Çepni: Doğayı yaşatmak için acele etmeliyiz

Çepni: Doğayı yaşatmak için acele etmeliyiz

Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Murat Çepni'nin ETHA'ya verdiği röportaj:

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Çepni, AKP'nin doğayı katleden politikalarını ve bunun karşısında yükselen mücadeleyi ETHA'ya değerlendirdi. 

Son siyasal sürecin AKP'nin başkanlık modeli, ardından ilan edilen OHAL ve bunun yarattığı siyasi ve ekonomik yıkımın tartışılması ile geçtiğini belirten Çepni, "Fakat bütün bu siyasi ve ekonomik yıkım sürecinin yanı başında ya da arka planında kamuoyunda daha çok açığa çıkmayan, gündemleşmeyen bir doğa yıkımı, ekolojik yıkım söz konusu" dedi. 

'AKP POLİTİKALARINI DOĞA KATLİAMI POLİTİKALARINDAN AYRI ELE ALAMAYIZ'

AKP'nin yıkım politikaları arasında yer alan doğaya dönük saldırı ve ekolojik yıkım politikalarının da esaslı bir şekilde tartışılması gerektiğini altını çizen Çepni, şöyle devam etti: "Çünkü AKP bütün tartışmalardan bağımsız olarak, örneğin 31 Mart, 23 Haziran seçimleri ve sonra gündeme gelen bir dizi siyasi tartışmanın hemen devamında doğaya yönelik yıkım politikalarını da sürdürüyor. Şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız; AKP 17 yılda kesintisiz ve en istikrarlı şekilde doğaya yönelik savaş başlattı. Ekonomik birikiminin bir ayağı bu; işçi sınıfına, emekçilere, Kürt halkına dönük faşist saldırı siyaseti bir tarafta sürerken, bir taraftan da doğanın talanı, enerjinin sermaye şirketlerine verilmesi politikası hız kesmeden sürüyor."

Türkiye'nin neredeyse her kentinde yıkım ve talanın bir örneği olduğuna işaret eden Çepni, "Ekolojistler olarak artık yetişemiyoruz. Neredeyse her yerde HES, maden projesi, orman kıyımı,  inşaatlar, enerji yatırımı projeleri var. AKP gözünü karartmış şekilde ve her yerden bir saldırı örgütlemeye çalışıyor" dedi.

'HASANKEYF'E SALDIRI, AKP'NİN TEKÇİ YAPILANMASI OLARAK ELE ALINMALI'

AKP'nin doğaya saldırısını "akıl dışı ve tarihe aykırı" şeklinde tanımlayan Çepni, Hasankeyf'te yaşanan tarihsel katliamı hatırlattı. "Hasankeyf'i gerçekten anlamak lazım" diyen Çepni, şunları söyledi: "Sadece basitçe AKP'nin doğa kırımı, ekolojik yıkım çerçevesinde ele almak yeterli değildir. AKP'nin 'tek'çi yapısı, tarihi kendinden başlatması, kendinden olmayı düşmanlaştırması... Aslında bütün bu politikaların somutlandığı alanlardan biridir." 

Çepni, 12 bin yıllık bir tarihe sahip olan Hasankeyf'in, Bizanslılardan, Hasanilere, Emevilerden Abbasilere, Artuklulardan Osmanlılara muazzam bir birikime sahip olduğunu ve tüm bu medeniyetlerin bir önceki medeniyetin üzerine kültürlerini de ekleyerek, tarihi besleyerek bugüne geldiğine dikkat çekti. Hasankeyf'in Türkiye'ye ait olmadığını, bir insanlık tarihi olduğunu da vurgulayan Çepni, 12 bin yıllık tarihin sular altında bırakılmak istendiğini söyledi.

'SU YOK OLMAK ÜZERE OLAN BİR DEĞER'

Hasankeyf'in UNESCO'nun 10 kriterinden 9'una sahip olduğunu hatırlatan Çepni, baraj yapımının tamamlandığını hatırlattı. Su tutma işleminin henüz başladığını kaydeden Çepni, "Hala kurtarabiliriz, yeniden canlandırabiliriz" dedi. HDP milletvekilleri olarak Ilısu Köyü'ne gitmeye çalıştıklarını, ancak kalabalık bir asker ve polis yığınağı ile engellediklerini hatırlatan Çepni, 14 Temmuz'da yapılan "Büyük Atlayış"ı hatırlattı, bunun uluslararası anlamda doğaya sahip çıkmanın aracı olduğunu söyledi. "Çünkü su yok olan bir değer ve yeniden üretilebilen bir kaynak değil" diyen Çepni, Hasankeyf'te yapılması planlanan "Büyük Atlayış"ın da engellendiğini söyledi. Hasankeyf'in yıkımının, Dicle Vadisi'nin de yıkımı anlamına geldiğine işaret eden Çepni, devletin tepkileri dikkate almadığını, dolayısıyla mücadelenin büyütülmesi gerektiğini kaydetti.

