Buldan: Demokrasi güçleriyle İstanbul’u kazanmaya geldik!

Buldan: Demokrasi güçleriyle İstanbul’u kazanmaya geldik!

Bütün engellemelere rağmen partimizin seçim coşkusu ülkenin bir başından bir başına, Urfa’dan İstanbul’a, Siverek’ten Esenyurt’a yayılıyor. Esenyurt’ta alana sığmayan coşkulu kalabalığa seslenen Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan, “Birileri soruyor, İstanbul’a neden gidiyorlar, kime oy verecekler? Buradan açık söylüyorum, net olarak cevap veriyorum: Elbette İstanbul’a demokrasi güçleri ile birlikte kazanmaya geldik” diye konuştu. Gördüğü kalabalık ve coşku karşısında yaşadığı şaşkınlığı “Kendimi şuan Colemêrg’de, Dersim’de, Şırnak’ta hissediyorum” sözleri ile dile getiren Buldan, şunları söyledi: 

Biz Esenyurt’ta sizlerle gurur duyuyoruz. İyi ki varsınız. Bu ne kadar büyük bir coşku ve kararlılık, ne kadar büyük bir moral. Hepinize binlerce kez teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Hoşgeldiniz.

Kendimi Colemêrg’de Şırnak’ta hissediyorum

Ben şu an kendimi Colemêrg’de, Dersim’de zannediyorum, sanki Şırnak’tayım. Hepinize teşekkür ediyorum. Ben buraya Şırnak’tan geldim, seçim startımızı Şırnak ve ilçelerinden verdik, oradan Hakkari Yüksekova’ya gittik, Van ve ilçelerine gittik. Her yerde aynı coşku ve kararlılık var, aynı moral var. İşte bu kararlılığın, bu duruşun önünde saygı ve sevgi ile eğiliyorum. 

Kayyımların biletini halkımız kesmiş

Buraya Van’dan, Şırnak’tan, Hakkari’den geliyorum. Halkımız ‘Burası tamam batıya gidin” dedi ve bizi buraya gönderdi. Dediler ki “Kayyımların biletini kestik.” Halkın iradesini gasp eden, belediyelerimize giren o kayyımların biletlerini bizim halkımız kesmiş. '31 Mart’ı beklemelerine gerek yok şimdiden gitsinler, belki Saray’da kendilerine bir yer bulurlar' dediler ve bizi buraya gönderdiler. Dediler ki İstanbul’a, Ankara’ya, Antalya’ya, İzmir’e gidin, orada faşizm var. 

Rüyalarını kaçırdık kabusları olduk

İstanbul’da da Ankara’da da diğer büyük kentlerde de kazanmak için geldik. AKP’ye kaybettirmek için geldik. AKP uyuyamıyor, biz rüyalarına giriyoruz, kabusları oluyoruz. Çünkü onlara kaybettirecek tek güç HDP’dir. Sizlersiniz sevgili halkımız. Onun için büyükşehirlerde aday çıkarmadık. İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Mersin, İzmir büyükşehirde ve kimi ilçelerde adaylarımız yok. Ama kendi listelerimizle gireceğimiz belediye meclis üyelerimiz var. Meclis üyelerinin listesini hazırladık ve o listelerle seçimlere gireceğiz. 

Adaylarımız yok diye kaygılanmayın

Halkımız 'AKP kaybetsin ne gerekiyorsa yaparız' dedi. O yüzden aday göstermedik. Ama adayımız yok diye kimse kaygılanmasın. Kimi ilçelerimizde belediye meclis üyelerimiz, sizlerin görevlendireceği arkadaşlarımız olacak. Nerede yaşarsanız yaşayın oraya belediye meclis üyeleri hizmet götürecek, sizin için çalışacaklar. Ama en önemlisi AKP ve MHP kaybedecek. İşte bunun için bize bu kadar saldırıyor ve hakaret ediyorlar. Bu kadar iftira atıyor ve bu kadar yalan söylüyorlar. 

O soruya net cevap: Demokrasi güçlerine oy istiyoruz 

Ben buraya geldim diye birileri bugün açıklama yapmış. HDP Eş Genel Başkanı İstanbul’a gelmiş acaba neye gelmiş, kime oy isteyecek diyormuş. Oy isteyeceğimiz yer belli: Demokrasi güçleri. Demokrasi güçleri ile İstanbul’u kazanmaya geldik. Sevgili halkımız, onların kimyasını bozduğumuz için bizden o kadar korkuyorlar ki yaptıkları mitinglerde, gittikleri her yerde konuştukları tek şey var: HDP. HDP deyip oturuyorlar HDP deyip kalkıyorlar. Ağızlarında sadece HDP var. Yaptığı bütün mitinglerde vizontele gibi bizleri televizyonlardan izletiyor. Televizyonu koltuğunun altına koymuş, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın Sezai Temelli’nin, benim ve diğer milletvekili arkadaşlarımın görüntülerini izletiyor insanlara. Eğer cesaretiniz varsa Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakırsınız, televizyonlarda Selahattin Demirtaş ile programlara çıkarsınız. Ama cesaretiniz yok. Demirtaş’tan da HDP’den de korkuyorsunuz.

