Açlık grevlerinin yegane amacı bu ülkede şiddeti ve hukuksuzluğu bitirmek

Açlık grevlerinin yegane amacı bu ülkede şiddeti ve hukuksuzluğu bitirmek

Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İHD, TİHV, ÖHD Diyarbakır Barosu, ÇHD, SES ve İTO temsilcilerinden oluşan bir heyetle TBMM'de bir araya geldi. Tecrit ve açlık grevleri gündemli yapılan toplantıda Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli ve İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan söz aldı. Temelli ve Türkdoğan, şöyle konuştu: 

Her gün hak mücadelesi veren, insan hakları mücadelesi verenlere yönelik şiddet, saldırı ve gözaltılarla karşı karşıya kalıyoruz. Bundan en çok mağdur olan kesim de anneler. Özellikle Gebze Cezaevi’nde sürekli hale gelen tablo hepimizi derinden etkilemektedir. Annelere yönelik bu saldırı, adını net koyalım bu rezillik kabul edilebilir bir şey değil. Bu konuda herkesin duyarlı olması lazım.

İktidar annelere acı çektirmeye de devam ediyor

Hem Kürt anneleri hem Türk anneleri hala büyük acılar çekmeye devam ediyor. Bu bir iktidar ve savaş politikasıdır. Savaş ve şiddet politikasında ısrar eden bu iktidar annelere acı çektirmeye de devam ediyor. Hem yürekleri sızlıyor annelerin hem de maruz kaldıkları şiddetten ötürü ciddi anlamda büyük bir mağduriyet yaşıyorlar. Her şeyden önce bunu kabul etmediğimizi dile getirdik ve annelerin yanında olacağımızı söyledik. 

Bize düşen ısrarla insan haklarını savunmak

Dün de Gebze’de hiç istenmeyen görüntülere şahit olduk. Ama sadece Gebze’de değil insan hakları ihlalleri Türkiye’nin her yerinde olağanlaşmış bir durum arz ediyor. Birkaç gün önce Kızıltepe’de aynı tabloyu yaşadık, aynı sahneleri gördük. Bu düşmanca yaklaşım, saldırı insan haklarını hiçe sayan bir anlayışın ürünü. Bize düşen ısrarla insan haklarını savunmak, ısrarla hukuk mücadelesi vermek, demokrasiden başka seçeneğin kabul edilemez olduğunu dile getirmek. Bu konuda hem Türkiye’deki STK’lar hem de tüm yurttaşların bu mücadelede yerini alma zamanıdır. Demokrasi, barış, toplumsal barış hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konularda herkes üzerine düşen sorumluluğu almalıdır. 

Anneler evlatlarını kaybetmek istemiyor

Tabii Gebze’de ve Kızıltepe’de yaşadığımız bu durum aslında açlık grevleri dediğimiz meseleye sahip çıkma ile ilgili. Anneler evlatlarını kaybetmek istemiyor, biz de hiçbir insanımızı kaybetmek istemiyoruz. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi 31 Mart seçimlerine giderken kampanya döneminde 8 insanımızı kaybettik. Bu insanları yitirmeyebilirdik. 

Açlık grevlerinin yegane amacı bu ülkede şiddeti ve hukuksuzluğu bitirmek

Açlık grevleri bir yanıyla ölümler olmasın diye yapılan eylemler. Bir yanıyla açlık grevlerinin yegane amacı bu ülkede şiddeti hukuksuzluğu bitirmek ve bu adaletsizliğe son vermek. Bu sese duyarlı olmak gerekiyor. Leyla Güven 5 buçuk aydır açlık grevinde sürekli olarak bu sesi yükseltiyor. Herkesi adalete ve hukuka sahip çıkmaya çağırıyor. Tecridin sonlanması çağrısı aslında büyük bir hukuksuzluğa son verme çağrısından başka bir şey değildir. 

