Buldan: Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu

Buldan: Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu

Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan, Parlamento Kadın Grubumuzda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Buldan, şöyle konuştu: 

Sevgili kadın arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, İstanbul ve Diyarbakır’dan buraya gelen sevgili kadın arkadaşlarım, değerli basın emekçileri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli konuklar, kadın grubu olarak toplandığımız bu haftaki grup toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. Evinde, işyerinde, okulda, zindanlarda özgür bir yaşamın mücadelesi içerisinde olan bütün kadınlara yürekten selamlarımı gönderiyorum. Sevgili kadınlar iyi varsınız. İyi ki buradasınız. 

Konuşmama geçmeden önce, Cuma günü aramızdan ayrılan değerli Milletvekilimiz, değerli ağabeyimiz, Türkiye’nin önemli siyasetçilerinden Dengir Mir Mehmet Fırat’a Allah’tan rahmet, ailesine ve halkımıza bir kez daha sabırlar ve başsağlığı diliyorum. 

Nupelda ve Ayaz’ın acısını yüreğimizde yaşıyoruz

Dersim Ovacık’ta dün yaşanan patlamada iki canımızı, 8 yaşındaki Ayaz ve 4 yaşındaki Nupelda’yı kaybettik. Acımız ve üzüntümüz çok büyük. Kederli ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Acılar paylaşıldığında hafiflediğini bildiğimiz için, ailemizin acısını yürekten paylaşıyorum. 

Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyoruz

Bugün Sincan Adliyesi’nde Türkiye’nin önemli bir davası görülüyor. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın duruşmasına bugün ve yarın Ankara’da devam ediliyor. Sevgili Demirtaş’a buradan kucak dolusu selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Sevgili Demirtaş’ın ve tutuklu olan bütün arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyoruz. 

Arkadaşlarımız demokratik siyasete yapılan darbe sonucu içerideler

Dün 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümüydü. Darbe sürecinde hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor ve bu girişimini HDP olarak bir kez daha kınadığımızı ifade ediyorum. Demirtaş, Yüksekdağ, Baluken, Sırrı Süreyya Önder ve daha birçok arkadaşımız halen cezaevinde tutuklu. 15 Temmuz darbe girişimiydi ama sonrasında da OHAL ilanı ve dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla birlikte demokratik siyasete de bir darbe yapıldı. Arkadaşlarımız demokratik siyasete yapılan darbe sonucu bugün içerideler. Darbenin siyasi ayağını açığa çıkarmayan, gizleyen anlayış demokratik siyaset yürütenleri, muhalifleri cezaevine atarak bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmaktadır. Demokrasiye en büyük zararı vermektedir. 

Yılmadık, yılmayacağız

Biz yılmadık, yılmayacağız ve demokrasiden, barıştan asla vazgeçmeyeceğiz. Dileriz bu tablo bir an önce son bulur ve tüm tutuklu siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, belediye eş başkanlarımız bir an önce özgürlüklerine kavuşur. Onların özgürlüklerine kavuşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. 

Bu Meclis’in erkek meclisine dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Sevgili kadınlar, bu meclis aynı zamanda kadınların meclisidir. Öyle kalmaya da devam edecek. Meclisi erkek anlayışına asla teslim etmeyeceğiz. Buranın erkek meclisine dönüştürülmesine fırsat vermeyeceğiz. Bu çatı altından kadınların sesi hep yükselmeye devam edecek. Meclis kadınlarla renklenecek, kadınlarla irade bulacak.

Hiçbir konuda anlaşamayanlar konu kadınlar olduğunda hep bir aradalar

Sevgili kadınlar, hep söylediğimiz gibi eşitsizliğin hâkim kılındığı bir toplumsal düzende ezme ezilme ilişkisi ve bu durumun yıkıcı sonuçları kaçınılmazdır. İşte toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve bu eşitsizliğe inanmış bir siyasi iradenin kadınlar açısından ortaya çıkardığı tablo ne yazık ki içler acısıdır. Şunu çok net bir şekilde ifade ediyoruz ki; bu kara tabloda failler asla yalnız değildir. Yargısıyla, devletin kurum ve kuruluşlarıyla, iktidardaki siyasi iradeyle ve medyasıyla hepsi kadına karşı kol koladır. Hiçbir konuda anlaşamayanlar, yan yana gelemeyenler, konu kadınlar olduğunda hep bir aradalar. 

