Buldan: HDP’ye yüklenecekler ama çalamayacakları kadar oyumuz olmalı

Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan'ın seçim sürecine ve gündeme ilişkin Mezopotamya Ajansı'na verdiği röportaj.

İktidarın “HDP’yi sandığıa gömün” söylemi sonrası baskıların yoğunlaşacağını; ancak HDP’nin güçlü bir temsil oranıyla başarı sağlayacağını söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Çalamayacakları kadar oyumuz olmalı” dedi. 

Baskın seçimlere giderken seçimlerin kilit partisi konumunda olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP’nin Meclis dışında bırakılma çabaları ve yaratacağı sonuçlar ile seçim gündemine dair Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı. 

Baskın seçim kararıyla seçim sürecine girildi, artı ve eksileriyle seçim koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz, özelikle bölgede sandık güvenliğine ilişkin endişeleriniz var mı? 

24 Haziran’da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler, Türkiye açısından çok kritik olacak. Çünkü ilk defa bir başkanlık sisteminin oylanacağı, insanların bu anlamda oy vereceği bir seçim ile karşı karşıyayız. Ancak seçim dönemi başından beri eşit koşullarda yapılmayan ve yapılmayacak olan bir seçim olacak. Çünkü iktidarın çıkarmış olduğu yasaların hem güvenlik güçlerine vermiş olduğu yetki, hem de genel anlamda AKP'nin sürdürmüş olduğu korku ve sindirme politikaları Türkiye'ye hakim olmuş durumda. Güvenlik önlemlerinin öne çıktığı bir seçimin ya da OHAL koşullarında yapılacak olan bir seçimin meşru olmayacağını özellikle belirtmek isterim. AKP hükümeti, OHAL şartlarında Türkiye'yi seçime götürürken, kendi istediği sonucu elde etmek adına bunu gerçekleştiriyor. 

Özellikle bölgede elbette ki kırsal kesimler başta olmak üzere çok yoğun bir baskının olacağını biliyoruz. Bu her geçen seçim döneminde yapılan ve yapılmaya çalışılan bir yöntem olarak karşımıza bir kez daha çıkacak. Ancak biz her şeye rağmen başta bölge olmak üzere Türkiye'nin her yerinde seçim güvenliği konusunda halkımız ve diğer partiler ile birlikte sandığı koruyacak ve sandığa sahip çıkacağız. Böyle bir çalışmamız var. Oluşturduğumuz komisyonlar, il örgütlerimiz ile yapmış olduğumuz istişareler doğrultusunda seçim güvenliğini kendi çapımızda sağlamaya çalışacağız. 

İki ayrı ittifak kuruldu ve HDP'nin bu ittifaklardan dışlanmış olması Kürtlerin siyasetten men edilmesi, baraj altında bırakılma çabası olarak değerlendiriliyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz. Özelikle CHP’nin bu noktadaki tavrını konuşacak olursak?

Elbette ki seçim dönemlerinde ittifaklar önemlidir. İttifakların daha demokratik çerçevede yapılması önemlidir. Ancak baktığımız zaman hem “Cumhur İttifakı” hem de “Millet İttifakı”nın HDP'yi baraj altında bırakma ve barajı HDP'ye karşı koruma noktasında olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü özellikle CHP'nin ittifak kurduğu diğer partilerin yüzde 10 seçim barajını aşmayacağı çok aşikar. Dolayısıyla baraj sorunu olan partileri bu ittifakın içerisine alıp, sadece HDP'yi bunun dışında tutmak HDP'ye karşı uygulanan farklı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. 

