Vicdan ve Adalet Nöbetimiz Van'da

Vicdan ve Adalet Nöbetimiz, Diyarbakır ve İstanbul’un ardından Van’a taşındı. Milletvekillerimiz yoğun bir polis ablukası altında Van Musa Anter Parkı’na yürürken milletvekillerine alkışlarıyla destek olmak isteyen vatandaşlar gözaltı tehdidiyle karşılaştı. Nöbetin tutulacağı Musa Anter Parkına girişte de polis engeliyle karşılaşıldı. Parka ne vatandaşların de basın emekçilerinin alınmasına izin verilmedi. Uzun süren müzakereler sonucunda sınırlı sayıda parti yöneticisi ve sınırlı süreyle de basın emekçisi parka girebildi. 2 saatlik bir gecikmeyle başlayan nöbette ilk olarak haftalık grup toplantısı yapıldı. Cezaevinde tutulan Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın mesajının da okunduğu toplantıda Parti Sözcümüz Osman Baydemir kürsüdeydi. 

Baydemir şöyle konuştu:  

Bu kadim şehirde korkunun engelleriyle karşılaştık. Bir kez daha vicdan ve adalet hareketi engellenmeye çalışılıyor. Barikatlarla durdurulmak isteniyor. Kimsenin şüphesi olmasın bizler durmayacağız, faşizmi durduracağız. Kimsenin şüphesi olmasın adalet ve özgürlük tesis edilinceye kadar durmayacağız! Çünkü adalet tecelli olmazsa daha fazla can kaybına yol açacak bu felaket. İşte HDP tam da bu noktada legal demokratik siyasetin tıkanmış olan kanallarını açmak için bir kez daha vicdan ve adalet hareketini başlatıyor. 

İstanbul’dan, Selahattin Demirtaş’ın seçim bölgesinden bayrağı devraldık. Ve bu bayrağı faşizmin halkların iradesini reddeden bakış açısının darbesiyle milletvekilliği düşürülen Figen Yüksekdağ’ı seçen Van kentinde bu bayrağı bir kez daha yükselteceğiz.

Sözü Van halkının iradesiyle seçtiği Figen Yüksekdağ’a bırakıyorum:

Yüksekdağ’ın Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan tarafından okunan mesajı: 

Değerli halkımız, sevgili arkadaşlar

Onur, vicdan ve adalet yolunda ayrılmayanlar; hepinize merhaba!

Her türlü baskı, yasak, abluka koşullarında adalet mücadelesinde vazgeçmeyen sizleri selamlıyorum. Amed ve İstanbul’dan sonra Van’da da yaşamınıza kurulan hapishanelere inat halkın özgür iradesini büyüteceğinize inanıyorum.

Hiçbir hapishane düzeni baki değildir. Kendisi için sınırsız serbestlik, halklar içinse itaat ve esaret isteyen hiçbir iktidar kalıcı olamaz. Bugün vicdan ve adalet nöbetini demir bariyerlerle, halkın seçilmiş temsilcilerini, gazetecilerin, kamu emekçilerinin, demokratik siyasetçilerin çevresini taş duvarlarla kuşatanlar da kalamayacaklar. Her yerde ve her demokratik biçimde direnmeyi bilenler, bütün kuşatmaları kaldırmayı da bilirler. Diyarbakır’dan İstanbul’a, Van’dan İzmir’e el ele veren halklarımız, demokratik birliğiyle adalete giden yolu açacaktır.
Bugüne kadar haksızlığın, adaletsizliğin, ölümün ve zulmün bin bir çeşidiyle karşılaşan Van halkının vicdan ve adalet hareketimizde yeni ve güçlü bir dönemeç yaratacağına inanıyorum.

