Kurtulan: Türkiye, ABD heyetleri yerine Kürtlerle görüşerek Suriye'deki çözüme katkı sunsun

Grup Başkanvekilimiz Fatma Kurtulan, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurtulan, şöyle konuştu:

Leyla Güven'in açlık grevinin 61’inci günü. Seçildiği günden beri cezaevindeydi ve bu durum devam ediyor. Leyla Güven'in bir talebi var. Bunu her yerde söylemeye çalışıyoruz, ancak yetkililerin bu konudaki duyarsızlığı devam ediyor. Güven, yasal, hukuki bir talebi ortaya koyuyor. Türkiye adına hassas bir noktadan ele alıyor bunu. Duyarlılık göstererek bedenini açlığa yatırdı. 

Leyla Güven'in annesi ile vedalaşması engellendi 

Güven bu koşullarda annesini kaybetti. Daha önce de cezaevindeyken babasını kaybetmiş ve babasını uğurlayamamıştı. Şimdi de Leyla Güven, açlık grevinin 59’uncu gününde annesini kaybetti. Annesi ile vedalaşması engellendi. Her ne kadar cezaevi idaresi “cenaze törenine katılabilir” dediyse de avukatlarının ve kendisinin uçakla ve doktor eşliğinde götürülmesi talebi reddedildi. Ring aracı ile götürülmesi dayatıldı ve Güven annesini uğurlayamadı. 

Tüm Türkiye’nin geleceği için Leyla'nın talebi karşılanmalıdır

"Bu açlık grevi Leyla ile sınırlı kalmayabilir" diye uyarıda bulunmuştuk. Şu an 28 cezaevinde 104 kişi açlık grevinde. "Leyla’nın talebi talebimizdir" diyorlar. Ayrıca Avrupa’da da, Hewler’de de açlık grevleri devam ediyor. Bir kez daha sesleniyoruz; Güven'in talebi hukukidir, Leyla Güven haklıdır. Tüm Türkiye’nin geleceği için bu talebin karşılanması gerekmektedir. 

Alışıldık AKP yöntemi ile yasa yapılıyor

Yarın Meclis yine bir torba yasa görüşecek. 71 maddeden oluşan bir torba yasa. Biz söylemekten yorulduk AKP sürdürmekten yorulmadı. Torba yöntemi ile yasa yapma süreçlerinden vazgeçilmelidir. Ancak bu AKP’nin sıkı sıkı tuttuğu ve dayattığı bir yöntem. Farklı farklı komisyonların ihtisas alanı olmasına rağmen tek komisyonda alelacele bitirildi, Meclis'in gündemine geldi. 

Bu torba yasayla da otoriterleşme dayatılıyor

Bu torbada her ne kadar diş hekimlerinin borçlarının ödenmesi gibi, işsizlik sigortasında kısmi düzenleme gibi bazı olumlu düzenlemeler görünüyor. Ama genel olarak AKP'nin yöntemi bu; bir iki iyileştirme serpiştiriliyor ama genelinde demokrasiyi lağveden, tek adam rejimini inşa eden düzenlemeler gözden saklanıyor. Burada da bu görülüyor. Bu teklifte de daha fazla otoriterleşmenin ve merkezileşmenin dayatıldığını görüyoruz. 

Belediyeler için yatırım projelerinin onayının Cumhurbaşkanı'na bağlanması tehdittir

Belediyelerin yatırım projelerinin onayı direkt Cumhurbaşkanı'na bağlanıyor. HDP olarak bunu çok riskli görüyoruz. Seçim öncesi bunun gündeme alınması topluma bir tehdittir, şantajdır. Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi kurulmak isteniyor. bu yöntemi AKP'nin Cumhurbaşkanlığı modelinde de görmüştük; tek adam rejimi çoktan uygulanmaya başlanmış, yasal düzenlemesi daha sonra yapılmıştı. Burada da komisyon görüşmeleri yapılırken Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın attığı bir tweet ile bu komisyonun kurulduğunu hatta ikinci toplantısını gerçekleştirdiğini kamuoyu öğrenmişti. 

Sermaye, krizin faturasından muaf tutulmak isteniyor

Bu torba yasada da tüm torba yasalarda olduğu gibi sermaye lehine düzenlemeler var. Bu teklifte de sermayeye peşkeş yer alıyor. Sermaye kimi teklifler adı altında krizin faturasından muaf tutulmak isteniyor. Yolsuzlukların önünü açacak düzenlemeler var. Kamu İhale Kurumlarının muaf tutulmasını sağlayan düzenlemeler var. Yurt dışında yapılacak yardımlar için ihaleler İhale Kanunu dışında tutularak yapılmak isteniyor. AKP iktidarları döneminde İhale Kanununda yapılan 180 - 190 değişikliğe bakarsak AKP'nin en çok oyun oynamak istediği alan buymuş gibi görünüyor. 

Yine nükleer riskler konusunda bir düzenleme var. Hem dünyada hem ülkemizdeki nükleer facialara baktığımızda nükleer kazaların olması durumda bu maddenin bir anlam ifade etmeyeceği ortada. Dolayısıyla bu maddenin de bir anlamı yok. Her zaman yaptıkları gibi Anayasa ile çelişen yanları var bu torba yasanın. 

