Sivas Katliamı’nın faillerinin tespit edilmesi amacıyla verdiğimiz önerge

Sivas Katliamı’nın faillerinin tespit edilmesi amacıyla verdiğimiz önerge

Grup Başkanvekillerimiz Fatma Kurtulan ve Saruhan Oluç'un Sivas Katliamı’nın faillerinin tespit edilmesi amacıyla TBMM'ye sunduğu araştırma önergesi:

2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın faillerinin ve bu katliamda sorumluluğu bulunan kişi, grup ve kurumların tespit edilip gerekli işlemlerin başlatılmasını sağlamak ve söz konusu katliamla ilgili toplum vicdanını rahatlatacak, toplumsal adaleti besleyecek süreçlerin işletilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. İç Tüzüğün 104. ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Aydınların, yazarların, sanatçıların, şairlerin, gazetecilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve inanç temsilcilerinin katılımıyla Sivas ilinde gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri devam ederken, 2 Temmuz 1993 günü Madımak Oteli’nde Cumhuriyet tarihinin en acı veren katliamı yaşanmıştı. Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri gerçekleştirileceği tarihten günler öncesinden itibaren başlayarak il yerel basınında ‘İslamiyet düşmanlığı’ şeklinde lanse edilmiş, Sünni Müslümanlar ‘gereken cevabı vermeye’ davet edilmiş ve kentte etkinliğe yönelik gerek el ilanları dağıtılarak gerekse de camilerden cihat çağrıları yapılmıştı.

Sivas Katliamı’nı organize eden kitle 2 Temmuz 1993 günü, binlerce kişi ile birlikte sloganlar atarak önce Halk Ozanları Heykeline, ardından etkinliğin yapıldığı kongre merkezine saldırı düzenlemişti. Akabinde ise etkinliğe katılan kişilerin konakladığı Madımak Oteli’ne doğru yürüyüşe geçmişti. Otelde mahsur kalan mağdurlar tarafından hükümet yetkilileri aranmış ve ‘merak etmeyin gerekli tedbirler alındı’ yanıtı alınmıştı. Aradan geçen saatlere rağmen otele hiçbir yardım ulaşmamış, otel saldırganlar tarafından ateşe verilmiş ve çoğunluğu Alevi 33 aydın, demokrat, yazar, ozan ve gazeteci, 2 otel emekçisi 35 kişi diri diri yakılarak öldürülmüştür.

Katliamı takip eden gün dönemin Cumhurbaşkanı ‘Güvelik güçleri ile halkı karşı karşıya getirmeyin, yaşananlar münferittir. Bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi’ demiş, yine koalisyon hükümeti Başbakanı ‘Çok şükür otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir’ ifadelerini kullanmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı ‘Aziz Nesin’in halkın inançların karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir’ söylemleriyle katliamı meşrulaştırmış ve hatta dönemin Adalet Bakanı Sivas katliamı sanıklarını cezaevinde ziyaret etmiştir.

Sivas Katliamı’nın yargı ayağı da büyük hukuksuzluklara sahne olmuştur. Polis kayıtlarına göre 15.000 kişinin katıldığı olaylarda sadece 128 sanık yakalanmış, bu sanıklar yargı sürecinde gereken cezaları almamıştır. Ankara 1 Nolu DGM, ilk kararında 26 sanığa adliyen adam öldürme suçunu işledikleri savı ile TCK’nın 450/6. maddesi gereğince ceza vermiş daha sonra bu cezalar, Aziz Nesin’in konuşmalarının tahrik edici nitelikte olduğu gerekçesiyle 15 yıla indirilmiştir. Sonrasında devam eden dava ise zaman aşımına uğramıştır.

Hukuksuzluklarla dolu dava, Mart 2012’de zaman aşımına uğramıştır. Yargı ayağında üretilen hukuksuzluk siyasetçilerin söylemleriyle pekiştirilmiştir. Davanın düşmesi dönemin Başbakanı tarafından “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun.” ifadeleriyle karşılanarak başta katledilenlerin yakınları, Alevi yurttaşlar ve tüm demokratik kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler "insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını" talep etmiş ancak bu talepler karşılık bulmamıştır.

Aradan geçen 26 yılda Sivas Katliamı’nın arkasındaki örgütler, yönlendiren ve tahrik edenler hala tespit edilmemiş, hiçbir zanlı hakkında gerekli arama yapılmamış, dava hukuki ve toplumsal anlamda sonuçlandırılmamıştır. Bu katliamlarla yüzleşilmemesi ve adalet mekanizmasının çalıştırılmaması, katliamın açtığı yaraları kapatmamış hatta daha çok derinleştirmiştir.

Toplumsal barışın, eşit yaşamın ve adaletin tesis edilmesi ancak ve ancak yüzleşmeyi sağlayacak mekanizmaların inşası ve insan yakan zihniyetle hesaplaşılmasıyla mümkündür. Bu nedenle, 2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın faillerinin, katliamda payı olan örgütlerin, varsa devlet kurumlarının tespit edilip gerekli işlemlerin başlatılması ve toplumsal adaleti sağlayacak süreçlerin işletilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir.

2 Temmuz 2019