İpekyüz: İsminde ‘ziraat’ yazan banka çiftçiden ipotek istiyorsa o çiftçi ne hâldedir?

İpekyüz: İsminde ‘ziraat’ yazan banka çiftçiden ipotek istiyorsa o çiftçi ne hâldedir?

Batman Milletvekilimiz Necdet İpekyüz, Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerinde Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi üzerine değerlendirmelerde bulundu. İpekyüz, şöyle konuştu: 

Bizi izleyenlerin bana “Bu elektrik borcu konusunda ne yapacağız” diye bir feryatları var. Şu anda insanlar elektrik borcunu ödeyemiyor. Gübre bedeli artmış, ilaç bedeli artmış, tohum bedeli artmış, yakıt, mazot bedeli artmış, her şey artmış; elektrik fiyatları da artmış. Siz bir taraftan 'destekleme' diyorsunuz, diğer tarafta çiftçiler ödeyemiyorlar. Mazot alamıyor, gübre alamıyorlar. Niye elektrik fiyatlarında, vergilerde bir düzenleme yapılmıyor çiftçiye dönük? Niçin bu düşünülmüyor?

İsminde ‘ziraat’ yazan banka çiftçiden ipotek istiyorsa o çiftçi ne hâldedir?

Destekleme yapılıyor, ismi 'destekleme' ama tahsilata gelince, özelleştirilmiş bir kurumun tahsilatı yapılmış gibi oluyor. Ziraat Bankası resmen bu paraya el koyup onlara ödüyor. Bugün Batman’da, Siirt’te, Diyarbakır’da, Mardin’de bir kişi Ziraat Bankasına gidip kredi çekmeye çalıştığında banka diyor ki “Senin tapulu arazin bana yetmiyor, bana bir ipotek getirmen lazım”. Kendi çiftçisine güvenmeyen, isminde ‘ziraat’ yazan bir banka çiftçiden ipotek istiyorsa o çiftçi ne hâldedir?

Çiftçiye alternatif gösterilmiyor

Çiftçiye deniyor ki: “İki yıl üst üste aynı ürünü ekebilirsin, üçüncü yıl değiştirmen lazım. Üçüncü aynı ürünü ekersen ben sana destekleme vermiyorum.” Ama hiçbir alternatif gösterilmiyor. Mısır dışında, pamuk dışında sen Batman’da ne yetiştirebilirsin, ne ekebilirsin, bununla ilgili ne gibi bir özendirme yapabilirim? Nasıl kooperatif yapabilirim? Kadını nasıl istihdam edebilirim? Gençleri nasıl istihdam edebilirim?” Böyle bakmadığınız zaman, para verirsiniz, sonra kredi vermezsiniz sonra ona hacizle el koyarsınız.  

Mevsimlik işçi meselesi düzenlenmeli

Acı ama gerçek, bir konu da mevsimlik işçi olayı. İnsanlar fındık toplamaya gittiğinde, patates sökmeye gittiğinde, kayısı toplamaya gittiğinde nerede, nasıl kalacaklar, içme suyu nasıl olacak, eğitim nasıl olacak, sağlık nasıl olacak diye bir düzenleme yapılmış mı? Yapılmamış. Bu insanlar gittiğinde 8 saat mi çalışacak, 10 saat mi çalışacak, 12 saat mi çalışacak meçhul. Bizim bunu düzenlememiz lazım. Bunu yapmadığımız zaman ucuz iş gücü çıkıyor ortaya kutuplaşma oluyor. Bir taraftan da televizyonlardan gece gündüz birilerini kriminalize edip, birilerini yaftalayıp isim takıp tanımladığınızda, birileri Sakarya’ya gidip mevsimlik işçi olarak çalıştığında, Kürtçe bir şarkı söylediğinde kafasına kurşun sıkılabiliyor. Tarım, aynı zamanda toplumsal barış için de değerlendirilmelidir ve bu bakımdan size büyük görev düşüyor. Burada oturan arkadaşlarımızın görevi mevsimlik işçiler kaza yaptığında ah, vah etmek değildir.

Çiftçiye dayatılan: Ya korucu olacaksın ya köyü terk edeceksin ya da göç edeceksin

Ben Batman’ın vekiliyim. Güvenlik nedeniyle birçok yere gidilemiyor, yasaklar var, özel güvenlik bölgesi ilan ediliyor. MOBESE kameraları yerleştirilmiş. Bir vatandaşın büyükbaş hayvanı gitmiş, 255 lira. 2 baş hayvan için 510 lira ceza kesilmiş. Bana dedi ki: “Bana destek gösterin. Hayvanı çıkaramıyorum. Çiftçilik yapamıyorum, tarla yok; hayvanımı çıkaramıyorum ve bunun üzerine 500 lira ceza veriyorum.  Bari bana bir alternatif sunulsun”. Bunun anlamı şu: Ya korucu olacaksın ya köyü terk edeceksin ya da göç edeceksin.

“Mezopotamya Su ve Tarım Birliği” kuralım

Toplumsal barış dedim. “Mezopotamya Su ve Tarım Birliği” diye bir şey kuralım. Suriye, Irak, İran, Türkiye’de su meselesi çok önemli. Bu girişim bir barış adımına dönüşsün. Ortak ürünler, alternatif toprak sürmeler; daha verimli, daha üretken bir çözüme dönüştürelim. Böyle bir ütopyamız olsun, böyle bir hayalimiz olsun.