Meclis Başkanı bizzat Anayasa'yı ihlal ediyor 

AKP'nin her adımda Anayasa'yı ihlal ettiğini görüyoruz. Meclis Başkanı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olması gibi. Bugün nasıl hitap edelim bilmiyoruz. "Meclis Başkanı" mı diyelim "İstanbul Belediye Başkan aday adayı" mı diyelim. Bugün gene bir açıklama yapmış, "istifa etmem gerekmiyor" demiş. Ama Anayasa 94 istifa etmesi gerektiğini açıkça söylüyor. Meclis Başkanı görevinin başındayken herhangi bir siyasi partinin faaliyetlerine katılamaz. Bu konuda açık hüküm var ama bu bizzat Meclis Başkanı eliyle ihlal edilerek Anayasa çiğnenmiş oluyor. 

Krizin etkisini vatandaştan gizlemek için dalaverelere başladılar

Seçim öncesi krizin etkisini vatandaştan gizlemek, kriz yokmuş gibi bunu oy getirisine dönüştürmek için dalaverelere başladılar. Merkez Bankası’nın genel kurul tarihi Nisan iken Ocak ayına alındı. 3 ay öncesine kaydırıldı. Oradaki 25 milyonluk kârın AKP bütçesine aktarılması hesaplandı, AKP’nin bir başka oyunu olarak karşımıza çıktı. 

Ceren Damar ilk değil 

Toplumda bir şiddet sarmalı var. En kolay öldürülenler de Kürtler, emekçiler, kadınlar. Emekçiler iş güvenceleri sağlanamadığı için iş cinayetlerinde yaşamlarını kaybediyorlar. Kadınlar çok rahat “erkek öfkesi ile öldürüldü” deniliyor. Kürtler de, "Kürt müsün al sana kurşun" denilerek öldürülüyor. Yakın zamanda da da bir kadın akademisyen Ceren Damar bir erkek öğrenci tarafından katledildi. Hem bir kadın hem de akademisyen olmasının üzerinde durulmalı. Üniversitelerin cemaatçi yapılanmalarla içinin boşaltıldı, 15 Temmuz sonrasında en çok darbelenen kurumlar arasında da yine üniversiteler var. Ayrıca Ceren Damar ilk değil. Daha önce de akademisyenler öldürüldü. KHK ile işsiz bırakıldı. Hatta akademisyenlerin kanıyla duş almak isteyenler yargılanmadı, hatta ödüllendirildi. 

Her alandaki şiddeti önlemenin tek yolu demokrasidir

YÖK ve İçişleri Bakanlığı üniversitelerdeki şiddeti incelemeye dair bir çalışma yapacaklarını açıklamış. Yine bir toplumu oyalama taktiği. Öncesinde de sağlıkta şiddeti önleyeceklerine dair bir kanun onaylandı. Sağlıkta şiddet uygulayanların karakola götürülmesi gibi komik bir madde onaylandı. Zaten var olan, yeni bir şeymiş gibi topluma lanse edildi. Gene bunu yapacaklar. Oysa her alandaki şiddeti önlemenin tek yolu demokrasidir. Her alanda demokrasi kanallarını tıkayıp, "niye toplumda şiddet var" demek gerçekçi değil, AKP bu tekçi zihniyetini bütünen gözden geçirmelidir, toplumu kendilerinin kutuplaştırdığını, şiddete sevk ettiklerini bilmelidirler. 

Türkiye ABD heyetleri yerine Kürtlerle, Suriye halklarıyla görüşsün

Suriye politikası kamuoyunun yoğunca üzerinde durduğu bir mevzu. HDP başından beri söyledi; “Türkiye’nin geleceğini kanlı bir kumara yatırıyorsunuz, çetelerle iş tutuyorsunuz, Türkiye'yi bataklığa sürüklüyorsunuz” dedi. En canlı örneği Afrin'dir. Afrinlilerin bıraktığı evlere çeteler yerleşti, mal mülklerini çeteler aldı, Afrin çetelere teslim edildi. Türkiye Suriye politikalarını gözden geçirmelidir. ABD heyetleri ile görüşme yapmak yerine Suriye'deki halklarla, özellikle Kürtlerle görüşmeler yaparak çözüme katkısını sunmasını, komşusuna karşı doğru bir komşuluk yapmasını öneriyoruz. 

Türkiye'nin değil AKP ve MHP'nin gelecek sorunu var

Yerel seçim çalışmaları başladı. Biz de HDP olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. "Bu seçimde HDP'nin temel görevi demokrasiye katkı sunacak bir strateji izlemektir" dedik. Bu tekçi zihniyetin, AKP-MHP şer ittifakının bu seçimler yoluyla yerele yerleşmek istediğini biliyoruz. Beyanlarında da bu var. “Türkiye’nin beka sorunu, gelecek sorunu var” diyorlar, oysa onların bir gelecek sorunu var. Kendilerini geleceğe taşımak, seçimle bunu pekiştirmek istiyorlar. HDP ve seçmeni bunun bilincinde. 

İttifakımız hayırlı olsun 

Bu kapsamda bölgede bugün bir ittifak gerçekleşti. HDP, DBP, AZADÎ, DDKD, PİA, KKP, PDK, PDK - T bir araya gelerek seçimde demokrasi, adalet ve barış adına bir ittifak yaptıklarını, ortak belirleyecekleri adaylarla seçime gireceklerini beyan ettiler. Bu ittifak tüm halklarımıza hayırlı olsun. Tüm Türkiye için partimiz HDP, tüm demokrasi güçleriyle birlikte demokrasi için mücadele edecek.

7 Ocak 2018