Kadınlar kurulu erkek düzenlerini sarsıyor, bu yüzden kadınlardan korkuyorlar

Kadınlara yönelik işlenen her suçta, bu suçlar nedeniyle kurulan her mahkemede ve bu mahkemelerin kararlarında, medyanın bu suçları yansıtırken kullandığı dilde bu eril dayanışmayı ve erkek failler için örülen koruma zırhını çok net olarak görmekteyiz. Çünkü kadınlar onların iktidarını, statükosunu ve kurulu erkek düzenlerini sarsıyor. Bu yüzden kadınlardan korkuyorlar. 

Şule Çet cinayetinin üzeri örtülmek isteniyor

Bu korkuyu kadın cinayetleri davalarında açıkça görmek mümkün. Geçen hafta Şule Çet davası vardı ve hepimiz bunu çok yakından takip ettik. Dosyadaki otopsi bulguları, sanık ifadeleri ve olay yeri inceleme raporları olayın çok açık bir cinayet olduğunu göstermesine rağmen intihar denilerek olayın üzeri kapatılmak istendi. 

Rabia Naz cinayetinin araştırılmasını AKP engelledi

Tıpkı Rabia Naz cinayeti gibi. Rabia Naz cinayetinin araştırılması için grubumuzun Meclis’e verdiği önerge AKP çoğunluğuyla reddedildiğine hepimiz tanık olduk. Görüyorsunuz; yargı da Meclis de cinayetlerin üzerini kapatmak için uğraşıyor. Ama kadınlar olarak bu cinayetlerin üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. 

Failler ne kravatıyla ne de erkek-devlet-yargı anlayışıyla suçlarından muaf tutulacak 

Buradan ifade etmek isterim ki biz bu davaların takipçisi ve onların sesi olmaya devam edeceğiz. Katilleri ve arkasındakileri teşhir etmeye, kadınların hakkını güçlü bir şekilde savunmaya devam edeceğiz. Çünkü bu davalar tüm kadınların ortak davasıdır. Failler ne kravatıyla, ne şeytana uymasıyla, ne de kendisine kol kanat geren erkek-devlet-yargı anlayışıyla işledikleri suçlardan muaf tutulacaktır.

İstanbul Sözleşmesini şartsız ve mazeretsiz uygulamak zorundasınız

Yine, İskenderun’da 19 yaşındaki Berfin, bir erkek saldırgan tarafından yüzüne asit dökülerek ağır yaralandı, yüzünün tamamı yandı ve bir gözünü kaybetti. Bu saldırıdan sonra sayısız ameliyat geçiren Berfin’in tedavi masraflarının estetik kabul edilerek karşılanmaması ve ancak kadın arkadaşlarımızın mücadelesi sonucu ilgili bakanlığın tedavi masraflarını kabul etmesi devlet için bir utanç tablosudur. Hükümete buradan önemle şu çağrıyı yapıyoruz: İmzacısı olduğunuz İstanbul sözleşmesi gereği kadına yönelik şiddetin önlenmesini, soruşturulmasını, cezalandırılmasını ve tazmin edilmesini sağlamak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri şartsız ve mazeretsiz uygulamak zorundasınız. 

Berfin, yalnız değilsin; bu dava hepimizin davası

Ve yine, 4 Temmuz günü davası görülen Berfin’in yaptığı “Kravatla kurtulamasın” çağrısına buradan biz HDP’li kadınlar da ses veriyoruz. Bu davanın da takipçisiyiz sevgili Berfin, ne kravat, ne iyi hal bu insanlık dışı suçtan dolayı faili kurtaramayacaktır. Sevgili Berfin, yalnız değilsin, bu dava yalnız senin değil hepimizin davasıdır, kadınların davasıdır. 

