Temelli: Barış koridoru tankla, tüfekle, İHA’yla SİHA’yla olmaz, Kürtlerle barışarak olur

Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli, Mardin ve Nusaybin’de İl İlçe örgütlerimizi ve Nusaybin Belediyesi'ni ziyaret ederek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Temelli şunları söyledi:

Yerel demokrasi aklımız, yerel demokrasi mücadelemiz aslında bir barış mücadelesi ve topyekun bir demokrasi mücadelesidir. Tabii bu demokrasi dediğimiz meselenin içinde tarihimiz kültürümüz, anadilimiz, geleneklerimiz, bir arada yaşama irademiz vardır. İşte bunu burada hep birlikte inşa etme kararlılığı ile yan yanayız. Mardin’de Nusaybin’de, olduğumuz her yerde... Olamadığımız yerlerde de bu akılla yol alacak herkesin yanındayız, omuz başındayız. El eleyiz. Yeter ki bu ülke demokratikleşsin, bu ülke barışına kavuşsun. Toplumsal barışına yol alabilsin diye. Bu kararlılıkla yol alma çabasındayız. 

Kayyımların tahribatı ve enkazını bahane etmeyeceğiz, bu enkazı hep birlikte kaldıracağız

Biliyorsunuz geçmiş 2 yıldan uzun süredir il ve ilçelerimizin bir çoğunda kayyım yönetimleri vardı. Bu kayyım zihniyetinin yaratmış olduğu tahribatı da çok iyi biliyoruz. Ama hiçbir zaman bu tahribatı ve enkazı bahane etmeyeceğiz. Bu enkazı kaldırmaya gücümüz var, hep birlikte kaldıracağız. Yeter ki gölge etmesinler ama gölge etmeye devam ediyorlar. O kirlenmiş akılları, o köhne zihniyetleri ile hala kayyımcı saldırılarına devam ediyorlar. Bugün Mardin’de yaşananlar bütün bu söylediklerimi çok iyi açıklıyor.

Mardin Valisi'nden tutun da bu kentteki kaymakamlar, kolluk güçleri sürekli çeşitli bahaneler üreterek aslı astarı olmayan suçlarla belediyelerimizi, belediye eşbaşkanlarımızı çalışamaz hale getirme çabasındalar. Bundan vazgeçme çağrımızı bir kez daha yineliyorum.  

Kamu görevlileri kanunda kendilerine ne tanımlanmışsa o çerçevede hareket etmelidirler. Halka hizmet etmelidirler, kendilerini iktidarın yerine koyup, seçilmişlerin yerine koyup seçilmişler üzerinde bir tahakküm yaratma durumunda olmamaları gerekiyor. 

Uydurma dosyalarla Türkiye’de barış ve demokrasi mücadelesinin önü kesiliyor

Birkaç gün önce belediye eşbaşkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz ve birçok arkadaşımız gözaltına alındı, onlara geçmiş olsun diyorum, ama 4 arkadaşımız tutuklandı. İki DBP’li yöneticisi arkadaşımız, iki de partili arkadaşımız, siyaset yürüten arkadaşımız tutuklandı. Bakın tutuklanma dosyalarına, hiçbir suç ve delil göremezsiniz. Bu uydurma dosyalarla Türkiye’de barış ve demokrasi mücadelesinin önü kesilmeye devam ediliyor. 

Barış tankla, tüfekle, İHA ve SİHA ile olmaz; Kürtlerle barışarak olur

Sonra da aklımızla alay edercesine kalkıyorlar bir MGK toplantısı yapıyorlar. O toplantıda çıkardıkları sonuç bildirgesinde “barış koridoru” gibi bir kavramı önümüze getiriyorlar. 

Bu ülkede barış ve barış koridoru dediğiniz meseleler tankla, tüfekle, İHA ve SİHA ile olmaz. Barış halkların bir arada yaşama iradesine saygı ile olur. Halkların kültürüne saygı ile olur. Barış bu ülkede Kürtlerle barışmakla olur; Kürtlere düşmanlık yaparak, içeride ve dışarıda Kürtlere yönelik bu savaş diliyle, savaş aklıyla hareket ederek bu ülkeye barış gelmez. Barış istiyorsanız bir an önce barışmalısınız. Demokratik bir ülkeyi var edebilmenin yolu bu savaş aklından, savaş zihniyetinden bir an önce kurtulmaktan geçiyor.

Irak, Suriye ve Türkiye’de barış istiyoruz

Evet bugün Suriye’de, Irak’ta, Türkiye’de barış istiyoruz. Peki bu barışı nasıl var edeceğiz, bu barışı nasıl inşa edeceğiz? Barışı tam da burada Nusaybin’de, Mardin’de bu uygulamalardan kurtularak var edeceğiz. Tankla, tüfekle ve Afrin’de yapıldığı gibi değil. 