Van’ın en zor şartlar altında onurlu duruşunu kırmaya çalışanlar, bugüne kadar başaramadıklarını bundan sonra da başaramayacaklar. Bütün belediyelerine el konulan, seçimle göreve gelen eşbaşkanları tutsak edilen ve iki milletvekilliği gasp edilen bir kent olarak Van, adaletsizliğin zirvesini yaşamıştır ve adalet mücadelesini de zirveleştirmek durumundadır. Van’a reva görülen bu zulüm ve haksızlık HDP’ye oy versin ya da vermesin bütün Vanlılara yapılan bir hakarettir.  Zorla, hukuksuzlukla elde ettikleri gücün sarhoşu ve kibirlerinin esiri olan iktidar sahipleri bilmeli ki, mazlumun hakkı zalime kalmaz. Elbette, bizlerin ellerinde ve mücadelesinde adalet yerini bulur.

Bugün işte bu inançla el ele vermenin, hakkı gasp edilen ve onuruyla, vicdanıyla yaşamak isteyenlerin, adalet çağrısına her yerde ses olmanın zamanıdır.  Birlikte başarabiliriz, yine hep birlikte adaleti kazanabiliriz. Bu inançla değerli Vanlıları, il- ilçe yöneticilerimizi, destek veren tüm demokratik kurumları saygıyla selamlıyorum.

Figen Yüksekdağ
1 No’lu F Tipi Hapishanesi Kandıra -Kocaeli

Osman Baydemir: 

Engeller ne olursa olsun, bariyerler ne solursa olsun hiçbir güç ve kuvvet vicdanı ablukaya alamaz, insanlığın vicdanını zulme karşı suskun kılamaz. İl teşkilatımızdan Musa Anter Barış Parkı’na gelinceye kadar vicdan ve adalet diyen insanlar gözaltına alınmaya çalışıldı. Selam veren insanlar tehdit edildi. Musa Anter Barış Parkı ablukaya alınmış durumda. Tam da buradaki fotoğraf Türkiye’ye dayatılan fotoğraftır.

4 Kasım darbesiyle milletin iradesi olan Figen Yüksekdağlar, Selahattin Demirtaşlar, Tuğba Hezerler ve bir şekilde milletvekilliği düşürülmek istenen tüm seçilmişler halkının hizmetkarı oldukları için bu muameleye maruz kaldı. Bu park nasıl abluka altındaysa, barış talebi nasıl yok edilmek isteniyorsa Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra milletin iradesi yok edilmek istendi. Nasıl bu barış parkı abluka altına alındıysa 4  yıldır barış müzakere masasını çökertmenin planını yaptılar. Suruç’tan başlayan süreçte kan dökerek, barış masasını devirerek iktidar devşirmeye çalıştılar. 

Figen Yüksekdağları, Selahattin Demirtaşları milletvekillerini belediye başkanlarını cezaevine koyarak ne elde ettiniz? Hangi amacı gerçekleştirdiniz? Hiç şüpheniz olmasın susmadık susmayacağız. Bu halk hiçbir zorba rejime boyun eğmedi, eğmeyecek. 

Ayhan Bilgen vicdanın ta kendisidir 

Ayhan Bilgen, bir insan hakları savunucusu. Dün de zalimlere karşıydı. 28 Şubat’ta mazlumların yanındaydı, Cizre’de insanlar diri diri yakılırken yine mazlumların yanındaydı. Bilgen vicdanın ta kendisidir. Ve şu anda devam eden bir yargılamanın tutuklu sanığıdır. Tıpkı İskilipli Atıf Hoca gibi hiç söylemediği bir sözden dolayı yargılanmaktadır. Her fırsatta İskilipli Atıf Hoca’ya atıfta bulunanlar Bugün Ayhan Bilgen’e aynı uygulamaya maruz kılıyorsunuz. Bu ülkeyi nasıl talimatlarla yönettiğiniz de bir kez daha açığa çıkmış oluyor. 

TBMM’de ihtisas komisyonları var biri de İnsan Hakları Komisyonu. Bu komisyonun HDP’li iki üyesi de şu anda tutuklu. Biri Ayhan Bilgen diğeri de Burcu Çelik. Buradan bir kez daha tüm tutuklu milletvekillerimize selam olsun. 