HDP'siz bir parlamentonun ve HDP'siz bir Türkiye'nin, Kürtlerle birlikte Türkiye halklarının temsil edilmediği bir parlamentonun çok demokratik bir parlamento olmayacağının altını çizmek isterim. HDP elbette ki bu oyunların farkındadır. Baraj altında bırakılmak istenen bir parti olarak yapılmak istenen her türlü oyunu bozacak güce sahibiz. HDP'nin baraj sorunu olsa bile Türkiye toplumunun, Türkiye halklarının bunu çok rahatlıkla aşabileceğine inanıyoruz. Çünkü herkes şunun farkında; aslında HDP baraj altında kalırsa, bizim kaybedeceğimiz milletvekilleri AKP'ye geçecek. AKP'ye geçecek olan milletvekili sayısı ile birlikte AKP yine kendi gücünü korumuş olacak ve parlamentoda bir değişiklik olmayacak. Bugün ne yaşanıyorsa yarın da aynı şeyler yaşanacak. Çünkü karşımıza anayasayı bile tek başına çıkarma gücüne sahip olan bir AKP çıkacak. Bu da Türkiye toplumun yararına ve faydasına olacak bir durum değildir. 

Parlamentoda tablonun muhalefetin çoğunluğu yakalaması ve bir senaryo olarak birinci turda da Erdoğan'ın seçilmesi durumunda nasıl bir tablo ortaya çıkacak? 

Biz elbette ki birinci turda Erdoğan'ın seçilmemesi yönünde bir çalışma yürüteceğiz. İkinci tura kalacak olan adaylar arasında elbette ki bir tercih yapacak. Ancak bu tercih daha çok HDP'yi Türkiye halklarını, Kürtleri ilgilendirecek olan bir konu olduğu için daha sonra yapacağımız toplantılar ile birlikte Türkiye halklarının, Kürt halkının yararına olacak şekilde bir karar almaya çalışacağız. Ancak muhalefetin güçlü olduğu bir parlamento elbette ki Türkiye'deki bir çok şeyin değişmesine de neden olacak. Bu çok kıymetli bir durum. Yani HDP'nin yine muhalefetin güçlü olduğu bir parlamentodan çıkacak olan yasaların, kanun tekliflerinin, Türkiye toplumun faydasına olan, şuanda yaşanan kriz ve kaosların çözümüne de fayda sağlayacak bir sistem ortaya çıkacak. Bu anlamda düşündüğümüz zaman muhalefetin parlamentoda güçlü bir şekilde yer alması gerekiyor. Yani çoğunluğu muhalefetten olması gerekiyor. Bunun için HDP'nin aslında barajı aşması çok önemlidir. Çünkü barajı aşamadığı taktirde, AKP güçlü bir şekilde parlamentoya girecek ve yine istediği kanun ve yasaları geçirecek. Dolayısıyla demokratik bir parlamenter sistem aynı zamanda tüm Türkiye halklarının temsil edildiği bir parlamento olacaktır. Türkiye açısında hem demokratik bir yöntem olacaktır hem de sorunların çözümüne katkı sunacaktır. 

Türkiye’de yaşanan bir pratik var. AKP 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olmayı kaybetti ve ardından 1 Kasım erken seçimlerine gidildi. 24 Haziran seçimlerinde de buna benzer bir sonuç çıkarsa ne olur?

Böyle bir tablo çıkacağına inanmıyorum. Çünkü o dönem bir koalisyon arayışı vardı ve hükümet aslında koalisyon girişimlerini çok formalite bir şekilde gerçekleştirmeye çalıştı. Yine kendi bildiğini okuyan bir iktidar vardı. 7 Haziran seçim sonuçlarını gören AKP hükümeti aslında seçimi yenileme kararını aynı akşam almıştı. Yani iktidar, 1 Kasım tarihinde Türkiye'yi tekrar seçime götürme kararını 7 Haziran akşamı aldı. Daha sonra başlatılan koalisyon görüşmelerinin tamamı bir formalite görüşmeydi. Dolayısıyla bu dönem farklı bir dönem. Başkanlık sisteminin hayata geçeceği bir dönem. O yüzden muhalefetin güçlü bir şekilde parlamentoya girmesi durumunda koalisyonlara zaten ihtiyaç olmayacak ve o yüzden de güçlü bir muhalefet diyoruz. 

