Barış: Şengal'in bombalanması IŞİD saldırılarının devamıdır

Barış: Şengal'in bombalanması IŞİD saldırılarının devamıdır

Eş Genel Başkan Yardımcımız Azad Barış'ın Mezopotamya Ajansı'na verdiği röportaj:

TSK uçakları tarafından Şengal'in Xanesor ilçesinin bombalanmasına tepki gösteren Êzidî sosyolog Azad Barış, “2014 sene önce IŞİD’in saldırılar düzenlediği, katliamlar yaptığı Şengal’in bugün benzer şekilde hava saldırılarına maruz kalmasını aynı saldırı dalgasının devamıdır" dedi. 

Şengal'in Xanesor ilçesi dün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) ait savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda en az 3 sivilin yaralandığı belirtilirken, çok sayıda maddi hasarın meydana geldiği belirtildi. Yaşanan bu saldırıya tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Êzidî sosyolog Azad Barış, 2014 yılında DAİŞ’in saldırılar düzenlediği, katliamlar yaptığı Şengal’in bugün benzer şekilde hava saldırılarına maruz kalmasının aynı saldırı dalgasının bir devamı olduğunu söyledi. 

Saldırıların temel amacının Kürt karşıtlığı olduğunun altını çizen Barış, “Bir süredir ifade ettiğimiz, 9 Ekim’de Rojava’ya yönelik savaş kararıyla birlikte açığa çıkan şey şudur; Türk devletinin Kürt karşıtlığı siyaseti artık sınırları aşmış, Kürt’ün yaşadığı her yere ulaşmıştır. Kürt’ün yaşadığı, nefes aldığı ve kısmen özgür olduğu her yer, devlet nazarında bir tehdit algılaması olarak anlaşılmakta ve yok edilmesi, öldürülmesi, ortadan kaldırılması gereken bir formülasyona dönüşmektedir. Bir süredir vuku bulan ve devletin en tepesine sirayet etmiş bu hakim bakış açısı, bugün pratikte Efrîn’den Silêmaniye’ye kadar bir saldırı konsepti şeklinde ifadesini bulmaktadır. Evet, Efrîn’den Silêmaniye’ye kadar, fiili olarak Türk devlet aklı, Kürt’ü bir tehdit olarak görmekte ve bu bakış açısının bir sonucu olarak ne kendi yasalarını ne de herhangi bir uluslararası hukuk kuralını tanımadan, sınır ötesi saldırılar gerçekleştirmektedir. Şengal’e bağlı Xanesor’a yönelik son saldırıları da bu genel çerçeve içinde anlamak mümkün” diye belirtti. 

‘KÜRTLERE KARŞI SAVAŞ’

Şengal’e yönelik saldırının Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarla bağlantılı olduğuna işaret eden Barış, “Mayıs ayında başlatılan ‘Pençe operasyonu’ adı altında yürütülen, Kürtlere karşı topyekûn bir saldırı dalgasının parçası olarak da değerlendirmek lazım. Bölgesel ve küresel dinamikleri birçok faktörle açıklamak mümkün olsa da genel olarak saldırıların amacının bu izlek üzerinden şekillendiğini belirtebiliriz. Güney Kürdistan’da gerçekleştirilen bu saldırılarla artık şu açığa çıkmıştır. Türk devleti bugün hem Rojava hem Bakur hem de Başûr’da fiili olarak Kürtlere karşı savaşı icra etmektedir” dedi. 

DEVLETİN KURUCU KODLARI!

