek egemen sistem, tüm gerici unsurları ve tüm devlet mekanizmalarını arkasına alarak kadınlara saldırırken biz kadınların yapması gereken bu şiddete karşı yan yana gelmektir, birbirimizi 20’inci kattan düşerken tutmaktır, aşağı atanlardan hesap sormaktır. HDP Kadın Meclisleri olarak özsavunma hakkını kullanan Aylin Yıldız’ın ve Name Öztürk’ün yanında olduğumuzu ve erkek adalet değil gerçek adalet sağlanana kadar Şule Çet davasının takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz. Ayrıca kamuoyunun dikkatini 16 Mayıs’ta Ankara’da Yargıtay’da görülecek olan Nevin Yıldırım’ın duruşmasına çekmek istiyoruz. Tüm kadınları bir kadın daha eksilmemek için birbirimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

HDP Kadın Meclisi
15 Mayıs 2019

Etiketler : #Kadın Meclisi