Fularların mücadelesi kravat arkasına gizlenen kadın düşmanı zihniyeti yenecektir

Kravatlı faili koruyan kravatlı yargı da şunu unutmasın. Kadınlar olarak gerçek adaleti getirdiğimizde sizi iyi hal bile kurtaramayacak. Kravat ittifakınız sizi koruyamayacak! Fularların mücadelesi kravat arkasına gizlenen kadın düşmanı zihniyeti mutlaka yenecektir!

Sayısız güvenlik ve kamu görevlisi Kürt kadınlara karşı sayısız suç işlemiştir

Çok yakın zamanda özellikle bölgede kamu görevlilerinin organize bir şekilde kadına yönelik taciz ve tecavüze dâhil oldukları kamuoyuna yansıdı. Mardin Büyükşehir Belediyesinde kayyımın görevlendirdiği Mardin Kent A.Ş Müdürü’nün belediyeye iş başvurusunda bulunan kadınlara yaptığı tekliflerin ses kayıtları ortaya çıktı. AKP’nin gönül belediyeciliğinin yansıması Mardin’deki kayyımın rezaletidir. Kadınların yoksulluğundan faydalanmaya çalışan bu alçak zihniyeti ve arkasındakileri tüm kamuoyu tanımalıdır.  

Aynı anlayış Bingöl’de de ortaya çıktı. Kadınları fuhuşa zorlayan bir çetenin üyeleri arasında, uzman çavuş, korucu, AKP üyesi olan ve kamu kuruluşlarında görev yapan kişilerin bulunduğu yapılan operasyonla ortaya çıktı. Bu çetenin faaliyetleri 2016’dan bu yana bilinmesine rağmen ne yazık ki göz yumuldu. Yine Dersim’de Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanı’nın bazı kadın öğrencileri tehdit ederek üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı fuhuşa zorladığını dehşetle öğrendik. Bir eğitim kurumunda yaşanan bu rezaletler karşısında kadınların bunlara karşı ses çıkarması gerektiğini ifade etmek isteriz. 

Kim bunlar? İktidarın atadığı kadrolar. Çok açık ve net bir şekilde buradan ifade etmek isterim ki gayet organize bir şekilde Kürt kadınların kamu görevlileri eliyle fuhuşa zorlanması suçunun ortağı ve hatta faili devlet adına hareket edenlerdir, kamu görevlileridir. Güçlerini de iktidardan alıyorlar. Özellikle son 40 yıldır çatışmalı ortamla birlikte devlet gücünü arkasına alan sayısız düzeyde güvenlik ve kamu görevlisi özellikle Kürt kadınlarına karşı sayısız suç işlemiştir. Bu suçların her defasında cezasız bırakılması bu çete faaliyetlerinin devamını da ne yazık ki sağlamıştır. 

Mardin, Bingöl ve Dersim’deki taciz ve cinsel saldırıların araştırılmasını AKP engelledi

Mardin, Bingöl ve Dersim’deki taciz, cinsel saldırının Meclis tarafından araştırılmasını istedik, arkadaşlarımız Genel Kurul’a önerge indirdi ve yine AKP çoğunluğuyla önergemiz reddedildi. Taciz ve cinsel saldırıların Meclis tarafından araştırılmasını engelleyen zihniyetle bu rezaleti yapan zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. İşte bunların güçlerini nereden aldıkları bir kez daha görülmüş oldu.

Kadın, çocuk ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardı

Bu ülkede kadınların, çocukların ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardır. Bir toplumu ayakta tutacak ve koruyacak olan güç silah değildir. Toplumu koruyacak olan; barıştır, gerçek adalettir, gerçek demokrasidir, özgürlüklerdir, bireysel silahlanmanın önlenmesidir. Eşitlik ilkesidir. Kadınların ve toplumun bütün kesimlerinin yaşamlarının hukuk yoluyla güvence altına alınmasıdır. Bunu çok iyi biliyoruz ve bu temel ilkelerin hayata geçirilmesi adına sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Onların baskıcı erkek sistemi varsa biz kadınların da onurlu direnişi var. Kadının iradesini asla teslim alamayacaklar. Kadınlar canı pahasına da olsa bu erkek sistemin kölesi olmayı reddeceklerdir. Kadın, yaşamın her alanında kendi özgür iradesiyle dimdik ayakta olmaya devam edecektir. 