Saldırılarla devletin kurucu kodlarına geri döndüğünü ifade eden Barış, “Sadece Şengal değil, Kürdün yaşadığı, kendini yönettiği ve kısmen özgür olduğu her yer hakim devlet aklı için bir ‘risk’ ve ‘tehdit’ olarak algılanmaktadır. Devletin kendi kurucu kodlarına geri döndüğü, hızlandırılmış yirminci yüzyıl diyebileceğimiz bir dönem yaşıyoruz. Bu dönemde sürdürülen ve tamamen ‘etnik’ motivasyonlarla yürütülen bir savaş konseptinin devreye sokuldu. Şengal’in ihtiva ettiği kimlikler kompozisyonu (Êzidî ve Kürt) devletin bu kurucu kodlarını, kurucu ayarlarını bozan kimliklerdir. Devlet buralara saldırılar düzenleyerek, bu kurucu kodlarıyla hareket ettiğini göstermektedir. O kodlar da tekçiliktir. Türk-Sünni merkezli diyebileceğimiz ama sekülerlerin de rızasını alabilmiş bir saldırı konseptinin bir parçası olarak bunu değerlendirebiliriz. Bu saldırılar Kürt’e, Êzidî’ye hiçbir yaşam alanı tanımamak üzerine kurgulanmış ve bu uğurda bütün egemenlik haklarının ihlal edilebileceğine dair net bir mesaj ihtiva ediyor” şeklinde konuştu. 

‘SALDIRILARIN TEMSİLCİSİ ERDOĞAN’DIR’

AKP Genel Başkanı Tayip Erdoğan’ın Êzidîleri hedef aldığını dile getiren Barış, “Erdoğan’ı da bu yüzyılın Türk devlet anlayışının temsilcisi olarak görürsek, aslında tablo daha da berraklaşıyor. Erdoğan son 18 yıllık siyasi hayatı boyunca uçlardan uçlara savrulmuş bir karakter olsa da esas üzerinde şekillendiği siyasi geleneğin Sünnilik olduğu çok açıktır. Erdoğan’ın bu anlayışının onu bugün Suriye’de cihatçı ve selefi gruplarla aynı cephede birleştirdiğini hepimiz biliyoruz. Zaten kendisi de bunu inkar etmediği gibi, Nusra ve ÖSO artığı cihatçılara alenen güzellemeler dizen biri. Onları millileştirmeye çalışmış, Kuvayı Milliye payesi bahşetmiştir. Erdoğan’ın siyasi anlayışının da içinde şekillendiği bu Sünni İslam yorumu şunun için önemlidir. Bildiğimiz gibi Êzidîler tarih boyunca ekseriyetle bu anlayış tarafından yok edilmek istenmiştir. Son 73’üncü fermanla ortaya çıkan tablo bir tesadüf değil, bilakis tarihsel yekünün bir izdüşümüdür. IŞİD’le, Nusra ve ÖSO ile ortaya çıkan ama esasında tarihsel referansları, sebepleri olan bu saldırı dalgasının temsilcisinin bugün Erdoğan olmasını bu çerçeveden anlayabiliriz. Sünni ve selefi İslam yorumu, sadece bugün değil, tarih boyunca da Êzidîleri kabul etmemiş ve ortadan kaldırmaya çalışmıştır” diye ifade etti. 

‘IŞİD SALDIRISININ DEVAMIDIR’

Türkiye’nin hava saldırılarının DAİŞ’in 2014 yılındaki Şengal’e yönelik saldırı dalgasının devamı olduğunu söyleyen Barış, şunları söyledi: “Şengal ile Efrîn’in bu açıdan hakim devlet aklı nazarında hiçbir farkı yok. Kobanê ile Xanesor’un bu açıdan hiçbir farkı yoktur. Başûr ile Rojava’nın, Bakur ile Rojhilat’ın bu açıdan hiçbir farkı yok. Hatta kayyım gasplarının, gözaltı ve tutuklamaların da aynı konseptin bir parçası olduğunu belirtebiliriz.”

KAMUOYUNUN SESSİZLİĞİ

Saldırılara karşı dünya kamuoyunun sessizliğini eleştiren Barış, “Kürtlerin maruz kaldığı saldırıların boyutu ve bu saldırıların özneleri olan güçlerin arkalarına aldığı güç yekünü, Kürtler nezdinde dünyanın ses çıkarması gerektiği beklentisini ortaya çıkarmaktadır. Dünya devletlerinin sağladığı uçaklarla, füzelerle, silahlarla saldırıların yapıldığı bir ortamda bu devletlerin neden sessiz kaldığını sormanın pek bir cevabı yok. Ayrıca Türk devlet aklı sadece bugün değil, tarih boyunca da kendi egemenliğini bu dünya devletlerinin rızası üzerinden üretiyor, tahkim ediyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

5 Kasım 2019