Afrin saldırısına da “Zeytin Dalı” demişlerdi ama ÖSO çeteleriyle zeytinleri çaldılar

Bakın Afrin hala hafızlarımızda, orada da aklımızla alay eder gibi Afrin'e yönelik saldırıya da  “Zeytin Dalı” adı verilmişti. ÖSO çeteleri ile gittiler zeytin dalı diye diye zeytinleri çaldılar. Orda da 150 binden fazla 200 bine yakın Kürt yerinden yurdundan edildi. Bugün Afrin’deki dram aslında çözümsüzlüğün bir fotoğrafıdır. Çözüm istiyorsanız “Afrin Afrinlilerindir” deyip Afrinlilerin geri dönmesini sağlamanız lazım. Çözüm istiyorsanız Rojava’daki o halkların iradesine saygı göstermeniz lazım. Çözüm istiyorsanız “Pençe Harekatı” diye sürekli oradaki insanları yerinden yurdundan eden, oradaki insanların ölümüne neden olan harekatlara son vermelisiniz. 

Savaşa karşı çıkmak sadece bizim değil bütün yurttaşların demokratların görevidir

Bütün bu tablo çıplaklığı ile karşımızdadır. Gerçekten bir barış iradesine ihtiyacımız var. Bu sadece bizim irademizle, sözlerimizle olmayacağını, biliyoruz. O yüzden de diyoruz ki bu mesele Türkiye’de demokratlar, demokrasiden yana tercihte bulunduğunu dile getirenler için turnusol kağıdıdır. Bugün bu savaşa karşı çıkmak hepimizin, tüm yurttaşların görevidir. Herkese sesleniyoruz. Seçim zamanında ortaya konmuş olan duyarlılıkların şimdi sahicilik sınavına tabi tutulması gerekiyor. Şimdi bu turnusol kağıdı çalışıyor. 

Tezkereye karşı çıktığımızda bize laf yetiştirenler bugün yaşananlardan ders çıkarmalıdır

Gelin bu savaşa karşı çıkın. Geçmişi hatırlatmak isterim, karşı çıkmadığınız süreçlerin aslında bugün nasıl tahribatlar yarattığına tanık oluyoruz. Sınır ötesi tezkerelere karşı çıktığımızda “burada ülkenin güvenliği söz konusudur” diye bize laf yetiştirenler, bugün ülkenin sürüklendiği yerden gerekli dersleri inanıyorum ki çıkaracaklardır. 

Bir arada yaşama irademizin adını demokrasi ittifakı olarak tanımladık

Artık operasyon filan istemiyoruz. Artık bir arada yaşama iradesini hem ülkemizde hem Irak ve Suriye'de var etmek için çaba sarf etmek istiyoruz. O yüzden de bu çabanın adını demokrasi ittifakı olarak tanımladık. O yüzden de herkesi bu çabaya omuz vermeye, el vermeye davet ediyoruz: gelin yan yana duralım, gelin bu sorunları hep birlikte aşalım. Türkiye’de demokrasi meselesini aşmanın yolu Kürt sorununu çözmekten geçer. Gelin hep birlikte çözelim. Bunun yolu demokrasi ittifakında buluşmaktır. Bunun yolu Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu anayasayı yapmak, yol temizliğini bir an önce yargı reformu ile gerçekleştirmektir.

İfade özgürlüğüne karşı toplanan imzalar üniversiteler için utanç vericidir

Bugün haksız, hukuksuz yere cezaevlerinde tutsak edilmiş insanların bir an önce özgürlüğüne kavuşması için çaba göstermeliyiz. Bugün TMK’dan bir an önce kurtulmalıyız. İfade özgürlüğü meselesinde gerçekten samimi adımlar atmalıyız. Bakın AYM ifade özgürlüğüne dair bir karar verdi. Barış akademisyenleriyle ilgili olumlu bir karar verdi. Üzüntümüz bu kararın oy birliği ile çıkmamasıdır. Karar doğrudur, ama oy birliği ile çıkmadığı için üzüntü yaşarken bir de gördük ki Üniversitede 1071 akademisyen -sonra 1061’e düştü. Bu sayı düştü diye kalkıp tarihi de değiştirmesinler.- Bunlar kalktılar AYM’nin kararına karşı, yani hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü savunmuş bir karara karşı imza topladılar. Bu üniversite tarihimiz açısından utanç verici bir tablodur. Bugün üniversitelerimizin çoraklaşmasının, oradaki aklın yitiminin bir örneği işte bu imzalardır. Barış isteyenlere karşı devleti halkın üstünde gören zihniyet kalkıp AYM’nin kararına karşı bir imza kampanyası yapmıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bunu ne üniversite aklı ne halkın vicdanı kabul edebilir. Bu zihniyetten kurtulmadığımız sürece bu ülkede bir toplumsal barışı inşa etmemiz mümkün değildir.

