Pervin Buldan ve Sezai Temelli'nin konuşmaları

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim bildirgelerimizin açıklandığı toplantıda Eş Genel Başkanlarımız Pervin Buldan ve Sezai Temelli'nin yaptığı konuşmalar:

Pervin Buldan:

Bu gün yeni bir gün!

Bugün güzel bir gün!

Bugün aydınlık bir gün!

Özgürlüğe emin adımlarla yaklaştığımız bir gün.

Halklarımıza demokratik gelecek manifestomuzu açıklıyoruz.

Umutluyuz

Heyecanlıyız

Kararlıyız

Dirençliyiz

Ve BAŞARACAĞIZ. MUTLAKA KAZANACAĞIZ

Büyük Usta Nazım Hikmet’in dediği gibi “İnanın güzel günler göreceğiz, güneşli günler göreceğiz”

BİZ’ler

Değişim için, hep birlikte değiştirmek için geliyoruz!

Eşit ve özgürce yaşamak için geliyoruz!

Adalet için geliyoruz!

Herkesin birbirine sevgiyle baktığı, ülkenin tüm güzelliklerini birlikte paylaştığımız yeni bir başlangıç için geliyoruz!

Kimsenin geleceğinden endişelenmediği, yarınlarına güvenle baktığı huzurlu günleri başlatmak için geliyoruz!

Emeğin, alınterinin hak ettiği karşılığı bulduğu, soframızdaki ekmeğin küçülmediği insanca bir yaşam için geliyoruz!

BİZ’ler  Ege’yiz, Akdeniz’iz, Marmara’yız, Karadeniz’iz, Serhat’ız, Botan’ız, Amed’iz!

Anadolu ve Mezopotamya’yız.

BİZ’ler;

Halayız, Govend’iz, Horonuz, Zeybeğiz

Sarı geliniz

Sivas elleriyiz

Stranız

İlahiyiz

Semahız

Bu toprakların en kadim kimlikleri, inançları ve kültürleriyiz.

Bu topraklarda özgürlüğü ve onuru için direnen, diz çökmeyen direngen halklarız.

Tarlada eli nasır tutmuş köylüyüz

Fabrikada gece gündüz alınteri döken işçiyiz,

Dirseği nasır tutan emekçiyiz

Yaşamı var eden kadınız, anayız

Geleceğin umudu gençleriz

Saçlarını ağartmış emeklileriz

Yıllardır, demokrasi, özgürlük ve emek mücadelesi veren demokrasi güçleriyiz.

Meydanlarda direnen kadınlarız, işçileriz, emekçileriz.

Yıllardır barış mücadelesi veren Barış anneleriyiz

Cumartesi anneleriyiz

Hep birlikte BİZ’leriz

Bu ülkeye huzuru, mutluluğu, hakça, eşitçe ve özgürce yaşamayı çok görenlerin tekçi düzenini değiştirmeye geliyoruz.

Kendi ikballerini  ve koltuklarını koruyabilmek için korku imparatorluğu yaratanların yaydığı karanlığı aydınlatmaya geliyoruz.

Gülmeyi çok özledik. Bu özlemimizi gerçekleştirmeye geliyoruz!

Herkesin umudu, herkesin güler yüzü olan Asyın Demirtaş’ı halklarımızın cumhurbaşkanı yapmak için geliyoruz!

Sayın Demirtaş için artık adayımız demiyorum, Cumhurbaşkanımız diyorum. Çünkü O artık milyonların Cumhurbaşkanıdır! Sayın Demirtaş Kürt halkının cumhurbaşkanıdır, demokrasi güçlerinin cumhurbaşkanıdır.

Sayın Demirtaş eşit ve özgür yaşamla geleceği temsil ediyor.

O’nu cezaevinde rehin tutanlar, O’ndan korkanlar neyi temsil ediyor?

Baskı ve zulümle dolu geçmişi temsil ediyorlar. Halklarımıza yaşattıklarını temsil ediyorlar.

İşte Türkiye’nin tercihi bu noktada önem kazanacaktır.

Geçmiş mi, gelecek mi?

Aydınlık mı karanlık mı?

Sizi geçmişin girdabında sürükleyeni mi?

Yoksa sizleri umut dolu güvenli bir geleceğe taşıyacak HDP’yi ve O’nun Cumhurbaşkanını mı tercih edeceksiniz!

Güler yüzlü, yüreği insan sevgisiyle dolu bir cumhurbaşkanı tüm ülkenin yüzünü güldürür! Umutsuzluğu, karamsarlığı bitirir.

Ve diyoruz ki yüzlerimizin güleceği günlere az kaldı!

Kurtuluşumuza sayılı günler kaldı!

Bekleyin geliyoruz!

Bekleyin Demirtaş geliyor!