Biz o paraları hizmete yatırdık

Miting yaptıkları her yerde sadece partimiz konuşuluyor. Bir bakıyorsunuz defolun gidin diyerek, bizi ülkemizden kovuyorlar. Bir bakıyorsunuz, “Bunlar terörist, bunlar ülkeyi bölecek” diyor. Bir bakıyorsunuz, belediyelerdeki kayyımların yaptıklarını değil ondan önceki belediye eşbaşkanlarımızı karalamaya çalışıyorlar. “Paraları Kandil’e gönderdiler” diyorlar. Oysa herkes biliyor ki belediye eşbaşkanlarımız o paraları halkımıza hizmet etmek için kasalarda bırakmışlardı. Ama şimdi kayyımlar o belediyeleri borç batağına sapladı.

Yaşayarak, yaşatarak siyaset yapmak istiyoruz

Her şeye rağmen vallahi de billahi de tillahi de kazanacağız. Biz bu ülkeyi bölenlere de cevap veriyoruz. Bu ülkeyi bölen sizsiniz, sizin anlayışınızdır. Bu ülkenin demokrasisine gönül verdik. Bizler barışın sağlanması için mücadele ettik, demokrasiyi, özgürlükleri adaleti esas aldık. Ancak bugün bu ülkede adaletten bahsedilemez. Haktan ve hukuktan bahsedilemez. Adaleti de hakkı da hukuku da bitirdiniz. Biz bu ülkede hiçbir vatandaşımızın burnunun bile kanamasına, saçının tek teline zarar gelmesine müsaade etmeyiz. Yaşayarak ve yaşatarak siyaset yapmak istiyoruz. Ancak onlar 17 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. İstanbul’u da onlar yönetiyorlar. İstanbul’un ne halde olduğunu gördük. Her yere binalar, betonlar döktüler, ormanları yaktılar, yıktılar. Şimdiye kadar yaptıklarınız yapacaklarınızın aynasıdır. Halkımız size ancak bir kez geçit verdi ve gördü ki İstanbul’u da yönetemiyorsunuz. İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceği için HDP ve demokratik güç birliği ile hep birlikte mücadele ediyoruz. 

İstanbul halkı geleceği için tercih yapacak

Onların, ekonomik krizin üstünü örten, İstanbul halkının yaşadıklarını gizlemeye çalışan, halkımızı sefalete sürükleyen anlayışını reddediyoruz. İstanbul halkı AKP’ye muhtaç ve mahkum değildir. İstanbul halkını ve esnafını; işçileri, kadınları sefalete mahkum etmek hiç kimsenin hakkı değildir. İnsanlarımızı tanzim kuyruklarına mecbur ettiler. Halkımız domatesi de soğanı da patlıcanı da kilo ile değil tek tek almaya mecbur kaldı. Ama bütün bu yaşadıklarımızın sonu 31 Mart tarihinde belli olacak. Görecekler ki İstanbul halkı ve İstanbul’da yaşayan halklarımız bir tercih yapacak ve bu tercih İstanbul’un geleceği için olacak. Kentimize, partimize, irademize sahip çıkacağız ki onlar kaybetsinler. AKP ve ortağı MHP kaybetsin. 

Açlık grevinin tek bir talebi var

Partimize her gün saldırılar gerçekleşiyor. En son Diyarbakır’da partimize saldırı gerçekleşti. Orada açlık grevi vardı, milletvekili arkadaşlarımız açlık grevine girdiler. Sevgili Leyla Güven’in açlık grevinin bugün 123’üncü günü. Açlık grevine giren bütün arkadaşlarımızın tek bir talebi var. Bu talep haklı meşru ve yasal bir taleptir. Hükümetin Adalet Bakanlığı'nın çıkardığı yasaları uygulaması için yapılan bir eylemdir. İmralı’da 3 yıldır devam eden tecridin kaldırılması için yapılan bir eylemdir. Başka bir şey istenmiyor. Sayın Öcalan’ın bütün tutuklular gibi ailesi ve avukatları ile görüş yapabilmesi talebidir. Ancak bu talebi görmeyen ve üç maymunu oynayan bir hükümet var karşımızda. Biz tecridin bir insanlık suçu olduğunu, asla kabul edilemez olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Adalet Bakanlığı çıkardığı yasaları uygulamalı, yürürlüğe koymalıdır. Halkımızın, milyonların talebi budur. Leyla Güven’in de talebi de budur. 

Az zaman kaldı gereğini yapacağız

31 Mart tarihine çok az bir zaman kaldı. İşte bu zaman diliminde ikna olmayan herkesi ikna etmek bizlerin görevidir. Sevgili kadın arkadaşlarımız, sandıklara sahip çıkmak sizlerin de görevidir. Gençlerimizin yarını için sandıklarımıza öyle bir sahip çıkalım ki çalacak cesareti bulamasınlar. Esenyurt’taki halkımıza güveniyorum. Biliyorum ki burada en güçlü oy oranıyla demokratik güç birliği kazanacaktır, sizler kazanacaksınız. Hepinizi bir kez daha sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Riya we û riya me vekirî be hevalno. Serkeftin hevalno. 

Şunu unutmayın İstanbul’u da Ankara’yı da Muş’u da Ağrı’yı da biz kazanacağız. Her yerde biz kazanacağız. Serkeftin hevalno.

10 Mart 2019