Beyaz Tülbentli Anneler onur abidesi oldular

Bu ülkeyi 17 yıldır yöneten AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan G-20 Zirvesi için gittiği Japonya’da “kadınlara ilişkin sorunların çözümü daima önceliklerim arasında yer aldı” diyor. Japonya’da bu sözleri sarf ederken Türkiye’de ise kadınlar öldürülmeye devam etti. Buradan Sayın Erdoğan’a soruyoruz; kadına yönelik hassasiyetiniz bu mudur? Sizin donattığınız imkânlarla kadınlara saldıran, en aşağılık uygulamaları dayatan bu kişiler ve bu kişilerin çete örgütlenmeleri ile ilgili hassasiyetiniz nedir acaba? Açlık grevi ve ölüm oruçları sırasında Beyaz Tülbentli Anneler polislerin saldırısına uğradı, yerlerde sürüklendiler, itilip, kakıldılar, coplandılar. Hassasiyetiniz bu mudur? Kadınlara dair öncelikleriniz bu mudur? Yerlerde sürünen sizin insanlığınız oldu. Ama o anneler ise insanlık onurunun bayrağını yükselttiler. Tüm kadınların onur abidesi oldular. Buradan bütün annelerimizin ellerinden ve yüreklerinden öpüyorum bir kez daha. 

Sayın Erdoğan, sizin hassasiyetleriniz kadınlara ve çocuklara da ölüm ve şiddet getirdi

“Kadın sorunları önceliklerim” diyen Sayın Erdoğan’a hatırlatıyorum: Sadece geçtiğimiz Haziran ayı içerisinde 40 kadın katledildi. Son 6 ay içerisine katledilen kadın sayısı 214’tür. Bundan haberiniz var mı? Son 13 yılda çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında tam 10 kat artış oldu. İnsanlığın en kıymetli umudu, geleceği olan çocuklarımıza yönelik bu kıyımların artışında iktidarınızın hangi hassasiyetleri etkili oldu, buradan sormak isteriz? Biz sadece şunu biliyoruz sizin hassasiyetleriniz toplumun her kesimine olduğu gibi kadınlara ve çocuklara da ölüm ve şiddet getirdi, getirmeye devam ediyor. 

Kadın cinayetlerine seyirci kalan bakanlarını korumaya devam ediyor

İçinde bir parça vicdan kırıntısı bulunmayan her siyaset toplumu çürütür. Ve inanın geldiğimiz aşamada bu çürümüşlüğün kokusu o kadar ağırlaştı ki bu ülkede bu kokunun ağırlığını hissetmeyen hiç kimse kalmadı. Kadınlar hergün katledilirken Sayın Cumhurbaşkanı çıkmış Merkez Bankası faiz indirmiyor diye başkanını görevden alıyor. Ama artan kadın cinayetlerini durdurmadığı için sorumlu bakanlarını, emniyet müdürlerine dokunamıyor. Çünkü onların derdi sadece para ve faiz. Kadın cinayetlerine seyirci kalan bakanlarını korumaya devam ediyor. 

Kadın üniversitelerinin kurulması talimatı karma eğitime karşı müdahale amacını taşımaktadır

Bu ağır çürümüşlük içerisinde AKP Genel Başkanı, can güvenliği dahi bulunmayan kadınlarla ilgili ayrı bir kadın üniversitesi kurulmasını buyuruyor. Cinsiyet eşitliği sağlayacak tedbirler geliştirmek yerine cinsiyetçiliği derinleştirecek bir uygulamayı devreye sokma telaşındalar. Peki, bunu biz kadınlara sordular mı? Bu uygulamayı devreye sokarken hangi kadına sordular da böyle bir karar alıyorlar? Tek adam olarak her konuda olduğu gibi kadınlar adına da o karar veriyor. Kendisinde de bu hakkı görüyor. Kadın üniversitelerinin kurulması talimatı karma eğitime karşı bir müdahale amacını taşımaktadır. 