Muhalefet cephesinde erken seçim kararı sonrasında olumu bir hava gözlemlenmekle birlikte AKP-MHP cephesinde “panik havası” estiği yönünde bir hava var. Bu tespite katılıyor musunuz, muhalefetin bugünkü pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bu hava daha da büyüyecek. Muhalefetin bugün elde etmiş olduğu atmosfer ve havanın önümüzdeki günlerde seçim beyannamelerin açıklanmasında sonra daha da büyüyeceğine inanıyorum. Çünkü AKP hükümetinin açıkladığı manifestonun içinin boş olduğunu herkes gördü, halk bunun farkında. Daha biz başta olmak üzere CHP de diğer partiler de kendi seçim bildirgelerini açıklamadılar. Bunlar açıklandıktan sonra ben bu havanın çok daha yüksek bir dozda ilerleyeceğini düşünüyorum. Çünkü insanlar artık AKP'nin 16 yıllık iktidarının bitmesi ve mevcut durumun değişmesi yönünde bir kanaat içerisindedir. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, hükümetin her türlü hukuksuzluğu, haksızlığı yaptığı bir süreçte Türkiye toplumu kendi kararını farklı bir şekilde verecek, iradesini 24 Haziran seçimlerinde sandığa yansıtacak. Sahaya indiğimiz zaman bu havanın daha da büyüdüğünü, bu atmosferin daha da güçlendiğini hep birlikte tanıklık edeceğiz. 

Bir yandan da seçimlerin iptalini gündeme getiren değerlendirmeler var. Özellikle CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun esastan gündeme alınması kararı sonrası bu ihtimalin güçlü olduğu söyleniyor. Size göre bu söylemlerinin karşılığı var mı?  

Seçim iptali yönünde bir durumun olacağını zannetmiyorum. Yani 24 Haziran'da seçimlerin yapılacağı bir hava var şuanda. Her ne kadar AKP yapılan anketlerden çok yüksek gözükmese bile bu birinci tura kadar en azında böyle bir seçimin yapılacağı kanaati taşıyorum. Ama birinci turdan sonra AKP'nin ya da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ne yapacağını hiç kimse şimdiden kestiremez. Kendisinin başkan olmayacağı ya da kendisinin tek başına gücü elde edemediği bir iktidarın bir partisinin önümüzdeki günlerde ne yapacağını şimdiden söylemek biraz zor gibi. Ancak her şeye rağmen insanlar artık 24 Haziran seçimlerine kilitlenmiş durumda. Bu kilitlenme durumu ile beraber seçimlerin olacağına inanıyorum. 

Kürt halkında Kürtler arası bir ittifak beklentisi var. Kimi görüşmeler ve arayışlar oldu. Bu görüşmeler somutlaştı mı? 

Biz bölgede güçlü bir şekilde özellikle Kürt halkının birlikte hareket etmesi noktasında ve bir ittifakın oluşması konusunda önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Yapılan görüşmeler neticesinde Kürtlerin birlikte hareket etmesinin sadece seçimle sınırlı kalmaması gerektiği ve seçimden sonra da devam etmesi konusunda önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Diyarbakır'daki bir çok Kürdistani parti özellikle HDP'yi destekleyeceği yönünde kararlar aldı ve kamuoyuna yansıdı. Halen devam eden görüşmeler de var. İfade edilen ya da ismi söylenen partilerin dışında kalan partilerle de görüşmeler devam ediyor. Bir kaç gün içerisinde bunlar da muhtemelen sonuçlanacak ve onlar da deklare edecekler. Bu önemlidir, Kürtlerin birliği konusunda bunun çok anlamlı ve kıymetli olduğunu belirtmek isterim. Ancak 24 Haziran seçimleri bunun bir parçası elbette ki. Bu süreç belki buna bir vesile olacaktır. Ancak Kürtler arasındaki ittifak seçimle sınırlı kalmayacak. Daha sonra da devam edecek olan görüşmelerdir. Ben bunun mutlaka sonuca ulaşması gerektiğini düşünüyorum. Kürt halkının birlikte hareket etmesinin, birlikte tutum takınması ve birlikte söz söylemesinin zamanı artık gelmiştir. Bu anlamda yapılan görüşmelerin önemli olduğunu ama bundan sonraki görüşmelerin de bu derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum. 

