Temelli: Kayyım konusunda bir şey yapılmazsa Kürt illeriyle sınırlı kalmayacak

Temelli: Kayyım konusunda bir şey yapılmazsa Kürt illeriyle sınırlı kalmayacak

Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli aralarında BBC Türkçe'nin de bulunduğu basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Temelli'nin BBC Türkçe'de yayınlanan demeci şöyle:

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile başlayan muhalefet partilerini ziyaretlerinin önümüzdeki hafta da süreceğini belirterek, "Bu kayyum atamaları siyasetçilere bir turnusol kağıdı sundu. Demokrat mıyım, değil miyim? Tepkiler veya tepkisizlikler bir yerde bunu gösteriyor. Kayyuma rıza gösteriyorum meselesi aslında bir turnusol kağıdı, test durumunda" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, BBC Türkçe'nin de aralarında bulunduğu bir grup gazetecinin, söz konusu ziyaretlerin amacı ve bundan sonra izleyecekleri yol haritasına ilişkin sorularını yanıtladı:

CHP'yi ziyaret ettiniz, diğer partileri de ziyaret edeceğinizi açıkladınız... Görüşme amacınız nedir, kayyum atamalarına karşı işbirliği mi talep ediyorsunuz?

Aslında 31 Mart seçimlerinden sonra demokrasi ittifakı stratejimizi ortaya koyduk ve bu çerçevede çalışmalarımız vardı. Bu çalışmaların bir ayağı anayasaya yönelik, bir ayağı yargı reformuna yönelik, bir ayağı da tabi özellikle toplumun demokrasi barış konusunda savaş karşıtlığı konusunda, taleplerinin açığa çıkmasını sağlayacak görüşme, müzakere süreçleri yaratmak bizim için önemliydi. Siyasi partileri de ekim ayında ziyaret edecektik zaten.

Fakat bu kayyum meselesiyle birlikte, Türkiye'deki siyasi konjonktürü yeniden ele aldık, değerlendirdik ve programımızı buna göre bir daha düzenledik. Bu iktidar son 4 yılda yaptıklarından hiçbir ders çıkartmayıp hala Türkiye'nin sorunlarının çözümsüz kalması adına bu türden icraatlarını sergilemeye devam ediyor. Bu konuda muhalefetin yapması gerekenler var dolayısıyla biz bu vesileyle CHP'yi ziyaret ettik ve hem kayyum konusunu hem de diğer konuları konuştuk.

'İYİ Parti'yle de görüşmek istiyoruz'

Hangi muhalefet partilerinden randevu talep ettiniz, iktidar cephesi var mı bunların içinde?

Bütün partiler aslında ajandamızda var. Fakat şu anda iktidar bloğu dediğimiz, AKP ve MHP'nin bu konudaki kamuoyuna yansıyan açıklamaları, kayyumu, kayyumcu anlayışı destekler nitelikte ve bu ön dönemde aldığımız program içinde AKP, MHP yok. Diğer partilerden randevu almaya devam ediyoruz. İyi Parti'yi soruyorsanız, onlardan da randevu almak, görüşmek istiyoruz.

Talep ilettiniz mi?

Arkadaşlarımız taleplerimizi iletiyor, şu anda iktidar bloğu dışında bütün partilere ulaşmak istiyoruz. Henüz randevu kesinleşmedi. Henüz dönüş yok.

Siz muhalefete hangi taleple gidiyorsunuz, nasıl bir işbirliği konuşuldu?

Aslında CHP ile görüşmemizde Sayın Kılıçdaroğlu ile aynı şeyi düşünüyoruz diyebilirim. Birincisi, kayyum kabul edilemez, bu bir darbedir. Demokrasinin içinde kalarak çözümler mutlaka üretilmelidir. Bugünkü kayyum uygulaması OHAL uygulamasıdır aslında. Nedenleri konusunda da aynı şeyleri düşündüğümüzü gördük. Bir tanesi her şeyden önce bu iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları, bu iktidarın uyguladığı yolsuzluk politikaları ki kayyumda bu çok net ortaya çıkmıştır, talan meselesi. Mesela Mardin belediyesi özelinde Van ve Amed (Diyarbakır) belediyesi özelinde kayyum döneminde, yolsuzluklar ortaya saçılmıştır. Türkiye bir yanıyla aslında demokrasisini arıyor.

Anlaşamadığınız bir konu olmuştu; Kılıçdaroğlu, protestolara sıcak bakmadığını ifade etmişti, siz de bunu eleştirmiştiniz, bu konuyu gündeme getirdiniz mi?