Meclis Başkanı olay mahallini 5 trilyonluk arabayla terk etti 

Parlamento iradesi darbelenirken TBMM Başkanı ne yapıyor, Meclisin itibarını 5 trilyonluk arabalarla kurtarmaya çalışıyor. Meclis Başkanına çağrımız var: Arabayla itibar kuramazsınız. Milletvekillerimiz tutuklandığında Meclisin itibarı yerlerde sürünmeye başladı. Siz olay mahallinden 5 trilyonluk araçla kaçmaya çalışıyorsunuz. İnsanlığın en büyük sermayesi onurdur. Makamı mevkiyi koltuğu kaybedebilirsiniz ama onuru yitiren bir birey, bir topluluk onu zor kazanır. Bu nöbet, aynı zamanda bütün insanların onura sahip olmasının andımızıdır. 

Millet iradesine tahammülleri yok 

Bu coğrafya darbeler coğrafyasıdır. 7 Haziran millet iradesine tahammülsüzlüğün sonucu olan seçimi Kasımda yenileme çabası sınırlı kalmadı. Van halkı kendi hizmetkarını seçti. KHK ile OHAL ile milletin iradesi şu an cezaevinde. Bu şehrin hür iradesiyle seçtiği Bekir Kaya şu an cezaevinde. Kimin haddidir. Bu faşist iktidarın milletin iradesine tahammülü yok. And olsun ki bu halkın seçilmişleri cezaevinden çıkana kadar bizler susmayacağız, durmayacağız. 

Kayyum uygulamasının sadece birkaç icraatine bakalım. İlk işleri Maya Kadın Merkezini kapatmak. Bu iktidar kadın düşmanlığında ısrarcı. Bir diğer icraat Erciş Ronahi Kültür Merkezini kapatmak. Kürtçe tabelalar indiriliyor, Kürtçe eğitim kurumları kadın sığınma evleri kapatılıyor. Bunlar sadece birkaç örnek. 

Faşizm inanmadıklarınızı yaptırır 

Bundan birkaç yıl önce bir vali bir makale yazmıştı. Ki ben o makalenin altına imzamı atarım. Normal koşullarda dahi bir mevzuatta İçişleri Bakanına bir belediye başkanın görevden alma yetkisi verilmesinin, seçme ve seçilme hakkına bir saldırı olduğunu söylemişti. O vali şu anda bir belediyeye kayyum olarak atanmış. Faşizm budur. İnanmadığınızı dahi size yaptırır. Zulüm kimden gelirse gelsin buna itiraz etmek gerekir. Vicdan ve Adalet Nöbeti bunları da özgürleştirecek. 

Çifte hukuk uyguluyorsunuz 

AKP Genel Başkanına bir kez de Van’dan sesleniyorum: Siz değil miydiniz “askeri vesayete karşıyız” diyen? “Türkiye’yi AB’ye taşıyacağız” diyen, “yoksullukla, yolsuzlukla mücadele edeceğiz” diyen. Siz değil miydiniz “OHAL’ i kaldıracağız” diyen. Bırakın OHAL’i Türkiye’nin bir tarafı sıkıyönetim altında yönetiliyor. Çifte standart çifte hukuk herkesin kendisine yakın gördüğü hukuku uygulamakta sorun görmüyorsunuz. 

Nöbetimizden neden korkuyorsunuz 

Bu ülkenin ana muhalefet partisi haklı olarak Ankara’dan İstanbul’a bir yürüyüş başlattı. Adeta mihmandarlık rolünü oynadılar. Olması gereken de buydu. Peki, bu ülkenin 3. büyük partisinin nöbetinden bu kadar korkmanızın sebebi nedir? Nereden nereye geldiniz? Bunun içindir ki faşizm herkese kaybettirir. 

Tek tip elbise dayatması işkencedir 

Yıllarca sizin temsil ettiğiniz gelenek tıpkı biz HDP’liler gibi Guantanamo uygulamasını insanlık onuruna saldırı olarak tanımladı. Şimdi AKP Genel Başkanı Guantanamo uygulamasından ilham alıyor ve adeta müjde veriyor. Akıl nerede, Vicdan nerede? 