Bekleyin halkların umudu ve cesaret kaynağı HDP geliyor!

Değerli Arkadaşlarım

BİZ’ler mücadelemize, yüreğimize ve cesaretimize güvenerek yola çıktık.

Bu yolda kararlı ve emin adımlarla ilerliyoruz.

Onca baskıya rağmen HDP’yi bitiremediler. Biz dimdik ayaktayız. Meydanlardayız! Halkımızın yanındayız.

Onlar yok etmeye çalıştıkça Biz’ler çoğaldık, çoğalıyoruz.

Onlar bizi susturmaya çalıştıkça biz daha yüksek sesle haykırdık. Haykırıyoruz. Direndik. Direniyoruz.

Hep birlikte ülkeyi yönetmeye geliyoruz!

Seyit Rıza’nın dediği gibi bu da onlara dert olsun!

Şimdi artık başarma ve kazanma zamanıdır. Ve başaracağız!

Halklarımızla başaracağız!

Demokrasi güçleriyle başaracağız!

Kadınlarla başaracağız

Gençlerle, işçilerle, emekçilerle başaracağız!

İnanın ki; sıfır baraj için bize karşı ittifak yapanlara sandıktan da sıfır iktidar çıkacaktır.  

Kendileri için barajı sıfırlayanlara halklarımız da iktidarı sıfırlayacaktır!

Yanlış hesap sandıktan dönecektir!

Özgürlük ve demokrasi bizimle, HDP’yle kazanacaktır.

İnanın HDP’ye verilecek her bir oy her şeyi değiştirecek güçtedir.

Onların ayakta tutmak için çırpındığı bu diktatörlük düzenini sizin bir oyunuz ters yüz edecektir!

HDP’ye desteğini verecek bir işçi kardeşimizin oyu onların yolsuzluk düzenini bitirecektir.

Kadınların, gençlerin bir oyu, bu zulmü bitirecektir.

Bir oy deyip geçmeyin. Bir oy herşeyi değiştirir. O yüzden SEN LE DEĞİŞİR diyoruz.

Tüm devlet imkanları, olanakları onların elinde olabilir. Ama gerçek güç bizdedir. Bu güç halklarımızın gücüdür. Haklılığımızın gücüdür. Mücadelemizin gücüdür.

Kuş dala konduğunda dala değil kendi kanadına güvenir

Yeter ki gücümüze ve haklılığımıza inanalım. Bir oy tüm gidişatı değiştirecektir. Halklarımızı bu iktidardan, bu kötü gidişattan kurtaracaktır.

Bir mühürlük ömürleri kalmıştır artık!

Onu da siz yapacaksınız!

Gelin hep yapalım ve bitirelim bu işi!

Seçim çalışmamızı yaparken değişim gücümüze inanalım ve seferber olalım, HDP ve Demirtaş etrafında kenetlenelim.

Tüm yurttaşlarımız şunu bilmelidir ki:

Tekçi-milliyetçi iktidarın sevdası faşizmdir. Ülkenin, halkın geleceği değildir.

Bizim sevdamız ve hedefimiz ise özgürlüktür, barıştır, eşitliktir, adalettir. Onurlu ve eşit bir yaşamdır.

Halklarımızı aydınlık ve demokratik bir geleceğe götürecek olan; HDP’nin hedefleri ve ilkeleridir.

Tekçi iktidar çöküşe götürür. Tıpkı bugün olduğu gibi.

Onlar çöküşü, bizler ise ÇIKIŞI temsil ediyoruz.

Gelin hep beraber BÜYÜK ÇIKIŞI, DEMOKRATİK ÇIKIŞI gerçekleştirelim!

HDP halklarımızın ışığı, cesaret ve umut kaynağıdır.

Aydınlık bir gelecek için bu ışığa herkes güç ve enerji vermelidir ki, kimse karanlıkta kalmasın.

Sandığa giderken yarınlarımızı düşünerek gidelim.

Seçim çalışmalarımızı yürütürken geleceğimizi de şekillendireceğimizin bilincinde olarak bu sürece yaklaşalım.

Oylarımız onurumuzdur. Onurumuza sahip çıkalım!

İNANIN Kİ BAŞARACAĞIZ!

İNANIN VE BAŞARALIM

İNANIN Kİ KAZANACAĞIZ

İNANIN ve KAZANALIM

7 Haziran’da başardık. 24 Haziran’da da başaracağız ve kazanacağız!

Halklarımıza son sözümüz şudur:

Siz yalnız değilsiniz!

Biz varız ve yanınızdayız, sizinleyiz!