Savaşa aktarılan kaynakların mağduriyetini sadece Kürtler yaşamaz

O yüzden de “barış koridoru” için bu tür şeyleri yapmaya gerek yok; barışmak gerekiyor. Bugün Suriye meselenin çözümü de buradan geçiyor Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü de buradan geçiyor. Bunları yapmadığımız sürece, kaynaklarımızı savaşa aktardığımız sürece, bunun mağduriyeti sadece bölge halkının, Kürt halkının üzerine yıkılıp kalmıyor. Herkes mağdur bu ülkede, herkes yoksullaşıyor, herkes aşından işinden oluyor. Gelecek kaygısıyla yaşamak zorunda kalıyor. 

Mardin’de tam teşekküllü hastane yok: Bunun müsebbibi savaş politikalarında ısrar edenlerdir

Bugün Mardin’e dönüp baktığımızda her türlü sorun var. Sağlık sorunu var. Hastanesi yok! Mardin büyükşehirdir ancak bu büyük şehrin tam teşekküllü bir hastanesi olduğunu söylemek mümkün değil. Eğitim sorunu, işsizlik sorunu. Eğitimle ilgili istatistikler açıklanıyor son 20 kent Kürt illeri. Bu hiç değişmiyor. Bu zulmün müsebbibi savaş politikasında ısrar edenlerdir, ekonomiyi böyle yönetenlerdir. Bütçenin kaynaklarını mermiye topa tüfeğe, damadın İHA’sına SİHA’sına ayıranlardır. Damatlar iyi, halk yoksulluk içinde, halk mağdur, bu aklı değiştirmemiz için hep birlikte mücadele etmeliyiz. 

Emekçiye kaynak yok, müteahhitlere sınırsız kaynak!

Merkez Bankası’nın yedek akçesine el koyanlar bu parayı ne yaptı diye dönüp baktığımızda müteahhitlerin borcunu kapattığını görüyoruz. Bu kaynağı halkın yararına kullanmayanlar tam tersine kayyım eliyle halkın kaynaklarını talan etmişlerdir. Bu talancı zihniyettir. 

Ekonomiyi buraya sürükleyenler, çıkıp ekonomide kötüyü geride bıraktığımızı söyleyecek kadar meczup bir akla sahiptir. Meczuplaşmış bir iktidar ve yönetimle karşı karşıyayız. Şiddet her yerde, iktisadi alanda da bu şiddeti yaşıyoruz. Ama kamu çalışanları Toplu İş Sözleşmesi yapacaklar, taleplerini dile getiriyorlar tam da bu haklı taleplere karşı iktidar kalkıp diyor ki “bu kadar kaynağımız yok, sizin taleplerinizi karşılayamayız.” Ama müteahhitler için yani bütün ülkenin kaynağını betona gömmüş olanlar için kaynak var. Müteahhitlerin zengin olmasına yönelik projeler hemen karşılanabiliyor. 

Manastırdaki yangın kaza olabilir ama söndürmemek iradidir
 
Tablo bu. Bu şiddet her yerde devam ediyor. Bu şiddet ormanlarımızı yakarak da devam ediyor. Birkaç gün önce Deyrulzafaran Manastırı’nın zeytinliği, cevizleri yakıldı. Kaza diyorlar, belki yangın kazara çıktı ama müdahalenin gecikmesi iradidir. Bu halklara, Kürde, ormana emekçiye düşman aklın fotoğrafıdır. Aynı şekilde Dersim’de de aynı yangınları görüyoruz. Türkiye’nin her yerinde ağaca, ormana düşman bu zihniyet, emekçiye düşman, kadına düşman, Kürde düşman. Bu düşmanlıklardan kurtulmanın yolu bir arada yaşama irademizi ortaya koymaktan geçiyor. 

Yerel demokrasi anlayışımız demokratik müzakerenin önünü açmaktır

Yerel demokrasiden başladık, yerel demokrasi anlayışımız bir arada yaşama iradesidir. Yerel demokrasi anlayışımız Türkiye'nin demokratikleşmesi için mücadele etmektir. Yerel demokrasi anlayışımız Türkiye’yi tecritten kurtarmaktır. Her şeyden önce hep birlikte toplumsal uzlaşıyı sağlayacak, demokratik müzakerenin önünü açacak demokratik cumhuriyeti inşa etmektir. İnanıyorum ki tüm belediyelerimizle, yerel demokrasi anlayışımızla çok güçlü adımları hep birlikte atacağız. Tüm arkadaşlarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum.

31 Temmuz 2019

Etiketler : #Sezai Temelli