Görüşmede o konu gündeme gelmedi. Fakat şunu da söylemek istiyorum, her partinin kendine has siyasi çizgisi var, kendine has bir eylem programı var. Bu konu gündeme gelmedi ama bir şey yapmalı konusunda şunu söyleyebilirim, herkes bunu hissediyor. Türkiye'nin demokrasi konusunda barış konusunda, toplumsal barış konusunda çözmesi gereken acil sorunları var ve bu acil sorunları konusunda bir mutabakat var.

Nasıl bir işbirliği olabilir CHP ile görüşmede bir yol yöntem önerdiniz mi?

Bizim aslında dile getirdiğimiz şey şuydu, kendilerine şunu ilettim. 31 Mart'a giderken de 23 Haziran'a giderken de işbirliği ya da alışılagelmiş ittifaklarla gitmedik. Yani siyaseten ortaya koyduğumuz meselede toplumun bir kabulü oldu. Özellikle demokratik kamuoyu dediğimiz geniş halk kesimleri tarafından da desteklenen bir kabul oldu. Bu kabulün kıymetli olduğuna vurgu yaptım.

Dolayısıyla hem CHP tabanında hem de HDP tabanında ama her ikisinin dışında olan tabanda da toplumda da aslında bir beklenti var, bu beklentiye yanıt üretmemiz gerekiyor. Bu beklentiye yanıt üretirken, kendi özgürlüklerimizi koruyarak, kendi siyasi parti farklılıklarımızı koruyarak, ama bir ortak zeminde bunları üretebiliriz. Bunlar için illa bir pazarlığa işbirliğine gerek yok. Siyaseten ortaya koyacağımız atacağımız adımlar toplumun beklentilerini karşıladığı sürece mesele hallolmaya başlar.

'Şimdi bir şey yapmazsak Kürt illeriyle sınırlı kalmayacak'

Seçim zamanı sürdürülen seçim stratejileri, o dönemde ortaya çıkmış ittifaklar ötesinde bir toplumsal ittifaka ihtiyacımız var, bunu yaparken de bu hassasiyeti gözeten bir yerden adım atmalıyız.

Toplumun gerçekten de beklentileri bu yönde. Kayyum atanan illerde değil, sadece Kürt halkında değil, Batı da aynı şeyi görüyorsunuz. Eğer bu konuda bir şey yapmazsak, bu gidişat sadece Kürt illeri ile sınırlı kalmayacağını dile getirdim. Kürt illeri ile başlamalarının nedeni çünkü topluma bir şeyi dayatıyorlar, Kürt düşmanlığı savaş politikaları ve buradan bir yoz milliyetçilik konsolidasyonu üzerinden bunu topluma dayatabiliyorlar. Böyle bir hafızaları var, böyle bir bagajları var.

CHP bu görüşünüzü paylaşıyor mu?

Evet kısmen paylaşıyor. Yani bir kayyum riskinin devam ettiği, bu otoriter anlayışın burada durmayacağı konusunda farklı bir şey dile getirmediler. Ama buna karşı ne yapmalı konusunda tabii ki farklılıklar söz konusu. Ama en temelde özellikle demokrasi mücadelesi dediğimiz meselede anayasa konusu bu görüşmede ön plana çıktı diyebilirim.

Yani CHP'nin de çalıştığı anayasa ve yargı paketlerine siz destek mi vereceksiniz?

Bir anayasa strateji belgesi biz yazdık. Bu strateji tartışma metni özellikle bir çalışmaya davet. Bunu Meclis'te yapacağız. Bunun asgari koşullarını belirleyip hareket geçmek büyük önem taşıyor. Kaldı ki Adalet Bakanı da bu konuda bir çalışma yaptı. Fakat bu çalışma Meclis'e gelmedi. Hem yargı reformu, hem anayasa meseleleri, hem de bu icraatları durduracak bir inisiyatife ihtiyaç var ki, öncelikli inisiyatif alanı da Meclis görünüyor. Meclis'te muhalefet partileri başta olmak üzere bu adım atılabilir.

'MHP iktidar, AKP bürokrasi olmuş durumda'

Kaldı ki ben AKP'nin de içinde bu gidişattan önemli rahatsızlıkların olduğunu düşünüyorum. Çünkü artık siyaset yapamaz hale gelmiş bir siyasi partiden bahsediyoruz. Dolayısıyla düşünsenize bir partinin politikalarına seçimlerde ittifak yaptığınız bir blok oluşturduğunuz bir parti karar veriyor. Kamuoyuna çıkıp Devlet Bahçeli ne açıklarsa AKP onun uygulayıcısı haline geliyor. Yani deyim yerindeyse MHP iktidar, AKP bürokrasi olmuş durumda.

