Eş Genel Başkanımız Serpil Kemalbay'ın kongremizde yaptığı konuşma

3. Büyük Kongremiz çok stratejik çok önemli bir dönemde gerçekleşiyor. Bugün burada bu tarihsel anın değerini tam olarak karşılayacak şekilde buradasınız.

Zindanlarda rehin olan binlerce yoldaşımızı selamlıyorum. İçeride yükseltilen direniş bu salonda karşılığını buluyor.

7 Haziran’da o kadar büyük bir adım attık ki, egemenler kendi siyasi yok oluşlarını gördüler. Bizlere halklarımıza HDP’ye eş genel başkanlarımız başta olmak üzere belediye eş Başkanlarımıza bütün seçilmişlerimize yönelik topyekûn bir saldırı başlattılar. Fakat Eş Genel Başkanlarımız, partililerimiz, zindanları mücadele alanına çevirdi. Onlar içeride, bizler dışarıda mücadelemizi sürdürdük. Zindanların mücadelesi bizlere güç veriyor, onur veriyor.

Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu her zaman söylüyoruz. Bu yol ayrımında halklarımızın şu sorunun cevabını vermesi gerekiyor: yaklaşık 100 yıldır süren inkarcı, sömürücü, tekçi politikalar devam mı edecek? Faşizm kurumsallaşarak kendini sürdürecek mi yoksa halklar bahçesi olan coğrafyamızda eşit, laik çoğulcu demokrasiyi el birliği ile inşa mı edeceğiz. Biz 7 Haziran’dan bu yana bu sorunun cevabını arıyoruz.

Onlar faşizmle, OHAL ile, KHK’larla halklarımızı sindirmeye çalışarak kendi tek adam rejimlerini bize dayatıyorlar. Fakat biz hayır demeye devam ediyoruz. Özgürlük mücadelemizi inatla, kararlılıkla sürdürüyoruz. 2018 böyle bir yıl olacak. Tek adam mı halklar mı kazanacak sorusunun cevabını aradığımız yıl olacak.

On binlerce HDP’linin, demokrasi mücadelesi yürüten yoldaşlarımızın HDP’nin yanında olması çok önemlidir. O yüzden bu kongre tarihsel bir öneme sahiptir. Burada bize güç veren tüm dostlarımıza dayanışmaları için teşekkür ediyorum.

Bugün faşizmin karşısında durmak el ele vermektir. Faşizm ancak onun karşısında güç birliği yaparak omuz omuza vererek, direnerek yenilir. O yüzden bizler de direniş yolunu seçtik. Bütün toplumsal muhalefeti, tüm ezilenleri hele hele kadınların gençlerin mücadelelerini, taleplerini birleştirmek bizim boynumuzun borcu olsun. Bizler barışı savunmak için herkesin inancıyla, kimliğiyle, beraber yaşayabileceği bir toplumu inşa etmek için mücadele edeceğiz.

Bakın sadece HDP’ye değil herkese saldırdılar. Fakat bu saldırı bizlerin neden birleşmemiz gerektiğini de anlatıyor. Türkiye’yi tek adam rejimini inşa etmek için o kadar büyük bir karanlığa, o kadar büyük bir ekonomik krize ittiler ki halkımız nefes alamıyor. İnsanlar artık yoksulluktan sokağa çıkamaz hale geldi. İşçiler, emekçiler bedenlerini ateşe vererek sorunlarını çözmeye çalışıyorlar.

Afrin bugün bir ilçe büyüklüğünde bir yerdir. Halkların, Arapların, Ezidilerin, Hıristiyanların, Müslümanların kendi kendini yönettikleri bir yere yapılan bu saldırı kabul edilemez.

AKP - Erdoğan iktidarı Afrin’e saldırıyor çünkü toplumun rızasını alamadığı için, zora bağımlı hale geldiği için savaştan başka şekilde yönetemediği için Afrin’e saldırıyor. Afrin’e yapılan bu saldırının Türkiye halklarına hiçbir anlamlı gerekçesi yoktur. Bugün bombaların üzerine imza atanlar bu sivil ölümlerinin sorumlularıdır. Uluslararası mahkemede yargılanacaklardır.

Afrin’de büyük bir direniş gerçekleşiyor. Neden? Çünkü siz halklara karşı savaş açarsanız kaybedersiniz. Çünkü Afrin halkı kendi evini, kendi yaşamını koruyor.

Biz bu ülkede kanın durmasını istiyoruz. Barış sürecinde Sayın Öcalan, halklarımızın birlikte barış içinde yaşaması için çaba harcadı. Fakat iktidar halkların barış imkanını ortadan kaldırdı. Şimdi Suriye’de bu saldırıyı gerçekleştiriyor.

11 askerin yaşamını yitirdiği bilgisi geldi. Gerçek kayıplar ifade edilmiyor. Afrin’de yaşamını yitiren siviller gibi, gerillalar gibi, yurdunu savunanlar gibi hepsi insandır. Bizler insanı yaşattmalıyız. Askeri de yaşatmalıyız. Herkesi yaşatmak bizim sorumluluğumuz. Askerlerin cenazelerini sayamayız, tabutlara dirsek koyup konuşamayız biz.

HDP böyle bir bilinçle mücadele etti. Barış için mücadele ederken kendi yaşamından yola çıktı. Ama bugün savaş gereklidir diyenler kendi iktidarlarından bahsediyorlar. Oysa biz kendi ekmeğimizden, suyumuzdan, çocuklarımızdan söz ediyoruz. Kimsenin çocuklarını savaşa sürmeye hakları yoktur.

Bizler bu mücadeleyi yürüttüğümüz için saldırılara maruz kaldık. Yaşamını yitiren arkadaşlarımız var. Çok mücadele ettik ve ayakta kaldık. Fakat bizler sadece ayakta kalarak demokratik cumhuriyet inşa edemeyiz. Halkların taleplerini yaşatamayız. Bundan sonra nasıl bir yol haritasıyla yürüyeceğiz demek için yüzlerce toplantı yaptık. Partimizin eleştirisini, özeleştirisini halklarımızla birlikte yaptık. Gördük ki bazı eksikliklerimiz var.

Dönemin ruhuna denk gelecek, bir mücadeleyi gerçekleştiremediğimizin özeleştirisini veriyoruz. Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de direnişlerde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Demokratik siyasetin genişlemesini sağlamakta yeterince başarılı olamadığımızı değerlendirdik. Bütün zorluklara rağmen halklarımızın bizlere gösterdiği bu büyük bağlılığı ve bize verdiği cesareti çok daha iyi değerlendirebiliriz. Faşizm varsa onun karşısında demokrasi mücadelesi vardır. Faşizm karşısında büyük bir direnişi, halkları birleştirerek gerçekleştirebiliriz. Bizler 3. Büyük Kongremizden sonra hem politik hem örgütsel olarak mücadelemizi çok daha ileriye taşıyacağız. HDP büyük bir değişimin gücü olmaya devam edecek. Etrafınıza bir bakın; HDP dışında yeni bir söz söyleyen kimse var mı? Yok. Bizler halklarımızın umuduyuz. Halklarımıza yeni bir yaşamı kuracak olanlar; halkların, kadınların, emekçilerin, Kürtlerin, Alevilerin birleşik hareketidir HDP. Bugüne kadar bu mücadeleye omuz verenlere, bu mücadeleyi yükseltenlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Birlikte omuz omuza, bir kişi bile eksilmeden mücadeleye devam edeceğiz.

Bu gemi limana varacak. Biz kazanacağız. Mutlaka kazanacağız! Serkeftin!

11 Şubat 2018