Hukukun gereği neyse onu yapın

Açlık grevinde olan arkadaşlarımız kritik aşamada, raporlar sizin de ellerinizde. Kalıcı hasar oluşmaya başlamış durumda. Bir an önce açlık grevlerinin bitmesi için bu toplantı vesilesiyle Adalet Bakanlığına çağrı yapmak istiyorum. Hukukun gereği neyse onu yapın. Bundan başka bir şey istemiyor ve söylemiyoruz. Talebimiz bu kadar net. Açlık grevindeki insanların da talebi bu kadar net. Meşru ve yasal olmayan hukuk dışı bir talep gündeme gelmedi. Artık bunun gereği yerine getirilmelidir. İnanıyoruz ki buna son verildiği andan itibaren Türkiye’de hukuk ve insan hakları konusunda önemli gelişmeler olacaktır. Bu vesile ile sizlerin de bu ziyareti kapsamında çağrımızı sizler aracılığıyla tekrar yinelemek istedik. 

Öztürk Türkdoğan:

Bugün buraya bir heyet olarak geldik. İHD'den ben ve Diyarbakır Şube'den Abdullah Zeydan, THİV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, ÖHD Eş Sözcüleri Ayşe Acinikli ve Bünyamin Şeker, Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, ÇHD Genel Sekreteri Nergis Aslan, SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, İTO yönetim kurulu üyesi Murat Ekmez burada. 

Polis kendisini devlet yerine koyuyorsa oraya devlet denmez

Biz de sabah çok sayıda insan hakları aktivisti ve hukukçu olarak Ankara'ya geldik. Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapıp açlık grevine ilişkin raporumuzu bakanlığa sunacaktık. Ancak polis her zamanki gibi polis devleti uygulaması gösterdi bize. Tabii bugün karşılaştığımız manzaralardan biri şuydu; artık polisler kendilerini anayasa ve devlet yerine koyuyor. Cumhur ittifakını oluşturan siyasi partilere bunu tekrar tekrar hatırlatmak gerekiyor. Polis kendisini devlet yerine koyuyorsa oraya devlet denmez. Biraz önce CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ziyaretinde Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırıyı da kınadık. Biraz önce de İçişleri Bakanını dinledik. Tam bir kara mizah konusu.

90 hapishanede 2987 kişi açlık grevinde

Asıl konumuz hapishanelerdeki açlık grevleri ve tecrit konusu. Süreç başladığından beri yakından izliyoruz. Şu an itibariyle 90 hapishanede 2987 kişi açlık grevinde. Bu tespit edebildiğimiz sayıdır, daha fazla olabilir. Bu Türkiye tarihinde bir ilktir. İlk kez bu kadar çok mahpus açlık grevinde. Ciddi bir durum ile karşı karşıyayız. Leyla Hanım'ın başlattığı süreci yakından biliyorsunuz. 

Bir de tecrit konusu var ki kangren olmuş durumda. İmralı Cezaevinde bu katı bir şekilde uygulanıyor ve pek çok cezaevinde de bu uygulamalar var. Keyfilik had safhada. Biz heyet olarak bütün partilere düşüncelerimizi aktaracağız. Sizden sonra AKP ve Saadet Partisi ile görüşeceğiz. 

4 milletvekili açlık grevinde, siyasi partiler sessiz 

Bu parlamentonun 4 üyesi şu anda açlık grevinde. Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç vekillerimiz açlık grevinde. Geçenlerde Leyla Halid ziyarett etti, önemliydi. Ama HDP dışında parlamentodan ziyaret eden kimse yok. Bir tek Sezgin Tanrıkulu ziyaret etti. Diğer partilerin ilgisizliği çok garip. 

Sorunun çözümü noktasında, siz de ifade ettiniz, infaz kanunu uygulanırsa sorun rahatlıkla çözülebilir. Biz de yıllardır infaz kanunun İmralı'da Öcalan ve arkadaşları için uygulanmasını istiyoruz. Umuyorum tüm bu demokratik çabalar sonuç alır. 

Bu iktidar annelerin taleplerini yasaklama boyutuna gelmişse insanlıktan kopmuştur

Polisin annelere yönelik tutumu yeni değil. Türkiye'de anladığım kadarıyla bir özel savaş yöntemi olarak belirlenmiş. Annelere yönelik bir talimat aldıklarını düşünüyoruz. Bunu merkezi bir talimatla uyguladıklarını düşünüyoruz. Barış Anneleri ve Cumartesi Annelerine de izin verilmiyor. Bu çok trajik bir şey. Bir iktidar annelerin demokratik taleplerini yasaklama boyutuna gelmişse insanlıktan kopmuştur. 

 

22 Nisan 2019

Etiketler : #Sezai Temelli