Türkiye'nin batısında da böylesi bir arayış  var mı? 

Tabi ki biz sadece Türkiye'nin doğusunda Kürdistani partiler ile değil, Türkiye'nin batısındaki sol-sosyalist ve demokratik çevrelerle de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Çok olumlu anlamda sonuçlar aldığımızı söyleyebilirim. Yine aynı Kürdistani partileri gibi Türkiye'nin batısındaki sol partiler de açıklamalarını yaptılar. Ancak henüz sonuçlanmayan görüşmelerin devam ettiği partiler var. Bunlar da en kısa sürede görüşlerini ve açıklamalarını yapacaklar. Aslında Türkiye'deki herkes artık AKP'nin bir şekilde gitmesi yönünde karar almış ve bu kararları ile birlikte de en doğru yolun HDP olduğu fikrini taşıyorlar. Sanırım birkaç gün içerisinde diğer sol partiler de bu yönlü açıklamalarını yapıp, HDP'yi destekleme yönünde kararlarını açıklayacaklar.

Parti olarak yaptığınız bir anket araştırması var mı?  HDP’nin kimi çevrelerce dillendirildiği gibi baraj altında kalma ihtimali var mı? 

Sınırda olduğumuzu ifade etmek isterim. Yüzde 10 seçim barajı var ve HDP tüm anketlerde yüzde 10 bandında gözüküyor. Erdoğan’ın “HDP'yi sandığa gömün” mesajıyla birlikte HDP'ye çok yüklenecekleri aşikar. Dolayısıyla halkımız bu hassasiyetle hareket etmelidir. Yani artık HDP'de birleşmenin, HDP'de ortaklaşmanın zamanı gelmiştir. Diğer zamanlarda ya da geçmiş dönemlerde AKP'ye oy veren Kürtler açısından da bunu ifade etmekten fayda var. Batıda yaşayan Kürtlerin, özellikle AKP'ye oy veren Kürtlerin artık bir kez daha şapkasını önüne koyup, düşünmesi gereken bir zamana girdik. HDP'yi baraj altında bırakmaya çalışan bir zihniyete karşı Türkiye’nin her yerinde HDP'ye güçlü bir sahiplenmenin olması gerektiğini düşünüyorum. Yani çalamayacakları kadar oyumuzun olması gerekiyor. 

Elbette ki çalmaya çalışacaklar, elbette ki bizi baraj altında bırakmaya çalışacaklar. Kimi yöntemlerle bunu gerçekleştirmeye çalışacaklar ama biz her şeye rağmen halkımızın öz gücüne inanarak, halkımızın HDP'ye sahiplenmesini bilerek bu baraj meselesini rahatlıkla aşabileceğimize inanıyoruz. Ancak hiç kimsenin rahat olmaması gerektiğini düşünüyorum. Herkes tedirgin bir şekilde oy kullanmaya gitmelidir. HDP barajı aşmalıdır anlayışı ile sandığa gitmelidir ama aynı zamanda da oyuna sahip çıkmalıdır. Sandığını terk etmeden oyunu kullandığı okulun önünü terk etmeden sandığına ve oyuna sahip çıkarak ancak bunu aşabileceğimize inanıyoruz. 

CHP başta olmak üzere kimi kesimler HDP’nin Meclis dışında kalmaması gerektiği yönünde görüşler açıklıyor. CHP’nin HDP’yi ittifak dışında bırakmasına rağmen böylesi bir oy kayışı olabilir mi? 

