Grup Başkanvekillerimiz Meclis Başkanlığı'na genel görüşme talebinde bulundu

Grup Başkanvekillerimiz Meclis Başkanlığı'na genel görüşme talebinde bulundu

Grup Başkanvekillerimiz Filiz Kerestecioğlu ve Meral Danış Beştaş, gençlerin maruz kaldıkları baskılar hakkında TBMM'de Genel Görüşme açılmasını talep etti:

GEREKÇE

Gençler, geçmişten bugüne toplumun en temel dönüştürücü dinamiği olarak ortaya çıkmaktadırlar. Çünkü gençlik en nihayetinde yenilik ve değişim talebinin baş aktörü konumundadır. Dünya’da ve Türkiye’de demokrasi ve özgürlük talepleri konusunda en güçlü mücadele alanı bizzat gençlik tarafından yaratılmıştır. Gençlik bir ülkede gelişimin de potansiyelini ve dinamiğini oluşturmaktadır.

Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir. TÜİK Mayıs 2017 verilerine göre; 2016 yılı sonu itibariyle 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 989 bin 42’dir. Genç nüfus, toplam nüfusun %16,3’ünü oluşturmaktadır.

Türkiye’de geçmişten bugüne hükümetlerin sağlıklı bir gençlik politikası olmamıştır. AKP hükümetlerinde olduğu gibi gençlik bir tehdit olarak görülmüş. Baskılanması, terbiye edilmesi gereken bir grup olarak görülen gençliğin özgürlük talepleri, fikirleri, eylemleri iktidarları her zaman korkutmuştur. Erdoğan’ın Gezi gençliğine, üniversite gençliğine yönelik söylemleri bu durumun bir tezahürü niteliğindedir.

Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin operasyonu sonrasında, operasyonu savunan ve karşı çıkan öğrenciler arasında yaşanan tartışmaya ilişkin AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Bunların eşgallerini belirlemek suretiyle bu gençlere üniversitelerde okuma hakkı vermeyeceğiz.”sözleri üniversite öğrencilerine yönelik baskının somut örneğidir.  Erdoğan’ın okutmayacağız diye tehdit ettiği öğrenciler tespit edilip kaldıkları evleri, yurtları basılarak gözaltına alınmışlardır.  

22 Kasım 2016’da çıkarılan 677 Sayılı KHK ile TMK kapsamında yargılanan tutuklu ve hükümlü bulunan on binlerce öğrencinin eğitim hakkının elinden alındığını göz önüne alacak olursak, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin karşılaşacakları tablo eğitim haklarının kesintiye uğraması değil anayasaya ve evrensel hukuka aykırı bir şekilde ellerinden alınması olacaktır.

Üniversite rektörlükleri öğrencilerin öğrenim yaşamlarını kolaylaştıracak adımlar atması gerekirken bugünlerde tam tersine öğrenim hayatlarını bitirecek girişimlerde bulunmaktadırlar. Bunun son örneğini ise Çukurova Üniversitesinde görmekteyiz. Rektörlük ile İl Emniyet Müdürlüğü tabir yerinde ise öğrencilerin eğitim haklarını ellerinden alacak anlaşmalar yapmıştır. Keyfi fişlemeler ile rektörlüğe gönderilen dosyalara ilişkin öğrencilere soruşturma açacak komisyonlar kurulmuş ve bazı öğrenciler ifade vermeye çağrılmıştır.

Boğaziçi ve Çukurova üniversitesinde yaşananlara benzer şekilde tüm üniversitelerde sol, sosyalist, Kürt, muhalif kimliğe sahip öğrencilere yönelik sistematik baskılar uygulanmakta, temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kriminalize edilerek on binlerce öğrenci hakkında adli ve idari soruşturma yürütülmektedir. Bugün cezaevlerinde on binlerce tutuklu ve hükümlü öğrenci bulunduğu belirtilmektedir.

Gençler siyasi iktidarın bu baskılarının yanında işsizlik, ucuz ve güvencesiz işlerde çalıştırılma, yoksulluk gibi çok önemli sorunlar da yaşamaktadırlar. 23 Mart 2018 tarihinde TÜİK’in açıkladığı 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 1,2 puanlık artış ile %20,8 seviyesine ulaşarak her beş gençten birinin işsiz olduğu günleri yaşamaktayız. Özellikle genç kadınlarda işsizlik oranı daha da artmaktadır.

Çalışan gençlerin büyük bir kısmı zor şartlarda, uzun çalışma sürelerinde ucuz iş gücü olarak ve daha çok taşeron olarak çalıştırılmaktadırlar. Aynı şekilde gençlere esnek çalışma da dayatılmaktadır. Birçok genç, eğitim hayatı sonrasında iş yaşamına atılarak ekonomik refaha ulaşamadığı gibi ailelerinden destek almaya,  onlara bağlı kalmaya devam etmektedir. Hem işsiz hem de geçici işlerde idareten çalışan diplomalı gençlerimiz, bulunduğu bu durumun sonucu olarak sosyal hayattan da uzaklaşmak zorunda kalmaktadır. Çalışan gençlerin temel sorunlarından biri de kayıt dışılık. Gençlerin bir diğer temel sorunu da yoksulluktur. Göreli gelir yoksulluğu oranı sıralamasında Türkiye’nin gençleri tüm OECD ülkeleri gençlerinden daha yoksul çıkmaktadır. Gençlerin yoksulluk oranı yüzde 28.5’dir. Bu rakam OECD ortalaması olan yüzde 13,3 oldukça altındadır.

4 Nisan 2018