Temelli: Videolarda bizi göstereceğine 2014'te kendi söylediklerini göster

Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli, Diyarbakır Seçim Bildirgemizin açıklandığı toplantıda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi mitinglerinde sinevizyondan HDP temsilcilerini izleterek nefret söylemleri kullanmasına değinen Temelli, "Sen videolarda bizi göstereceğine biraz da 2014'te kendi söylediklerini göster" dedi.   

Temelli, şöyle konuştu:  

Geçmişten gelen deneyim ve birikimlerimizi, içinde bulunduğumuz iklimi dinamikleri ile yeniden yoğurduk. Radikal demokrasi iddiamızı, bildirgelerimizle halklarımıza ulaştırmayı amaçladık. Tüm Türkiye’de çok iddialı bir şekilde hazırlandığımız bu seçimlere yönelik bildirgelerimizi tüm Türkiye halklarıyla paylaştık. Her yerel kendi özgünlüğünde böyle bir yol açıyor. Bu tam da bizim yerel demokrasi ve yerinden yönetim anlayışımızı ifade etmesi açısından büyük bir öneme sahip. Yerelin özgünlüğünü, sorunlarını ve beklentilerini dikkate almak yerel demokrasinin olmazsa olmazıdır. 

Sürekli hedef haline getiriliyoruz

Amed yerel seçim bildirgesinde önemli başlıklar var. Türkiye’nin içinde bulunduğu en önemli sorunlardan biri demokrasidir. Vesayet rejimini güçlendirerek ayakta duran hatta bu vesayet rejiminin en kristalize olmuş biçimi olan kayyımlarla yol almaya çalışan bir anlayışa karşı "yerel demokrasi" diyoruz. Faşizme karşı demokrasi, özgürlük ve yerinden yönetim diyoruz. Sürekli olarak partimiz ve bizler hedef haline getiriliyoruz, bizzat Cumhurbaşkanı ve iktidar tarafından. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uydurma bir sistemdir

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uydurma bir sistemdir. Mevcut demokratik kurumlara bile tahammül edemez. Kuvvetler ayrılığını yok sayar, halkın iradesini yok sayar. Ortada ne kuvvetler ayrılığı, ne hukuk üstünlüğü kalmıştır. Demokratik siyaseti savunanlar cezaevindedir ve tehdit altındadır. Halkın bizzat katıldığı, temsiliyetini sağladığı yerel yönetimler kayyım eliyle yok sayılmıştır. İktidarda kalabilmek için, üç beş belediyeyle iktidarlarının meşruiyetlerini sağladıklarını göstermek için.

Türkiye halkları bir Cumhurbaşkanı arıyor ama göremiyorlar

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi demokratik bir sistem olmadığı gibi, demokrasi kültürünü, bir arada yaşam kültürünü yok sayan bir anlayıştır. Hem Cumhurbaşkanı hem yürütmenin başı hem de bir partinin lideri olursanız, her şeyi birbirine karıştırırsanız; o ülkeye çöküntüden başka bir şey getirmezsiniz. Öyle de oldu. Şimdi Türkiye halkları, Türkiye’de yaşayan yurttaşlar, bir Cumhurbaşkanı arıyor, göremiyorlar. Çünkü bu ülkenin Cumhurbaşkanı sabah gözünü açıyor, nefret söylemiyle akşam yatıyor nefret söylemiyle.

Videolarda bizi göstereceğine 2014'te kendi söylediklerini göster

Hatta bu ülkede yaşayan 20 milyon Kürt’e ‘defolun gidin’ diyor. Terörist diyor. Her türlü suçlamayı yapıyor, sonra da ben ‘böyle bir şey demedim’ diyor. Dediğinin kanıtları videolarda var. Sen videolarda bizi göstereceğine biraz da kendi söylediklerini göster. Neyi mi göster? Örneğin, 2014 yılını göster. 2014 yılında yerel seçimlere giderken, Newroz’u kutlamaya giderken, bu ülke nasıl bir siyasi bir iklim içerisindeydi ki o gün ne diyordu onu göster. Çıkar o bantları! Hepsi arşivlerde, hepsi hafızalarda, bu ülke balık hafızalı değil fil hafızalıdır.

Biz 2014 ne dediysek şimdi de aynısını söylüyoruz, siz?

Her şeyi hatırlıyoruz. O zaman siz ne söylüyordunuz? Biz ne diyorduk? Biz işte tutarlı siyasetimizle, 2014 yılında nasıl tutarlı bir şekilde barış diyorsak, bugün de barış diyoruz. 2014’te nasıl demokrasi diyorsak, bugün de yine demokrasi diyoruz. Çoğulcu, laik, demokratik cumhuriyet için ve yerel demokrasilerin güçlendirilmesine bir kez daha vurgu yapıyoruz. Dolayısıyla bizim siyasetimiz tutarlıdır. Bizim siyasetimiz, halkların siyasetidir. Halkları siyasete davet eden bir anlayıştır. Halklara siyaseti yok sayanlar, halkları düşmanlaştırır, yok sayar ve inkar eder. İşte bu inkara karşı bugün yerel demokrasi anlayışımızla, yerinden yönetim anlayışımızla, her yerde Türkiye’ye umut olmaya, Türkiye’nin barış ve demokrasi konusunda, tıkanmış yollarını açmaya yine biz adayız! 