Diğer taraftan yine baktığınızda AKP içinde geçmişin bakanlar başbakanları yeni parti çalışmaları yapıyorlar. Şimdi her şey güllük gülistanlık olsa, AKP siyaset üretebilen bir mekanizma olsa, bu çalışmalar böyle karşımıza gelmez. Dolayısıyla Meclis inisiyatif almalıdır. Meclis, özellikle iktidarın vesayetinden kendini kurtarmalı.

'Kayyım turnusol kağıdı'

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kayyım ile ilgili eleştiren açıklamaları oldu. Bu açıklamaları nasıl değerlendirdiniz?

Gül ve Davutoğlu anında bir refleks gösterdi. Yeterlidir, değildir bu ayrı bir tartışma ama refleks göstermeleri önemlidir, kıymetlidir, çünkü bu kabul edilebilir olmadığı çok açık şekilde ortada. Bu kayyım atamaları siyasetçilere bir turnusol kağıdı sundu. Demokrat mıyım, değil miyim? Bunu sunmuş oldu. Tepkiler veya tepkisizlikler bir yerde bunu gösteriyor. Kayyıma rıza gösteriyorum meselesi aslında bir turnusol kağıdı, test durumuna gelmiş durumda.

'Davutoğlu açıklamalı'

Gül ve Davutoğlu ile bu temaslar kapsamında bir görüşme talebiniz oldu mu?

Şu an için yok.

Davutoğlu'nun 7 Haziran-1 Kasım arasına işaret ettiği, "Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz" sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu açıklamaya özellikle o dönemin mağdurları olmak üzere kamuoyundan tepkiler geldi. Bizden de tepkiler geldi, çünkü o dönemin en büyük mağdurlarından biri HDP'ydi. Önemli. 7 Haziran öncesi de var. 5 Nisan mutlak tecridin başladığı süreç ile 7 Haziran arasında ciddi provokasyonlar, saldırılar yaşadı bu ülke. Erzurum'da aracımız yakıldı. Mersin il binamıza bomba konuldu. Diyarbakır mitinginde katliam oldu. 7 Haziran sonrası, adeta 23 Haziran sonrası yaşanan bir akıl devreye girdi. Ceylanpınar'da 2 polis katledildi. Bunların katilleri diye gözaltına alınıp, tutuklananların hepsi beraat etti ve olay açıklığa kavuşmadı.

Sonrasında Suruç, Ankara katliamı, Cizre, Sur... O tarihten bu yana yaşadıklarımızın temel nedeni 7 Haziran seçim sonuçlarının kabul edilmemesi. Yine sandığa karşı çıkan bir iradenin ortaya koyduğu bir mesele. Bunun içinde Davutoğlu da var. Davutoğlu dışarıdan konuşuyor.

Sanki o dönemin muhalefet partisi lideri gibi konuşuyor. Evet konuşulmalı ama o dönemin Başbakanı konuşuyor. Bu istikşafi görüşmelerin müsebbibi. 40 gün boyunca bu görüşmelerle oyalandı. Bütün bu dönemin birinci elden sorumlularındandır. O dönemin mağdurları, mağdur aileleri, herkes bunu bekliyor. Meselenin kapısı aralanmıştır. O dönemin kirli sırları saklı kalamayacaktır. Davutoğlu'nun sözleri bu kapıyı aralamaktır. Ama biz kendisinden açıklama bekliyoruz.

'Seçimi hızla öne çekiyor'

Bu gelişmeler erken seçim olasılığını arttırdı mı yoksa tersine 2023'te olma ihtimalini güçlendirdi mi?

Bu gelişmeler aslında seçimi hızla öne çekiyor. Seçimlerin 2023'te olmasını sağlayacak yegane şey demokrasi konusunda atılacak adımlar olurdu. Bırakın çözüm üretmeyi sorun üreten bir mekanizma çalışıyorsa, seçilmişlere 4 ay sonra kayyım atıyorsa, bu seçim tarihini hızla öne doğru çekiyor anlamına gelir. Seçimler şimdi bize yaklaşıyor.

Son dönemde HDP'nin kapatılması yönündeki çağrılar görüyoruz. Batasuna örneği verildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, kapanma olasılığına karşı bir hazırlığınız var mı?

Bu ülke Vatan Partisi'nin, Destici'nin Perinçek'in aklı ile yönetilecek bir yere sıkışmışsa vay halimize. Parti kapatma meselesi zaman zaman önümüze geliyor. Batasuna örneği bir kere çok anlamlı bir örnek değil. AİHM'e ya da o döneme baktığınızda alıp değerlendireceğiniz bir örnek değil. HDP'nin kapatılması mevzusunu bu dönem gündeme getirmeleri ne kadar acze düştüklerini, çaresizliklerini gösteriyor.

28 Ağustos 2019