Önce kadın akademisyenlerin, kadın öğrencilerin başına neler getirdiğinize bakın

Bu ülkede kadın akademisyenlere neler yaşatıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Barış imzacısı kadın akademisyenler KHK’yle bir bir görevinden atıldı. Kadın akademisyen Füsun Üstel hala cezaevinde. Sayın Erdoğan, kadın üniversitesinden söz ederken önce kadın akademisyenlerin, kadın öğrencilerin başına neler getirdiğinize bir bakın, sonra çıkıp kadın üniversitesinden söz edin.

İlla bir üniversite kuracaksanız önce siyasi kadrolarınızı eğitin

İlla bir üniversite kuracaksanız buradan öneride bulunuyorum: Kadına yönelik şiddeti, tacizi, cinsel saldırıyı, devlet şiddetini önleme ve toplumsal cinsiyet eşitliğini kavratma konusunda eğitim verecek bir üniversite kurun. Bu üniversitede verilecek eğitime de öncelikli olarak ülkeyi yöneten siyasi kadrolarınızı, yargı ve güvenlik bürokrasisini dâhil edin ki, hepsi iyi bir eğitimden geçirilsin. Onlara eğitim şart çünkü!

Kadınların kadın üniversiteleri talebi yok, çok daha acil sorunları var

Biz kadınlar buradan sesleniyoruz. Yeni binalar yapacak bütçeniz varsa eğer, beton duvarlara harcayıp yandaş müteahhitlere peşkeş çekmeyin. Daha fazla kadının güvenceli işi, sofrasında aşı, çalışırken çocuğunu bırakabileceği bir kreşi olsun diye harcayın. Onlar sormasalar da biz kadınlar olarak buradan fikrimizi söyleyelim. Kadınların kadın üniversiteleri talebi yok! Kadınların; üniversiteler konusunda eşit, parasız, anadilinde, bilimsel ve toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan üniversite talebi var. Kadınların katledilmeden, şiddete, tacize uğramadan güven içerisinde yaşam talebi var. Aynı zamanda kadınların çok daha acil sorunları var. Yoksulluk derdi, güvencesizlik sorunu, işsizlik meselesi var kadınların. İnanın kadınların bu konudaki ağır sorunlarına bir kulak verseler, kadınlara yönelik vaatlerinin ne kadar yersiz ve gülünç olduğunu kendileri de fark edecekler.

Kadınları işsiz ve yoksul bırakan sistem kadına yönelik şiddete zemin oluşturmaktadır

Biz kadınlar dünyanın yükünü sırtımızda taşıyoruz. Buna rağmen mesaisi günün 24 saati bitmeyen kadınlar ne yazık ki toplumun en yoksul kesimi. Yoksulluk en çok kadınların belini büküyor. Kadınlar her türlü eziyete katlanmak zorunda kalıyor. Enflasyonun yaktığı mutfağın, ekonomik krizin ezdiği yaşamın, işsizliğin yarattığı çaresizliğin kahrını biz kadınlar çekiyoruz. KHK’lerle 25.000’in üzerinde kadın işten atıldı. Kadınlar için işsizlik, yoksulluk demek, şiddete karşı korunmasız kalmak demektir. Kadınları işsiz ve yoksul bırakan sistem kadına yönelik şiddete zemin oluşturmaktadır. Bu da iktidarın yürüttüğü bilinçli bir politikadır. 

11. Kalkınma Planında kadınlar yok, bu plan erkek sistemini kalkındırma planı  

Bakınız, iki gün sonra Meclis’te 11. Kalkınma Planı görüşülecek. Yine erkeklerin hazırladığı bir kalkınma planıyla karşı karşıyayız. Ve kadınlar yine yok. Kadına dair güvence yok. Kadına yönelik işsizliği ortadan kaldıracak düzenlemeler yok. Kadın istihdamını artıracak tedbirler yok. Kalkınma planına kadın üniversitesini ekleyerek kadın sorunu çözülmüş olmuyor, sömürüden kurtulmuş olmuyor. Bu plan erkek sistemini kalkındırma planıdır. Yandaş müteahhitleri zenginleştirme planıdır. 