HDP Millevtekili Çepni, ODTÜ Kavaklık'taki ağaç kıyımının da aynı talan politikasının sonucu olduğunu vurguladı, alana yapılmak istenen KYK yurdu projesine karşı direnişin hala sürdüğüne dikkat çekti. 

'AKP DOĞANIN SÖMÜRÜSÜ ÜZERİNE KURULU'

Ege bölgesinin de rant politikasının hedefinde olduğuna işaret eden Çepni, örneğin, incir meyvesinin üretiminde önemli bir yerde duran Aydın'da artık üretim yapılamadığını söyledi. Çepni, "Yine Ege'de yenilenebilir enerji diye tarif edilen ama öyle olmayan Rüzgar Enerji Santralleri (RES) yerleşim alanlarına çok yakın. Aslında bu bir yıkım. Karadeniz zaten HES çöplüğü haline geldi, yaylalar, köyler apartmanlarla dolduruldu. Yeşil Yol Projesi, her etabı yeni etap getiren asla bitmeyecek bir yıkım projesi. Dolayısıyla bir bütün olarak doğanın sömürüsü üzerine ekolojik dengenin bozulması temelinde kentleri betonlaştıran, üretime dönük yatırımı olmayan inşaat ve beton ekonomisi üzerine kurulu AKP, var olan doğal kaynaklara, yeraltı-yerüstü kaynaklara gözü dönmüş şekilde saldırmaya devam ediyor" dedi. 

'EKOLOJİ MÜCADELESİNİ BİRLEŞİK MÜCADELEYE DÖNÜŞMELİ'

Farkındalık ve duyarlılık oluşturma üzerine başlayan ekolojik mücadelenin, bugün daha örgütlü olduğuna işaret eden Çepni, "Ekolojik yıkım politikalarının sadece bazı kötü niyetli doğa ve orman sevgisinden yoksun kişi ve şirketlerin politikası değil, aslında devlet politikası, kapitalist saldırı olduğu bilinci oluştu" dedi. Çepni, bunun da AKP'ye karşı mücadelenin parçası olduğunu söyledi ve ekledi: "Ekoloji mücadelesi aslında kapitalizme karşı, anti-emperyalist mücadelenin de bir ayağı. Bir diğer açıdan da iktidarın kendini yaşatması için ekonomik birikim kazanması açısından da faşizme karşı mücadele olarak ele alınmalıdır."

HDP olarak, ekoloji mücadelesinde yerelleşmeyi esas aldıklarını söyleyen Çepni, birleşik mücadelenin önemine işaret etti. Çepni, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Karadeniz'de HES mücadelesi veren halkla, Dersim'de 'güvenlik' gerekçesiyle ormanları yakılan köylülerin bir potada birleşmesi gerekiyor, bu zorunluluktur. HDP Ekoloji Komisyonu olarak da bu tartışmaların içindeyiz. Hem kendi cephemizden bu direnişin içinde yer almayı önemsiyoruz hem de örgütlemeye çalışıyoruz. Çalıştaylar, yerel toplantılar örgütlüyoruz, ekoloji örgütlerini üst bir formda bir araya getirmeye çalışıyoruz. Fakat bu çalışmaları yerel niteliğini zayıflatmadan organize etmeye çalışıyoruz."

'AKP'Yİ YENEBİLİRİZ AMA DOĞA YOK OLURSA YENİDEN YAŞATAMAYIZ...'

Çepni, mücadelenin henüz olması gerektiği kadar büyütülmediğini belirterek, sol, sosyalist ve devrimci örgütlerin bu mücadelenin içinde dayanışmacı olarak değil, özne olarak yer alması gerektiğini söyledi, "AKP yenilebilir, biz tüm demokrasi güçleri olarak yeni araçlar açığa çıkabiliriz, bu mümkündür. Ama Hasankeyfi kurtarmamız çok mümkün olmayabilir. Yeşil Yol projesi sonrasında Karadeniz yaylalarını iyileştirmemiz, yok olan ormanları, tükenen suları geri getirmemiz mümkün değil. O nedenle acil hareket etmemiz gerekiyor" dedi.

24 Temmuz 2019