HEP BİRLİKTE BİZLER’İZ

Sezai Temelli:

Bugün “yeni bir başlangıç yapmanın tam zamanı”; demokrasiye, ekonomiye, yaşamın neşesine, coşkusuna, insanların kavgasız, çatışmasız bir arada yaşama arzusu üzerine vurulmuş tüm kilitleri açmaya geliyoruz.

Bildirgelerimizden yola çıkarak tek adamlığa, toplumsal kutuplaşmaya, israf ve şatafata nasıl son vereceğimizi bir bir kampanyamız boyunca anlatacağız.

Siyaseti tek kişiye biat kültürünün boyunduruğundan çıkararak özgürleştireceğiz.

Sarayda büyük usta Neşet Ertaş türküsü söylenmeye başlanmış; "seni ilelebet benimsin sandım"… Sarayın son kullanma tarihi 24 Haziran, sonra boşaltıyoruz…

Ortalık vaat kaynıyor. Bütün siyasi partilerin vaatlerini toplasanız bir HDP etmiyor. Bütün cumhurbaşkanı adaylarının demokrasi, hukuk ve insan hakları alanındaki sözlerini toplasanız bir Demirtaş etmiyor. Çözüm arıyorsanız, çözüm HDP’de.

Bu ülkede AKP iktidarından başka bir iktidar görmemiş milyonlarca genç var. Gençler, bize değil, kendinize bir şans verin. Sen’le değişir! Şimdi tam zamanıdır…

Bu ülkede 40 milyondan fazla kadın yaşıyor. 40 milyondan fazla kadın neredeyse yok sayılıyor! Kadınlar biz size başkaları gibi ortalık kirlendiğinde ortalığı temizleyin değil, gelin tam burada sözünüzü söyleyin diye çağrı yapıyoruz.

Kürtler, Türkler, Ermeniler, Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Romanlar, emekçiler, kadınlar, gençler, çocuklar... Yalnız değilsiniz, HDP var. AKP sizin sesinizin kayyımı olmasın, sizin sesiniz tek adamlık rejiminin sustuğu yer olsun.  HDP’ye oy versin ya da vermesin, farklı kimliklere, inançlara ve değerlere, sadece ve sadece halkların buna hakkı olduğu inancıyla sahip çıkıyoruz. Bizlerin kaybedeceği yazlık kışlık saraylarımız, vergi cennetlerinde paralarımız, biat ede ede yükseldiğimiz koltuklarımız yok. Kaybetmekten korkacağımız tek şey bizi hiçbir zaman yarı yolda bırakmamış halklarımızın güvenidir.

Özgürlük verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir. Özgürlüğü satın alamazsınız, özgürlüğün kendisi olabilirsiniz ancak. Bizi özgür kılan hakikattir. HDP Hakikatin sesidir, onun mücadelesidir.

HDP’nin en önemli farkı, bu ülkenin omurgasını oluşturan konularda asla taviz vermemesi, toplumsal güven ve demokrasiye dayanan bir ekonomik ve sosyal yaşam vaadetmesidir. Bizler hep zor zaman dostu gibi, zor zaman partisi olduk. En ufak bir tehditte köşesine kaçanlardan olmadık. Halkımızın sahiplenmesiyle dimdik ayakta durduk. Başta Kürt Halkı olmak üzere tüm muhaliflere AKP el koyduğu araçlarla saldırdığı zamanlarda bile nefretin köreltici söylemlerine savrulmadık. Direndik, kararlı duruşumuzla ve cesaretimizle demokrasi ve barış mücadelemizi sürdürdük.  

Biz her şeyden önce size sorumluluk sahibi bir iktidar vaat ediyoruz. İşçiler iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğinde işi iyi bilmediklerini söyleyip işçileri suçlamayacağız. İşsizlik tırmandığında meslek bilmiyorlar deyip suçu halkın üzerine atmayacağız. Kadınlar şiddete uğradığında “öfkeli kocalar”ı öne atıp cinsiyetçiliği tartışılmaz kılmayacağız. Çocuklar istismara uğradığında “sapık erkekleri hadım edelim” deyip işin içinden sıyrılmaya kalkmayacağız. Bizim size en önemli sözümüz, tırnağınıza zarar gelse kendimizi sorumlu göreceğimizdir.

Halklara, inanç topluluklarına, emekçilere, kadınlara, gençlere en büyük sözümüz bu ülkenin hayalini kurduğu, demokrasiyi de ekonomiyi de eskisinden çok daha ileri taşıyan bir olağanlaşma sürecini başlatmaktır. Biz “yol köprü” iktidarı olmayacağız, İstanbul’da halkın paralarıyla yaptığımız milyon dolarlık mega projeleri Rize’de, Muğla’da Urfa’da yıllarca anlatmayacağız, biz Türkiye Halklarını bu zor dönemde sırat köprüsünden geçiren demokrasi ve barış savunucuları olacağız.