Nafaka hakkını gasp etme girişimleri açıkça kadın düşmanlığıdır

İşte aynı zihniyeti nafaka konusunda da görüyoruz. Poşeti parayla satan zihniyet kadınların yoksulluk nafakası hakkına da göz dikiyor. Nafakanın kaldırılması kadına yönelik ekonomik şiddet anlamına gelmektedir. Kadınların büyük bir çoğunluğu zaten yaşamını idame ettirecek bir gelire sahip değil. Bu nedenle kadının nafaka hakkını gasp etme girişimleri açıkça kadın düşmanlığıdır. Nafaka karşıtlığı, anayasanın koruma altına aldığı toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesini yok saymaktadır. 

Kadınlar olarak İstanbul’u 23 Haziran’da nasıl kurtardıysak, İstanbul Sözleşmesini de aynı kararlılıkla sahipleneceğiz

İstanbul Sözleşmesi kadın kazanımlarının bir sonucudur. Şimdi bu kazanımı ortadan kaldırmak için zemin yaratmaya çalışıyorlar, tartıştırıyorlar. Ancak başaramayacaklar, kadınlar bu sözleşmeden asla geri adım atmayacaktır. Kadınlar olarak İstanbul’u 23 Haziran’da nasıl kurtardıysak, İstanbul Sözleşmesini de aynı kararlılıkla sahipleneceğiz ve asla gasp ettirmeyeceğiz! 

Kadınların İstanbul Sözleşmesiyle uğraşacağınıza gidin Okçuluk Vakfınızla uğraşın

İktidara bir tavsiyemiz var: Kadınların İstanbul Sözleşmesiyle uğraşacağınıza gidin Okçuluk Vakfınızla uğraşın. Çok istiyorsanız avcı topluma geri dönebilirsiniz. Engelleyen yok. Zaten iktidardan gittiğinizde yapacak bir işiniz de kalmıyor. Eril zihniyetinizin gereği olarak bol bol okçuluk yarışı yaparsınız. Erkek aklınızla kadınların işine burnunuzu sokmayın. Bize ayak bağı olmayın.

Cezaevlerinde de kadına yönelik saldırılar had safhada

Sevgili kadın arkadaşlarım; sadece dışarıda değil cezaevlerinde de kadına yönelik saldırılar had safhada. Bildiğiniz üzere bir de cezaevlerinde bulunan kadın yoldaşlarımız var. Sevgili Figen Yüksekdağ’a, Sevgili Gültan Kışanak’a, Sevgili Sebahat Tuncel’e, Sevgili Selma Irmak’a, Sevgili Çağlar Demirel’, Sevgili Burcu Çelik’e, Sevgili Gülser Yıldırım’a, Sevgili Mülkiye Birtane’ye, Sevgili Nurhayat Altun’a, Sevgili Aysel Tuğluk’a ve buradan ismini sayamadığım yüzlerce, binlerce kadın yoldaşıma, her birine ayrı ayrı kucak dolusu selamlarımızı sevgilerimizi iletiyorum. 2000 yılından bu yana cezaevlerinde bulunan kadın sayısı sürekli artış göstermektedir. Kadınların büyük bir çoğunluğu siyasi tutsaklardır. Cezaevlerinde bulunan kadınlar; görüş ve iletişim engeli, kitap engeli, keyfi disiplin cezaları, ortak sohbet ve aktivitelerin kısıtlanması, keyfi koğuş baskınları, çıplak arama, kelepçeli muayene ve temel yaşam gereksinimlerinden mahrum bırakma gibi birçok baskı türüne maruz bırakılmaktadırlar. 