Yerellerde iktidara geleceğiz. 2014’te, 102 belediye kazanmıştık bugün çok daha fazla belediyeyi kazanacağız. Yerellerde iktidara gelerek yerel demokrasiyi güçlendirerek Türkiye’nin önünü açacağız. 

Türkiye halklarını seçeneksiz bırakmadık

Türkiye halklarını, Türkiye toplumunu seçeneksiz bırakmadık. Onlara demokrasi seçeneğini sunduk. Türkiye halklarını seçeneksiz bırakanlar, sandıktan soğutanlar sandıkları kaçıranlar, seçmenlerin kaydını silenlere karşı Türkiye halklarına demokrasi seçeneği yarattık. Bir arada, demokrasiden ve barıştan yana, yan yana gelme seçeneği yarattık. Bu tekçi anlayışa karşı çoğulcu, demokratik, laik cumhuriyetin nasıl yol kat edebileceğini gösterdik. Bundan gururluyuz ve tabi ki umutluyuz. 

Krizi aşmanın yolu yerel demokrasidir

Yerel demokrasi mücadelemiz üç temel ayakta şekillenecektir. Bugün Türkiye bu üç ayakta da derin kriz içerisindedir. Tüm bu krizleri aşmanın yolu yerellerden başlar. Her şeyden önce Türkiye siyaseti derin bir kriz içerisindedir. Türkiye siyaseti tekleştikçe, insanları siyasetten uzaklaştırdıkça, siyaset giderek ciddi bir kriz sarmalına sürüklenmektedir. Bu krizi aşmanın yolu, yerel demokrasidir. Halkın bizzat yönetime katılmasıdır. ‘Üreten biziz, yöneten de biziz’ diyerek herkesi siyasete, bir arada mücadeleye, kentini yönetmeye davet ediyoruz. Siyaseti toplumsallaştırıyoruz. 

Kürt siyasetinin mücadelesi Türkiye halklarına öncülük yapıyor

Türkiye toplumu kriz içindedir. Türkiye toplumunun çok ciddi sorunları var. Bu sorunları aşmanın yolu, toplumsal barış ve bir arada ortak iradeyi var etmekten geçer. İşte uzun yıllardır Kürt siyasetinin mücadelesi Türkiye halklarına öncülük yapıyor. Bunu saygıyla bir kez daha selamlıyorum. Bu sadece Türkiye için değil, hem Orta Doğu’nun, hem dünyanın önündeki yeni bir siyaset anlayışıdır. Toplumların aslında kurtuluş reçetesidir. Toplumsal barışı inşa etmek, siyasetçilerin görevidir. Bugünkü iktidarın yaptığı gibi, AKP-MHP blokunun yaptığı gibi  toplumları karşı karşıya getirip kutuplaştırarak değil, toplumsal barışı inşa ederek yol alacağız. Toplumun bütün sorunlarını hep birlikte çözeceğiz. 

Toplumsal krizi aşmanın yolu, her şeyden önce toplumsal hizmetleri toplum lehine toplumla birlikte üretmekten geçer. Nasıl üreteceğiz, nasıl var edeceğiz, toplumsal barışı nasıl inşa edeceğimiz bildirgelerimizde, Amed özel bildirgesinde bütün ayrıntılarıyla bulmak mümkün. 
Düşmanlığın karşısına projelerimizle çıkıyoruz.

Hiçbir vaatleri kalmadı. Ne bu tür vizyonları ne de bu tür sözleri var. Varsa yoksa düşmanlık! Tam da bu düşmanlığın karşısına projelerimizle, irademizle, anlattıklarımızla bu düşmanlığın karşısına çıkıyoruz. 

Hakça paylaşıma olanak sağlayan yerel yönetim anlayışımızı var edeceğiz

Bir üçüncü ayak da iktisadi çöküntüye karşı topyekun iktisadi zenginliği var etmek ve onu hakça, adilce paylaşmaktır. Bugün ekonomik krizi hep birlikte yaşıyoruz. Ekonomik krizden nasibini almayan kimse kalmadı. Türkiye halklarının yüzde 80’i mağdur. Türkiye işsizlikle, hayat pahalılığıyla, enflasyonla boğuşuyor. Türkiye tarihinin belki de en büyük siyasi, iktisadi ve toplumsal çöküşüne sürükleniyor. Yerel demokrasi anlayışımızla, yerinden yönetim anlayışımızla sadece belediyecilik sınırlarında kalmayacağız dedik. Özellikle işsizlikle, hayat pahalılığı ile mücadele konusunda sınıfsal perspektifimizle, emek eksenimizle; emekçinin, çiftçinin, esnafın haklarını koruyan, hakça paylaşıma olanak sağlayan, bize ait olana sahip çıkan, hak ettiğimizin mücadelesini veren bir anlayışla yerel yönetim anlayışımızı var edeceğiz 

İktidara geldiğimiz yerlerde yapacağımız bu projelerle tüm Türkiye’ye örnek olacağız, iddiamız ve inancımız büyüktür, mücadelemiz büyüktür. Hepimizin yolu açık olsun. 

13 Mart 2019