Sizler neyi kaybettiğinizin hala farkında değil misiniz? 12 Eylül faşist cuntasında tek tip elbise dayatmasının neye yol açtığını bu toplum çok iyi biliyor. Tek tip elbise dayatması işkencedir. Nasıl ki OHAL’i devlete uyguluyoruz deyip cuntanın başaramadığı darbeyi muhalefete gerçekleştirdiniz 

Her fırsatta dünyanın liderlerine ahkam kesiyor. Ey Almanya sen hasbelkader zenginliği yaşamışsın diyor. Almanya hasbel kader zenginliği yaşamadı. Almanya faşizmle yüzleştiği için zenginleşti. 70-80 yıldır terk ettiği bir rejime bu ülkeyi geri göndermek istiyorsun.

Ayhan Oğan doğru söylüyor

Bu konuda en doğruyu söyleyen onların MYK üyesi Ayhan Oğan oldu. Çok açık bir dille itiraf etti ki yeni bir devlet inşa ediyorlar. Şimdi de onu azarlıyorlar. Hiç azarlamayın. Yapmak istediğiniz aynen bu, yeni bir devlet inşa etmek istiyorsunuz. Ama bu yeni bir devlet değil. B topraklara acılar yaşatan zihniyetti. O zihniyet ki Şeyh Said, Dersim, Koçgiri katliamlarını, 12 Eylül Darbesini yaşattı. Şimdi herkes kendi ideolojisine göre devlete format çekiyor. Bu formatı çekerken de ‘devletin beka sorunu var’ yalanına sığınıyorlar. Devletin beka sorunu yok devletin adalet sorunu var. Biz bu sorunu inşallah birlikte aşacağız. 

Sizden öncekiler köy yakarlardı, siz şehir yakıyorsunuz. Sizden öncekiler tekçiydi, siz de tekçisiniz. Sizden öncekiler de ekranları karartırdı siz de karartıyorsunuz. 

Bu toplum iki ucube arasında tercih yapmaya zorlanamaz. Biz HDP olarak eşitlik, adalet, ve onurlu bir barış tecelli oluncaya kadar asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. 

Şu an itibariyle topluma yaşatılan tüm bu baskı bütün bu zor ve zorbalık rejiminin temel dayanağı var: Rojava’da Kürtlerin statü sahibi olması devletin beka sorunuymuş, Güney Kürdistan’da bağımsızlık referandumu devletin beka sorunuymuş. 

Kürtlerle iyi ilişki bu toplumun en büyük çıkarıdır 

Eğer siz Kürtler ve kardeşlik konusunda samimiyseniz neden Rojava’da Kürtlerin statü sahibi olması beka sorunu olsun? Güney Kürdistan’da bağımsızlık neden beka sorunu olsun? Tam tersine bu toplum en büyük çıkarı Kürtlerle iyi ilişkiler kurmaktır. Eğer Rojava’da Kürtler değil de Türkmenler statü kursaydı aynı reaksiyonu mı gösterirdiniz? Güney Kürdistan’da Türkmenler referanduma gitseydi aynı refleksi mi gösterirdiniz?

Senin Kürt kardeşin Bekir Bozdağ 

Çıkmış bir de Demirtaş’a terörist diyor. “53 Kürt kardeşimin ölümüne sebep oldu” diyor. Sen Kürtleri kardeşin olarak görmüyorsun. Senin kardeşin olarak gördüğün birkaç Kürt var. Bunlardan biri de Bekir Bozdağ. Ehmede Xani destanlarında Beko’lar var. Bekolar sana mübarek olsun. Biz Mem’lerin, Zin’lerin izinde olacağız. 

Bu bariyerler vicdanlarımızın buluşmasına engel olmayacak. TR toplumuna dayatılan bu deli gömleğini vicdanlarımızın sesiyle yırtacağız. 

8 Ağustos 2017