Elbette ki onlar da bu tahlili yapacaklardır. Ancak biz sadece CHP seçmenine ya da tabanına seslenmiyoruz. Biz tüm Türkiye halklarına sesleniyoruz. Meclis seçiminde HDP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş. Bu her iki anlamda her iki konuda da insanların HDP'yi de sayın Selahattin Demirtaş'ın da sahiplenmesinin Türkiye'nin geleceği açısından önemli olduğunun farkına varması gerekiyor. Sayın Demirtaş diğer cumhurbaşkanı adayları gibi eşit şartlarda, koşullarda bir kampanya yürütemeyecek. Şu anda rehin olarak tutulduğu Edirne Cezaevi'nden avukatlar aracılığıyla bize göndermiş olacağı mesajlar ile bu kampanyayı yürütmeye çalışacağız. Bunun da çok demokratik olmadığını zaten hepimiz ifade ediyoruz. Bir an önce sayın Demirtaş'ın özgürlüğüne kavuşması ve diğer adaylar gibi halkı ile seçmenleri ile tabanı ile buluşmasının olanaklarının yaratılması gerekmektedir. Bunun biran önce sağlanması lazım. Bunun için biz bir kez daha Türkiye toplumuna çağrı yapıyoruz. HDP'ye oy verin. Sayın Demirtaş'ı da cumhurbaşkanı seçin diyoruz. 

Milletvekilliği adaylık başvuruları sona erdi, bine yakın aday adayı başvurusu var. Bunlar arasında sürpriz isimler var mı? 

Şimdi isimleri söylersek sürprizliği kalmaz. Onun için son güne kadar bekleyelim. Elbette ki sürpriz isimler olacak. Türkiye'de gerçekten barıştan yana olan, Türkiye'nin demokratikleşmesini isteyen önemli isimler var. Bu önemli isimler ile görüşmeler devam ediyor. En kısa zamanda bunlar sonuçlanacak. Partimize çok yoğun bir aday adayı başvurusu var. Türkiye'nin her yerinde yoğun bir başvuru gerçekleşti. Ancak bunlar içerisine özel görüştüklerimiz elbette ki var. Türkiye'nin aydınlarının, yazarların, öne çıkmış barış aktivistlerin olduğu bir isim havuzumuz var. Bu isim havuzunda olanlarla görüşmeler devam ediyor. Ancak netleşen henüz bir şey yok. Bu da en kısa zamanda netleştikten sonra zaten kamuoyu ile paylaşılır. 

Seçim sonuçlarına ajansımızla paylaşacağınız tahminlerinizi sorarak söyleşimizi bitirelim. Seçimlere dair öngörünüz nedir? 

24 Haziran Türkiye'nin geleceği açısında önemli bir tarihtir. Ve Türkiye ilk defa bir başkanlık sitemi ile ilgili bir karar verecek. 24 Haziran aslında bir varlık meselesidir. Türkiye'de demokrasiden yana olan, barıştan yana olan herkesin iyi bir tercih yapması gerektiğini düşünüyoruz. Ya faşizme “evet” denilecek, ya da “gerçekten biz barış, kardeşlik, özgürlük istiyoruz” talebi ile insanlar oy kullanacak. Her insanın aslında bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğini düşünüyorum. 16 yıllık AKP iktidarının Türkiye toplumuna vermiş olduğu herhangi bir şey yoktur. O yüzden Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından özgürlükler açısından güçlü bir HDP ve Sayın Selahattin Demirtaş'ın çıkması durumunda da farklı bir Türkiye'ye uyanacağımızı ifade etmek isterim. 25 Haziran tarihi Erdoğan'sız bir tarih olmalıdır. 25 Haziran tarihi Türkiye'nin demokratikleşmesi açısında yeni bir gün olmalıdır. Eğer bunu başarabilirsek, önümüzde ki dönemler Türkiye için farklı bir dönem olacaktır. 

Sonuçlara dair muhtemelen birinci turda iki kişi kalacak ancak biz elbette ki birisinin Selahattin Demirtaş olması için çaba harcayacağız. Ancak HDP'nin de güçlü bir şekilde temsilinin elde edileceği bir oy oranı ile bu seçimden başarılı çıkacağından inanıyoruz.
 
MA / Selman Güzelyüz – Hayri Demir

 

11 Mayıs 2018

Etiketler : #Pervin Buldan