Tecridi nasıl kırdıysak baskıları da aşacağız

Tüm bu saldırılara karşı içeride ya da dışarıda olsun hiç fark etmez. Biz kadınlar büyük bir güç birliği ile mücadelemizi her yerde yükselteceğiz ve mutlaka bu baskıları kıracağız. Tecridi nasıl kırdıysak baskıları da aynı şekilde kıracağız ve aşacağız. Çünkü kadına direnme dışında bir seçenek bırakılmıyor. Kadın direnmesin de kim dirensin! Direniş kadındır, kadın direniştir! Direniş başarı ve zaferdir. Roza nasıl tarihi kadın direnişinin öncülüğünü yaptıysa bu mirası devralan milyonlarca kadın da birer Roza olacaktır ve bu yolda zafere gidene kadar kadın özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyecektir. 

Tüm kadınların umudu ve cesaret kaynağı HDP’dir

Bizler bir kadın partisi olarak her geçen gün kendimizi daha da yenileyerek, daha da güçlendirerek yolumuza devam ediyoruz. İddiamız çok büyük. Tüm kadınların umudu ve cesaret kaynağı HDP’dir. Geçtiğimiz Mayıs ayında  “özgürlüğümüz için örgütlülüğümüzü büyütüyoruz” şiarıyla 7 bölgede geniş katılımlı kadın bölge toplantılarımızı gerçekleştirdik. Yine Haziran ayında kadın örgütlenme konferansımızı gerçekleştirdik. Son olarak Van’da 4 günlük Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nın ilk iki gününü kadın eş başkanlarımız ve kadın belediye meclis üyelerimizle yaptık. 

Üçüncü Yol siyasetinin özgürlükçü iradesi ile kadınlar lehine yeni yaşamı inşa edeceğiz

Tüm bu çalışmalarımız kadın partisi olan partimizin hem parti içerisinde hem de toplumsal yaşamda kadın örgütlülüğünü yükseltmek ve kadın kazanımlarına sahip çıkarak çoğaltma kararlılığıyla yapılmıştır. Bu çalışmalarımızda tüm alanlarda kadın bakış açısıyla hayata yön vereceğiz dedik. Ve dediğimizi de yapıyoruz. Ezilenlerin, yok sayılanların, faşizme karşı direnenlerin tarihsel ittifakı olan Üçüncü Yol siyasetinin özgürlükçü iradesi ile kadınlar lehine yeni yaşamı inşa edeceğiz. Kadın odaklı demokratik yerel yönetimlerimizi daha da güçlendirmeye ve örgütsüz tek bir kadın kalmayıncaya kadar mücadele etmeye kararlığını sürdüreceğiz. 

Biz kadınlar hep birlikte başaracak, hep birlikte kazanacağız

Kayyımların kapattığı kadın kurumların yeniden açılması için kadın eş başkanlarımız büyük bir azim ve kararlılıkla çalışmaktadır. Kazanımlarımızı, yaşamlarımızı, özgürlüklerimizi hedef alan saldırılar karşısında bütün kadın örgütleri ve feminist hareket ile mücadeleyi ortaklaştıracağız; her düzeyde kadın dayanışmasını ve direnişini birlikte öreceğiz. Biz kadınlar hep birlikte başaracak, hep birlikte kazanacağız!

Kadın ittifakını kurduk, umut olduk ve faşizmi birlikte sarstık

31 Mart seçimlerinden önce, ittifak tartışmaları devam ederken herkes soruyordu, “kim kiminle ittifak yapacak” diye. O zaman çok net bir şekilde söyledik, “bizim ittifakımız kadınlarla” dedik. Öyle de yaptık. Amed’deki kadınlar, İstanbul’daki kadınlarla el ele mücadele etti. Van’daki kadınlar Antalya’daki kadınlarla omuz omuza verdi. Kadın ittifakını kurduk, umut olduk ve faşizmi birlikte sarstık. Şimdi bu ittifakı bu toprakların barışı için, demokrasisi için sürdürme, büyütme; faşizmi bitirme zamanıdır. Bunu yapabiliriz, başarabiliriz ve başaracağız da.  

