Akdoğan: Cezaevlerinden yükselen sese sessiz kalmayalım

Hakkari Milletvekilimiz Nihat Akdoğan, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada cezaevlerindeki hak ihlallerine değindi. Akdoğan, şöyle konuştu: 

Bizim hakkımızdaki iddianameleri hazırlayan, bizleri içeriye atan ve bunun kararını verenlerin hepsinin FETÖ'den içeride olduğunu hepimiz biliyoruz. Hem iddianameyi hazırlayan savcıların hem tutuklama kararını veren hakimlerin FETÖ'den içeriden olduğu bir süreçte, binlerce insan, on binlerce insan, arkadaşlarımız haksız yere, bu darbecilerin zihniyeti sonucu cezaevlerinde. 

Peki, Hükümete gelince bu darbeciler terörist konumunda gözükürken HDP'ye gelince HDP hakkında ya da arkadaşlarımız hakkında, partimizin siyasetçileri hakkında hazırlanan iddianamelerin tümünü hiçbir sorun yaşamadan, hiçbir kaygı taşımadan kabul ediyorlar. Neden yargı muhaliflere yönelince bunların hazırladıkları iddianameler kabul ediliyor?

Neden tecrit içerisinde tecrit uygulamasına gidiyorsunuz?

Birçok cezaevinden bizlere mektup geliyor. Özellikle Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevinden. Şunu açıkça söyleyeyim: Özellikle askerî darbe döneminde Mamak Cezaevindeki uygulamalar ile Diyarbakır Cezaevindeki uygulamalar neyse bugün Tarsus T Tipi Cezaevindeki uygulamalar da onlardan aşağı değildir. Zaten haksız yere on yıl ceza vermişsiniz; insanlar içeride, sizin elinizde. Neden bu insanlara ceza içerisinde ceza, tecrit içerisinde tecrit uygulamasına gidiyorsunuz?

6 aya varan hücre cezaları var 

Bakın, mektup gönderen arkadaşlarımızın yaşadıkları: Yani kanunda da geçen, bir insana 20 günlük bir ceza verilir. Şu anda içeride olan arkadaşlarımızın 120 güne kadar, hatta 6 aya kadar tek kişilik bir hücrede tutulduklarını biz kendimiz gördük, kendimiz de yaşadık. Tek kişilik bir hücrede sizi tecrit ediyorlar; görüşmeleriniz tek kişilik, her şeyiniz "tek kişilik" üzerine inşa edilmiş. Cezaevlerinde bu tek kişilik yaşama, tek kişilik yalnızlaştırmaya, bireyleştirmeye karşı direnç göstermeniz size kalıyor. 

"OHAL'i kaldırdık." Bununla övünen bir iktidar partisi şu anda, cezaevlerinde, tek tipten tutun diğer uygulamaların tümüne kadar, askeri düzende sayım yaptırma, tek sıra halinde mahkumları, tutukluları yürütme, özellikle bu çıplak aramalar…  "Dindar, muhafazakar" denilen bir parti döneminde insanların çıplak aramaya tabi tutulmasını vicdanlar nasıl kabul edecek? Ahlak bunu nasıl kabul edecek?

Cezaevlerinde ana dilde konuşmayı neden yasaklıyorsunuz? 

Diğer bir şey: "Kürtçe konuşmayın." Ya karşıdaki insanın annesi, babası, kardeşi Türkçe bilmiyorsa? Biliyor ya da bilmiyor, fark etmiyor, neden bir insana "Telefonda ana dilinizde konuşmayın" diye yasak getiriyorsunuz? 

Telefon görüşmelerine tekmil vermeden kimse çıkarılmıyor

Telefon görüşmelerine tekmil vermeden kimse çıkarılmıyor. Dolayısıyla, eğer bu bir darbe süreci değilse, buna niye izin veriyorsunuz? Niye buna karşı sessiz kalınıyor?

Daha önce Meclis Başkanlığı yapan, Hükümet'te de Başbakan yardımcılığında bulunan Sayın Arınç'ın Diyarbakır Cezaevinde kalan Gültan Kışanak için söylediği cümle aynen şu: "Ben olsaydım dağa çıkardım." Yani bu uygulama şimdi, sizin döneminizde de yaşanıyor. Dolayısıyla cezaevlerine bu kadar sessiz kalmayın. Oradaki insanlar da, o insanlar da bu ülkenin vatandaşları.

Cezaevlerinden yükselen sese sessiz kalmayalım

Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçenlerde bir konuşması oldu: "Bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun vardır demektir. Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi de kaybedeceğimizi bilmek zorundayız" diyor. Ben de aynı şeyi söylüyorum. Bugün cezaevlerinden yükselen sese biz de sessiz kalmayalım.

 

13 Nisan 2018

Etiketler : #Nihat Akdoğan