Bildirgemizde olağanlaşma sürecinde hiç beklemeksizin OHAL’in yarattığı zararların bir toplumsal telafi programı ile onarılması sözünü veriyoruz. OHAL’i derhal kaldıracağız. OHAL ihlallerinden kaynaklanan yaraları hiç beklemeden saracağız. Biliyorsunuz, diktatörlüğün sureti, Kürt kentlerinde kayyımlarla hüküm sürüyor. Kayyımlığa son verip iradesini de, hizmetlerini de Kürt Halkına iade edeceğiz.

Eşbaşkanlarımızdan vekillere, eş belediye başkanlarından tüm toplumsal muhaliflere sırf düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde tutulanların özgürlüklerine kavuşması, siyasetin özgürleşmesi için gerekli adımları atacağız. Yüzlerce hasta tutsak iktidarın hırsı nedeniyle cezaevinde ve aileleriyle bir araya gelemiyor. Hasta tutsakların serbest kalmalarını sağlayacak adil bir yargı sistemi, HDP ile uygulamaya geçecek.

Yasama ve yargının siyasetin emrinden kurtulması için parlamentoda üzerimize düşen ne varsa yerine getireceğiz. Adalet Bakanını Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndan çıkarılmasını sağlayacağız. Bugün yargı deyince aklımıza ilk olarak adaletle değil talimatla çalışan bir tulumba mekanizması geliyor. Ama devlet sadece muhalifler karşısında değil kadın karşısında da, emekçi karşısında da, çocuk karşısında da yargıyla güçlüden yana bir ittifak kurmuş. Biz, bu ittifaka son verecek bir program vaat ediyoruz. Bizim vaat ettiğimiz sürecin hayata geçtiği bir siyasi yapıda, tekçilerin, güçlüden yana kendine koltuk ayarlayanların, cinsiyetçilerin, ırkçıların kendine yer bulabilmesine imkân yok.

Bu süreci yönetimin ve harcamalarının şeffaflaşması, halkın yönetime katılımı ve yönetimi denetimi ile ilgili mekanizmaların oluşturulması yoluyla siyasetin çoğulculaşmasına dair adımlarımız izleyecek. Ekonomiyi demokratikleştireceğiz. Sosyal Haklar Programını hayata geçireceğiz. Hakça Dağıtım Sağlayacak bir sosyal büyüme modeli inşa edeceğiz. Tarım başta olmak üzere tüm sektörler doğa ile barışık gelişecek. Halk çiftlikleri ile işsizliğe ve yoksulluğa son vereceğiz.

Toplumun tüm kesimlerinin kangrenleşmiş sorunlarını ise, önemli önemsiz diye ayırmadan, görünmez kılınmış sorunları da kamuoyu önünde açıkça tartışılabilir hale getirerek bu çoğulcu mekanizma ile hep birlikte çözmeyi vaat ediyoruz.

İnsanlar birbirinin yüzüne bakmaz, derdini duymaz hale geldi. Ortalıkta sadece faşizmin gürültüsü var. Bizim derdimiz bu gürültüye son verip bir toplumun toplum olmasını mümkün kılan her şeyin, demokratik taleplerinin duyulur olmasını sağlamak.

Bunun için atılacak ilk adımlardan birini de demokratik anayasa yapım sürecidir. Bizim için anayasa ezilenlerin haklarının garantiye alındığı, eşitsizlik, ayrımcılık ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir sözleşme. Türkiye’deki tüm toplumsal kesimlerin katılımı ile hazırlanacak Demokratik Anayasa, merkezin tahakkümüne karşı yereli, devletin tahakkümüne karşı toplumu, eril zihniyetin tahakkümüne karşı kadını, sermayenin tahakkümüne karşı emeği ve doğayı güçlü tutan yerel demokrasi ile güçlendirilmiş parlamenter sistemi anlayışını esas alacak. Türkiye toplumunun üzerindeki öfke küllerini silkelemenin, ortak sorunları birlikte konuşabilir kılmanın en güçlü adımı bu süreçte atılacak.

AKP iktidarı döneminde yaşadıklarımız hafızalarımızı yıkım ve çatışmayla kilitledi. Ama Türkiye Halklarının, demokrasi taşıyıcılarının güçlü bir barış hafızası var. Bildirgemizde öngördüğümüz olağanlaşma süreci, aynı zamanda bu hafızanın canlanması ve büyümesi için en önemli fırsatı sunacak.

Bildirgedeki her bir talebi, o alanın Komisyonları tüm boyutlarıyla değerlendirerek ve sağlamasını yaparak geliştirdi. Bu anlamda, ortak-kolektif bir sürecin ve emeğin ürünü olmanın gücünü de taşıyor. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

14 Mayıs 2018