Kadının fikrinin olmadığı bir anayasa demokratik olamaz

Hayalini kurduğumuz barışa kavuşmak için, özgürce ve eşit koşullarda birlikte yaşamak için bir toplum sözleşmesine ihtiyacımız var. Hiçbir toplumsal grubu ve siyasi görüşü dışlamayan, ötekileştirmeyen bir anayasayı toplumsal müzakereyle var etmeyi başarırsak toplumsal barışı da var edebiliriz. Kadınlar olarak bu sürecin öncüsü olacağız. Çünkü kadının fikrinin olmadığı bir anayasa demokratik olamaz. Demokratik bir anayasanın yapım sürecine kadınların katılımını sağlamak için çalışmalarımızı başlattık. 

Kadın anayasasıyla demokrasiyi taçlandıralım

Kadın meclisimiz hem kadın kurumlarıyla hem de yerellerde forumlar ve buluşmalarla genç kadın kitleleriyle bir araya gelecek ve anayasa çalışmalarını kolektif akılla yürütecek. Oluşturacağımız demokratik anayasayla sürekli tehdit altında olan kadın kazanımlarını güvence altına alacağız. Ve diyoruz ki bu ülkede kadınların yapacağı anayasayla ancak özgürleşebilir, demokratikleşebiliriz. Gelin bu işi erkeklere bırakmayalım. Kadınlar olarak demokratik anayasanın öncülüğünü yapalım. Kadın anayasasıyla demokrasiyi taçlandıralım.

Yargı paketi dediler, S-400 paketini getirdiler

Tekçi, erkek yönetim zihniyetinin ülkeyi ne hale getirdiğini yaşıyor ve görüyoruz. Yargı paketi dediler, S-400 paketini getirdiler. Ülkenin ihtiyacı acil adalet, acil demokrasi, acil barış iken siyasi iktidar halkın kaynaklarını savaş araç ve gereçlerine harcamaktadır. Tekçi iktidar kendi rejimini ve koltuğunu sağlama almak için S-400 işine girdi. Türkiye ittifakı dedikleri aslında S-400 ittifakıdır. Faşizmin ihtiyacı S-400’dür ama ülkenin ve halklarımızın ihtiyacı ise gerçek demokrasi, barış ve özgürlüklerdir.

Demokratik siyaset yürütenler faşizm etrafında kurulmaya çalışılan siyasi ittifak tuzağına düşmemeli

Demokratik siyaset yürüten herkesin, demokratik kamuoyunun buna karşı çıkması, faşizm etrafında kurulmaya çalışılan siyasi ittifak tuzağına düşmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Buna karşı en geniş demokratik ittifakı oluşturmamız gerekir. Bunu da kadınlar olarak başaracağız. Bu ülkeyi erkek zihniyetine teslim etmeyeceğiz. İnanın AKP çözüldü çözülüyor. Bunu kadınlar başardı daha çok başaracak. Kadınlar daha çok şey değiştirecek. AKP’den kopmalara kimse bel bağlamasın. Umut ne AKP’dir ne de AKP benzeri partiler. Umut HDP’dir, umut kadınlardır, umut kadınların ittifakıdır. 

Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu 

Bu ülkeyi gerçekten kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde ne S-400 olurdu ne de güvenlikçi politikalar. Demokrasi olurdu, özgürlük olurdu, eşitçe bir yaşam olurdu. Adalet olurdu. Yeni yaşam olurdu.

Bu tekçi, erkek sistemi mutlaka değiştireceğiz

Kadınlar olarak bunu mutlaka ama mutlaka başaracağız. Özgürce, eşitçe yeni bir yaşamı kadınlar olarak kuracağız. İşte kadın partisi HDP bunun için vardır. Kadınlar olarak neler başardığımızı 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde tüm dünyaya gösterdik. Türkiye’nin önüne güçlü bir seçenek koyduk. Şimdi bu yoldan yürüyeceğiz ve bu tekçi, erkek sistemi mutlaka değiştireceğiz. Ülkeyi kadınlar açısından yaşanılır bir ülkeye dönüştüreceğiz. Buna gücümüz de var, inancımız da var, kararlılığımız da var, sesimiz de var, sözümüz de var. Çünkü HDP bunun için vardır ve bu sözün adı HDP’dir. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. Hep birlikte Jin Jiyan Azadi diyoruz.

16 Temmuz 2019